risk ile cümle
risk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Tarımla ilgili işler de risk taşır.Anche l'attività agricola comporta dei rischi.
Hipertansiyon dünya genelinde erken ölümlerde önlenebilir risk faktörlerinden en önemlisidir.L'ipertensione è il più importante fattore di rischio prevenibile di morte in tutto il mondo.
EUH044 Kapalı ortamda ısıtıldığında patlama riski var.EUH 044 – Rischio di esplosione per riscaldamento in ambiente confinato.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiRischio Investimento Valutazione del rischio
İğne paylaşımından bulaşma riskinin sınırlı olduğu görülmektedir.Il rischio di trasmissione da aghi condivisi appare limitato.
Zayıf bağışıklık fonksiyonu da hastalık için bir risk faktörüdür.Un sistema immunitario scarsamente efficiente è inoltre un fattore di rischio per la malattia.
Bu durum tedavi edilmezse, ölü doğum riski ile sonuçlanabilir.Se non trattato, può causare nascite premature.
Hamilelik sırasında tütün kullanan kadınlar çocuklarındaki KOAH riskini arttırabilirler.Le donne che fumano durante la gravidanza possono causare un aumento del rischio di BPCO nel loro bambino.
Her iki tip ilaç da akut atak riskini %15–25 aralığında azaltır.Entrambi gli agenti sembrano ridurre il rischio di riacutizzazioni del 15-25%.
Hipertansiyon, yüksek risk taşıyan yenidoğanlarda daha yaygındır.L'ipertensione è più comune nei neonati ad alto rischio.
Soluk yoluyla alınan steroidlerle beraber alındığında zatürre riskini arttırırlar.Quando vengono utilizzati insieme a steroidi inalatori aumentano il rischio di polmonite.
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.L'esposizione al fumo, sia attivo sia passivo, aumenta il rischio.
2008 Kasım îtibâriyle 191 DYA, NASA sitesinin çarpışma riski sahifesinde bulunmaktaydı.Fino a novembre 2008 sono stati segnalati 191 asteroidi NEA sulla pagina internet del sito della NASA.
P375 Patlama riskine karşı yangına uzaktan müdahale edin.P375 – Rischio di esplosione.
Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar.Tuttavia nelle persone anziane sembra che possano diminuire il rischio.
SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.Il sesso è anche un fattore di rischio.
Herkes temkinli davranıyor, risk seviyesi oldukça yükseldi."Ogni cosa deve avere tensione, andare avanti al ritmo giusto».
İşte burada bir risk alıyorum.Tale possibilità conteneva un rischio.
Nanotoksikoloji nanomalzemelerin potansiyel sağlık risklerini inceleyen bir dalıdır.La nanotossicologia studia i potenziali rischi per la salute dovuti ai nanomateriali.
Zamanla çevresel risk analizi olarak adlandırılan bir risk analizi formu gelişti.Un procedimento basato sull'analisi dei rischi è stato, perciò, sviluppato.
Birçok genin hastalık riskine etki ettiği bildirilmektedir.Altri geni sono associati con un certo rischio di malattia.
Risk, proton pompa inhibitör alan kişilerde, H2 antagonisti kullananlara göre daha fazladır.Il rischio risulta maggiore con gli inibitori della pompa protonica e con gli antagonisti dei recettori H2.
Risk Yönetimi kavramı Kurumsal Yönetimin önemli bir yönünü oluşturmaktadır.Il risk pooling è un importante concetto relativo alla gestione di una catena di distribuzione.
Kaçınmak diğer riskler için yalnızca kabul edilebilir bir alternatiftir.Esiste un'alternativa che consiste nell'accettare solo ciò che è positivo.
Bu durum vücudun bağışıklık sistemini negatif etkiler ve enfeksiyon riski yükselir.Il risultato è un basso livello di anticorpi e il rischio di infezioni.
Üçüncü basamakta orta-yüksek risk ve getiri grubuna giren iş süreçlerinin yeniden tasarımı yer almaktadır.La purificazione precederebbe il terzo momento con il reintegro nel gruppo.
Yanı sıra, hastalık riski de bu yaş üzeri ile artmaktadır.Infine il rischio di sviluppare un tumore dell'ano aumenta con l'aumentare dell'età.
Uzun süre solunmasının akciğer kanseri riskini arttırdığı saptanmıştır.A lungo termine questo può incrementare i rischi di cancro alla pelle.
Marijuana, puro, nargile gibi diğer benzer kullanımlar da risk barındırır.Anche fumare la marijuana, il sigaro e la pipa può aumentare il rischio.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Il rischio aumenta nei fumatori di otto volte rispetto ai non fumatori.
Bu nedenle, yaparak alarak bir risk.È un'impresa foriera di rischi.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.Per ridurre il rischio, venne eseguita una pulizia all'azoto prima del lancio.
(Bu tehlikeli ve riskli!)("Oscenità e furore!").
Bu risklerin bir yönü, merkez bankasının alım satım işlemleri için gerekli olan döviz birikimi ile ilgilidir.La causa di questa differenza è legata al tipo di provvista che deve fare la banca.
OSA tedavisi diyabetik komplikasyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Occorre anche una terapia farmacologica che riduca il rischio di complicanze.
Risklerden kaçınmak.Senza rischio.
Nöral tüp defektleri açısından bir risk belirlemez.Assenza di emissioni odorose in caso di pericolo.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Il principale fattore di rischio a livello mondiale per la BPCO è il fumo di tabacco.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Il rischio maggiore è per gli anziani.
Savaşta risk olmazsa olmazdır.Senza denaro non si fa la guerra.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.L'ultimuomo è stanco della vita, non si assume nessun rischio e cerca solo il benessere e la sicurezza.
Risk çok fazla büyük.Риск слишком велик.
"Risk factors for goiter and thyroid nodules (Guatr ve tiroid nodülleri için risk faktörleri)".«Risk factors for goiter and thyroid nodules».
Biraz batıldır ve dikkatlidir ama gerekirse risk alır.Он осторожный и суеверный, но когда необходимо, он идет на риск.
İşte burada bir risk alıyorum.Тут есть, конечно, риск.
Neredeyse genellikle % 80 karmaşık (riskli) operasyon AIC kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Почти 80 %, обычно сложных, операций проводится с помощью АИК.
Kurgulama risk değerlendirmesinin bütün formlarında temel bir problemdir.Создание риска — это фундаментальная проблема для всех форм оценивания риска.
GV, risk sermayesi hizmetleri modelini sağlayan ilk risk sermayesi firmalarından biriydi.GV былa одной из первых венчурных компаний, использовавших модель венчурных услуг.
Ölüm riskini 2-4 kat arttırır.Курение повышает риск смерти от инсульта в 2-4 раза.
Risklerden kaçınmak.Управление рисками.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Богатые платят больше, чем бедные.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.Последний человек устал от жизни, отвергает риск и ищет только лишь комфорт и безопасность.
Birkaç özel gen varyantı, riski az ila orta miktarda artırır.Ряд конкретных вариантов генов увеличивает риск в низкой или средней степени.
Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm riskini arttırdığı görülmemektedir.Тем не менее, мигрень в целом не увеличивает риск смертности от инсульта или заболевания сердца.
Her şeye rağmen bu plan da risksiz değildir.К сожалению, данная схема не безопасна.
Proje risklerini gözetle ve denetle.Графики в планировании и учёте.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.«Не могу сказать, что излишне рисковал».
Toplam risk bireysel sınıf risklerinin toplamıdır; aşağıya bakınız.Полный риск — это сумма индивидуальных рисков отдельных классов.
Risk (oyun), bir savaş-strateji masaüstü oyunu.«Риск (настольная игра)» — тактическая стратегическая настольная игра.
Retrosesyon anlaşmasında riski kabul eden şirkete retrosesyoner, devreden şirkete retrosedan denir.Перестраховщик, передающий риски в ретроцессию, называется ретроцедентом.