Ana içeriğe geç
Sözlük

risk ile cümle

risk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Bu uygulamalar risk ve getiri açısından görece düşük-orta düzeyde bulunmaktadır.Pela primeira vez os conceitos de risco e retorno são apresentados de forma precisa.
Pistin yarışçılar açısından en fazla risk oluşturan bölümleri genellikle kaçış alanı olarak seçilir.Qualquer orientação da peça central fixa é geralmente considerada como resolvida.
Bu anıtta ismi yer alanlar, çok büyük kişisel risk alarak Yahudileri kurtaran Yahudi olmayan kişilerdir.Você pode pensar que serão os judeus incrédulos que rejeitaram o Salvador.
İnsan hayatı açısından riskli değildir.Não apresenta risco pro ser humano.
Bu akıntılı suda yüzmek çok risklidir.É muito arriscado nadar nessa corrente de água.
Anafilaksi riski altında olanların bir "alerji eylem planı" hazırlamaları önerilmektedir.Mensen die risico op anafylaxie lopen, wordt aangeraden een 'allergie-actieplan' op te stellen.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Het leger werd nu als een onnodige onkostenpost en een politieke bedreiging gezien.
Fırsatlar risklerle karşı karşıya gelebilir.Tegenover de kansen staan de risico's.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.Het risico is het grootst bij jongeren en vrouwen.
İşte burada bir risk alıyorum.Dit is dus een risico.
35 ve üzeri bir vücut kitle indeksi bir erkeğin gut riskini üç katına çıkarır.Een body mass index van 35 of hoger betekent voor mannen een drie maal zo hoog risico op jicht.
Bu nedenle, yaparak alarak bir risk.Integendeel: appelleren is riskeren.
Anafilaksi oranı yıllık olarak 100.000 kişide 4-5'tir ve yaşam boyu riski ise %0,5-2%’dir.Anafylaxie komt per jaar bij 4 tot 5 per 100.000 mensen voor, met een levenslang risico van 0,5% tot 2%.
EUH044 Kapalı ortamda ısıtıldığında patlama riski var.R 44: Ontploffingsgevaar bij verwarming in afgesloten toestand.
Rutin C vitamini takviyesi nezle riskini ya da şiddetini azaltmaz.Regelmatige inname van vitamine C-supplementen verkleint het risico of de ernst van de verkoudheid niet.
Yüksek veya düşük riskle birleştirildiğinde değişken olabilmektedir.En dan maakt het niet uit of het een hoog risico of laag risico variant is, ze kunnen het allebei.
Bu ise riskten kaçınma için ön yargıları ve karar vermedeki risk toleransını da arttırır.Codificatie moet rechterlijke willekeur voorkomen en de rechtszekerheid vergroten.
Bir diğeri de komisyoncunun (borsa aracısı) riskidir.Dit heeft ook zijn impact op het werk van de politieman.
Borçluya veya "yaşayan kitaba" yönelik böyle açık bir tartışma durumuna girme riski yönetilebilir.Het risico voor de lener en het 'levende boek' om in een open discussiesituatie te komen, is beheersbaar.
Nicel risk çözümlemesi yap.Kies de minst gevaarlijke oplossing.
Uygulayıcılar riskler konusunda bilgilendirilmelidir.De investeerders moeten daarom goed op de risico's voorbereid zijn.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.De rol van afkoeling als risicofactor voor verkoudheid is onderwerp van discussie.
Her bir insan çabası biraz risk taşır, ama bazıları diğerlerinden daha risklidir.Alle tropische cyclonen zijn gevaarlijk, maar sommige zijn gevaarlijker dan andere.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Sommige geneesmiddelen kunnen het risico doen toenemen.
En yüksek riski olanlar gebelerdir.De mensen met problemen lopen een grotere risico.
Ayrıca piyasa dışı risk, ekstra piyasa riski ya da çeşitlendirilebilir risk olarak da adlandırılmaktadır.Daarnaast is er nog een bijkomende categorie, hetzij als gevaarlijke, hetzij als bijzondere afvalstof.
Bazı riskler kaçınılmazdır.Wel is het mogelijk bepaalde risico's te verzekeren.
Ayrıca – kontratların yapılanmasına göre- riskler olabilir.Om risico's te beheersen, kunnen maatregelen genomen worden.
