Soluk yoluyla alınan steroidlerle beraber alındığında zatürre riskini arttırırlar.Quando vengono utilizzati insieme a steroidi inalatori aumentano il rischio di polmonite.
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.L'esposizione al fumo, sia attivo sia passivo, aumenta il rischio.
2008 Kasım îtibâriyle 191 DYA, NASA sitesinin çarpışma riski sahifesinde bulunmaktaydı.Fino a novembre 2008 sono stati segnalati 191 asteroidi NEA sulla pagina internet del sito della NASA.
P375 Patlama riskine karşı yangına uzaktan müdahale edin.P375 – Rischio di esplosione.
Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar.Tuttavia nelle persone anziane sembra che possano diminuire il rischio.
SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür.Il sesso è anche un fattore di rischio.
Herkes temkinli davranıyor, risk seviyesi oldukça yükseldi."Ogni cosa deve avere tensione, andare avanti al ritmo giusto».
İşte burada bir risk alıyorum.Tale possibilità conteneva un rischio.
Nanotoksikoloji nanomalzemelerin potansiyel sağlık risklerini inceleyen bir dalıdır.La nanotossicologia studia i potenziali rischi per la salute dovuti ai nanomateriali.
Zamanla çevresel risk analizi olarak adlandırılan bir risk analizi formu gelişti.Un procedimento basato sull'analisi dei rischi è stato, perciò, sviluppato.
Birçok genin hastalık riskine etki ettiği bildirilmektedir.Altri geni sono associati con un certo rischio di malattia.
Risk, proton pompa inhibitör alan kişilerde, H2 antagonisti kullananlara göre daha fazladır.Il rischio risulta maggiore con gli inibitori della pompa protonica e con gli antagonisti dei recettori H2.
Risk Yönetimi kavramı Kurumsal Yönetimin önemli bir yönünü oluşturmaktadır.Il risk pooling è un importante concetto relativo alla gestione di una catena di distribuzione.
Kaçınmak diğer riskler için yalnızca kabul edilebilir bir alternatiftir.Esiste un'alternativa che consiste nell'accettare solo ciò che è positivo.
Bu durum vücudun bağışıklık sistemini negatif etkiler ve enfeksiyon riski yükselir.Il risultato è un basso livello di anticorpi e il rischio di infezioni.
Üçüncü basamakta orta-yüksek risk ve getiri grubuna giren iş süreçlerinin yeniden tasarımı yer almaktadır.La purificazione precederebbe il terzo momento con il reintegro nel gruppo.
Yanı sıra, hastalık riski de bu yaş üzeri ile artmaktadır.Infine il rischio di sviluppare un tumore dell'ano aumenta con l'aumentare dell'età.
Uzun süre solunmasının akciğer kanseri riskini arttırdığı saptanmıştır.A lungo termine questo può incrementare i rischi di cancro alla pelle.
Marijuana, puro, nargile gibi diğer benzer kullanımlar da risk barındırır.Anche fumare la marijuana, il sigaro e la pipa può aumentare il rischio.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Il rischio aumenta nei fumatori di otto volte rispetto ai non fumatori.
Bu nedenle, yaparak alarak bir risk.È un'impresa foriera di rischi.
Bu riski azaltmak için teleskop uzaya bırakılmadan önce içine bir nitrogen gaz boşaltımı yapıldı.Per ridurre il rischio, venne eseguita una pulizia all'azoto prima del lancio.
(Bu tehlikeli ve riskli!)("Oscenità e furore!").
Bu risklerin bir yönü, merkez bankasının alım satım işlemleri için gerekli olan döviz birikimi ile ilgilidir.La causa di questa differenza è legata al tipo di provvista che deve fare la banca.
OSA tedavisi diyabetik komplikasyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Occorre anche una terapia farmacologica che riduca il rischio di complicanze.
Risklerden kaçınmak.Senza rischio.
Nöral tüp defektleri açısından bir risk belirlemez.Assenza di emissioni odorose in caso di pericolo.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Il principale fattore di rischio a livello mondiale per la BPCO è il fumo di tabacco.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Il rischio maggiore è per gli anziani.
Savaşta risk olmazsa olmazdır.Senza denaro non si fa la guerra.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.L'ultimuomo è stanco della vita, non si assume nessun rischio e cerca solo il benessere e la sicurezza.
Risk çok fazla büyük.Риск слишком велик.
"Risk factors for goiter and thyroid nodules (Guatr ve tiroid nodülleri için risk faktörleri)".«Risk factors for goiter and thyroid nodules».
Biraz batıldır ve dikkatlidir ama gerekirse risk alır.Он осторожный и суеверный, но когда необходимо, он идет на риск.
İşte burada bir risk alıyorum.Тут есть, конечно, риск.
Kurgulama risk değerlendirmesinin bütün formlarında temel bir problemdir.Создание риска — это фундаментальная проблема для всех форм оценивания риска.
GV, risk sermayesi hizmetleri modelini sağlayan ilk risk sermayesi firmalarından biriydi.GV былa одной из первых венчурных компаний, использовавших модель венчурных услуг.
Ölüm riskini 2-4 kat arttırır.Курение повышает риск смерти от инсульта в 2-4 раза.
Risklerden kaçınmak.Управление рисками.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.Богатые платят больше, чем бедные.
Son insan yaşamaktan bıkmış, risk almayan, yalnızca huzur ve güvenliğini düşünen kişi olarak tanımlanmıştır.Последний человек устал от жизни, отвергает риск и ищет только лишь комфорт и безопасность.
Birkaç özel gen varyantı, riski az ila orta miktarda artırır.Ряд конкретных вариантов генов увеличивает риск в низкой или средней степени.
Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm riskini arttırdığı görülmemektedir.Тем не менее, мигрень в целом не увеличивает риск смертности от инсульта или заболевания сердца.
Her şeye rağmen bu plan da risksiz değildir.К сожалению, данная схема не безопасна.
Proje risklerini gözetle ve denetle.Графики в планировании и учёте.
Bu denli bir riski göze alamayız' demiştir.«Не могу сказать, что излишне рисковал».
Toplam risk bireysel sınıf risklerinin toplamıdır; aşağıya bakınız.Полный риск — это сумма индивидуальных рисков отдельных классов.
Risk (oyun), bir savaş-strateji masaüstü oyunu.«Риск (настольная игра)» — тактическая стратегическая настольная игра.
Retrosesyon anlaşmasında riski kabul eden şirkete retrosesyoner, devreden şirkete retrosedan denir.Перестраховщик, передающий риски в ретроцессию, называется ретроцедентом.
Otizm riski, çeşitli prenatal ve perinatal faktörlerle bağlantılıdır.Развитие аутизма ассоциировано также с несколькими пре- и перинатальными факторами риска.
Sahaya çıkmak risk değildi benim için.Окопаться в болоте не было возможности.
Bu kuruluşlardan bazıları riski yüksek derecelendirilmiş ve numaralandırılmış bir şekilde yönetmektedir.Некоторые отрасли промышленности управляют риском высоко-определённым количественным способом.
Ani öfkelenirler, tehlike ve macerayı severler, riskli eylem ve hareketleri severler.Он любит риск, опасность, скорость.
Kirlenmenin yüksek seviyeleri insanlar ve çevreye karşı büyük riskler barındırır.Тефровые осадки представляют большую опасность для людей и народного хозяйства.
Ancak bu uygulamaların çeşitli çevresel riskleri de bulunur.Как и все операции, существуют некоторые риски.
Özellikle evsel kullanımda doğal gazın kesilmesi riski yoktur.В улусе ведётся добыча природного газа.
Uygulayıcılar riskler konusunda bilgilendirilmelidir.Предупреждают участников дорожного движения об опасностях.
Kanallar da bu yüzden hiçbir riske girmediler.Поэтому гниль им не грозила.
Eğer, potansiyel kazançlar söz konusuysa kişi riskten kaçınmaya daha yatkındır.В случае выигрыша игроку может быть предложено рискнуть, чтобы увеличить выигрыш.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Возможно, фактором риска является потребление алкоголя.