risk ile cümle

risk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Diğer riskler ise kanama, kramplar ve enfeksiyonlardır.ومخاطر الخزعة تتمثل في الكدمات والنزيف والإصابة بالعدوى.
Büyük evlerde kaybolup, baz istasyonlarını bulamama riskleri bulunmaktadır.تزداد فرص انتشارها في المنازل التي تفتقر إلى شروط النظافة الأساسية.
Bu maddeler ölüm riski veya hastanede tutulma süresinde kayda değer bir değişiklik vadetmez.ولا يبدو أنه يؤثر على معدل الوفيات أو معدل دخول المستشفى ككل.
Bu kaybetme riski genellikle azaltılabilir ama yok edilemez.ففي هذه الحالة، يتم تقليل المخاطر ولكن لم يتم التخلص منها نهائيا.
Riskin, aynı zamanda, daha büyük dövmeler için daha büyük olduğu görülmektedir.ويظهر الخطر أيضاً بشكل أكبر في حالة رسوم الوشم الكبيرة.
Preklamsi aynı zamanda bebek ölümü riskini de ikiye katlamaktadır.كما أن مقدمات الارتعاج تضاعف من خطر وفيات ما حول الولادة.
Bu düzeylerin üstündeki kan basıncı yüksek komplikasyon riski göstermektedir.A pressão sanguínea acima destes níveis acarreta um risco elevado de complicações.
GV, risk sermayesi hizmetleri modelini sağlayan ilk risk sermayesi firmalarından biriydi.A GV foi uma das primeiras empresas de capital de risco que empregou o modelo de serviços de capital de risco.
Sigarayı bırakmak hastalıktan dolayı ölüm riskini %18'e kadar azaltır.Parar de fumar diminui o risco de morte em 18%.
Riskler en sonunda "tehlikeli düşüşler için bilgisayar ürünü insanlar kullanılarak" en aza indirgendi.Os riscos eventualmente foram minimizados "ao usar pessoas geradas por computador para as quedas perigosas".
Her iki tip ilaç da akut atak riskini %15–25 aralığında azaltır.Ambos os tipos aparentam diminuir o risco de exacerbações agudas em 15–25%.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.O consumo excessivo de bebidas açucaradas está associado ao aumento do risco.
Normal risk taşıyan bireylerde bu test gebeliğin 24 ila 28. haftalarında yapılması önerilir.Em pessoas de risco normal, o rastreio é recomendado entre a 24ª e a 28ª semanas de gestação.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.O sistema imunológico deficiente também é um fator de risco para a doença.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Os fumadores têm um risco duas vezes superior de desenvolver a doença em relação a não-fumadores.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.Os trabalhos de parto longos estão associados a um maior risco de transmissão.
Bu eşitsizliğin güvenlik risklerini azaltıp azaltmadığı belirsizdir.Não está claro se essa disparidade diminui ou aumenta os riscos de segurança.
Hipertansiyon, yüksek risk taşıyan yenidoğanlarda daha yaygındır.A hipertensão é mais comum em recém-nascidos de alto risco.
En yüksek riski olanlar gebelerdir.As de maior risco pagam mais.
Bu göreli risk için hipotez testi kurmak veya güven aralığı oluşturmak için faydalıdır.Isto é útil, por exemplo, na construção de testes de hipóteses ou intervalos de confiança.
Ne saç uzunluğu ne de saçların yıkanma sıklığı enfeksiyon riskini etkiler.Nem o tamanho do cabelo, nem com que frequência ele é escovado afetam o risco de infecção.
EUH044 Kapalı ortamda ısıtıldığında patlama riski var.R44 : Risco de explosão se aquecido em ambiente fechado.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.São pessoas corajosas, sem medo de se arriscar.
İşte burada bir risk alıyorum."É um risco .
İğne paylaşımından bulaşma riskinin sınırlı olduğu görülmektedir.O risco de transmissão através da partilha de seringas aparenta ser reduzido.
Projenin başlangıcında Apollo rehber bilgisayarı Apollo projesinin en riskli parçası olarak kabul ediliyordu.O computador de guia, que operava em tempo real, era considerado o item mais arriscado do projeto Apollo.
Yanı sıra, hastalık riski de bu yaş üzeri ile artmaktadır.O risco destas doenças aumenta significativamente com a idade.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.O tabagismo é um fator de risco, embora o abuso de álcool não o seja.
Hamilelik sırasında tütün kullanan kadınlar çocuklarındaki KOAH riskini arttırabilirler.As mulheres que fumem durante a gravidez podem aumentar o risco de DPOC na criança.
Sezaryen genellikle vajinal doğumun bebeğin veya annenin sağlığını riske atacağı durumlarda gerçekleştirilir.Este procedimento é geralmente realizado quando um parto vaginal coloca em risco a saúde da mãe ou do bebé.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.A partilha destes objectos pode eventualmente levar à exposição ao VHC.
Writeback (yüksek riskli) Bu yöntemde de sadece metaların günlüğü tutulur, dosya içeriklerinin tutulmaz.Writeback: os metadados são escritos no journal mas não o conteúdo dos arquivos.
Ancak çobanlar yağma riskini azaltmaya çalışıyor.Os gerentes gastam muito tempo tentando reduzir o risco.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Entre os fatores de risco estão a exposição do fumo do tabaco, poeiras e outros tipos de poluição do ar.
Bu durum tedavi edilmezse, ölü doğum riski ile sonuçlanabilir.Quando não é tratada, a doença pode resultar em nado-morto.
Düşük risk.Risco baixo.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.Para reduzir esse risco, foi realizada uma limpeza com gás nitrogênio antes do lançamento.
Kahve tüketimi (çay tüketimi değil) daha düşük bir gut riski ile ilişkilendirilir.Moderado consumo de café também está associado a um risco menor.
Proje risklerini belirle.Identifique os riscos.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.A hipertensão é o fator de risco mais importante e evitável nos casos de morte prematura à escala mundial.
Düzenli bir eğitim ile yüksek riskli işlemleri gerçekleştirmek için eğitilmiştir.Usados para manobrar a formação com alta precisão.
Riskykidd, İngiliz rapçıdır.Professor Green, rapper britânico.
Çalışma esnasındaki kaza riski 10% düşer.Com tratamento adequado o risco de morte é de 10%.
SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.A pseudo-hipertensão entre os idosos é também um factor a considerar.
Risk, proton pompa inhibitör alan kişilerde, H2 antagonisti kullananlara göre daha fazladır.O risco é maior naqueles que tomam inibidores da bomba de protões do que nos que tomam anti-histamínicos H2.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.Não, nós não pensamos que isso seria arriscado.
Nöral tüp defektleri açısından bir risk belirlemez.Mas é necessária especial atenção com os ciclos irregulares.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.O risco de infecção é maior em crianças devido à sua pouca defesa imunitária e relativa falta de higiene.
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.O risco aumenta também com a inalação de fumo de tabaco ou exposição a fumo passivo.
Security (güvenlik, emniyet) Riskten, tehlikeden ve kuşkudan uzak olma derecesini belirler.Segurança é a percepção de se estar protegido de riscos, perigos ou perdas.
Bazı riskler kaçınılmazdır.Correm muitos riscos desnecessários.
Mastektomi ameliyatının ardından göğüs kanseri riski yüzde 87'den yüzde 5'e düştü.Minhas chances de desenvolver câncer de mama caíram de 87% para 5%.
ISO 31000 (2009) / ISO Kılavuzu 73: Riskin 2002 tanımı 'hedefler üzerinde belirsizlik etkisidir.O objetivo da ISO 31000: 2009 é estabelecer princípios e orientações genéricas sobre gestão de riscos.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Os riscos, seja como for, estão sempre presentes.
Ancak, düşük hidroklorotiazid dozunun riski artırmadığı görülmektedir.Por outro lado, as enxaquecas sem aura não aparentam aumentar o risco.
Tarımla ilgili işler de risk taşır.Trabalhar na agricultura é também um fator de risco.
Risk vardır ve garanti yoktur."Não há risco nenhum", garantia.
ISO IEC 31010 (Risk kıymetlendirme teknikleri) sezgisel olmayan detaylı teknik ve araçlar sunmaktadır.ISO/IEC 31010 – Técnicas de avaliação e gestão de riscos.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Em todo o mundo, o principal fator de risco para a DPOC é fumar.
Sigara miktarı arttıkça risk katlanarak artmakta, ancak sigarayı bıraktıktan sonra risk giderek azalmaktadır.O risco aumenta de forma proporcional à quantidade fumada e a quanto mais cedo na vida se começou a fumar.

İlgili Sayfalar