Bununla birlikte, hiperürisemi derecesine bağlı olarak risk değişiklik gösterir.Het risico varieert echter, afhankelijk van de mate van hyperurikemie.
Çok az genetik çeşitliliğe sahip olan türler büyük bir risk altındadır.Met name soorten met een klein verspreidingsgebied lopen risico.
Tekrarlama riski yüksek olan bir hastalıktır.Langdurige stress is een risicofactor.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.De kans dat rokers de ziekte krijgen is 2 tot 2,5 keer zo groot als niet-rokers.
Bu açıdan boğulma riskini sıfıra indirerek çocuklar için güvenli bir oyun ortamı oluşturur.Hierdoor werd het risico op inbraak verkleind en ontstond er een veilige speelplek voor kleine kinderen.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.Hij is een voorzichtige speler en neemt weinig risico's.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.Obesitas is wereldwijd een van de belangrijkste vermijdbare doodsoorzaken.
Hidrojen kullanımının verimli hale gelebilmesi için, patlama riskinin mutlaka azaltılması gerekmektedir.Om te voorkomen dat brand ontstaat moet het risico van ontbranding geminimaliseerd worden.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Verwanten van mensen met longkanker lopen een 2,4 maal zo hoog risico als anderen.
Olasılıksal Risk Değerlendirmesi’nin esas amacı da zaten budur.Dit is de eerste risicoverhogende factor.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.Daarbij is risico meetbaar, terwijl dat voor onzekerheid niet het geval is.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.Mensen die dicht bij elkaar zitten, lijken een groter risico op infectie te hebben.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Een slechte werking van het immuunsysteem speelt ook een rol bij een verhoogd risico op ziekte.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Risicofactoren zijn onder meer: armoede, ondervoeding, ontbossing en verstedelijking.
Varoluşsal Risk ve Antropik ilke üzerine çalışmaları ile tanınmaktadır.Hij is bekend voor zijn werk aan het existentieel risico, antropisch principe en de simulatiehypothese.
Bu tür risk grubundaki kişilere "yüksek risk grubundaki kişiler" denir.Deze groep noemt men de ‘risico-uitsluiters’.
Bu insanların, enjekte ilaçlar veya iğneler ile ilgili riski daha yüksek değildir.Deze mensen lopen echter geen verhoogd risico op anafylaxie veroorzaakt door injecties of steken.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.Het risico van infectie met Listeria monocytogenes is groter voor mensen ouder dan 50 jaar.
Alkol bağımlıları için risk, 100 kat daha fazladır.Ponadto, w przypadku alkoholików ryzyko jest 100 razy większe.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Światowa Organizacja Zdrowia zaleca przeprowadzanie testów jedynie wśród grup podwyższonego ryzyka.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.Armia była teraz postrzegana jednocześnie jako niepotrzebna rozrzutność i polityczne zagrożenie.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.Dzielenie ich z innymi naraża na kontakt z wirusem HCV.
Günde 1.500 mg C vitamini alımı gut riskini %45'e kadar azaltır.Przyjmowanie 1500 mg witaminy C dziennie obniża ryzyko zachorowania na dnę o 45%.
Gençlerde ve kadınlarda risk daha yüksektir.W grupie najwyższego ryzyka znajdują się osoby młode i kobiety.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Słabe funkcjonowanie systemu immunologicznego jest także czynnikiem ryzyka choroby.
Hareketli bir yaşam tarzı, riski yarıya indirebilir.Aktywny tryb życia może obniżyć ryzyko zachorowania o połowę.
Sağlık çalışanlarına bağışıklık kazandırılması hastalardaki viral pnömoni riskini azaltır.Zaszczepienie pracowników służby zdrowia zmniejsza ryzyko wirusowego zapalenia płuc wśród ich pacjentów.
İşte burada bir risk alıyorum.Podjęła pewne ryzyko.
Bozulmuş açlık glukozu mortalite için bir risk faktörüdür.Głodzenie proste prowadzi do głodzenia typu marasmus.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Wysokie spożycie napojów słodzonych cukrem jest związane z podwyższonym ryzykiem zachorowania.
Böylece eşlenme sayısı artacağından çatışma riski azalır.Minimalizując przy tym ryzyko przypadkowych strat.
Kurumsal risk yönetimiProces zarządzania ryzykiem
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod