Ana içeriğe geç
Sözlük

risk ile cümle

risk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Varoluşçu risk türümüzün uzun vadeli potansiyelne veya insanın hayatta kalma savaşına bir tehdittir.Existential risk is a threat to human survival, or to the long-term potential of our species.
Yüksek risk içeren hastane bölgelerini koruyabiliriz.Well, we could protect very high-value targets like clinics.
Bir gün, belki çok genç bir risk sermayedarına sunum yapacaksınız.Someday, you maybe pitching to a really young VC.
Diyelim ki, risk sermayedarı on altı yaşında.Let's say, the VC is sixteen years old.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.And you get a far lower risk of famine, because you actually had two crops to fall back on, not one.
Şehirlerimiz de risk altında olacak, çünkü şehirlerin çoğu kıyıda.And our cities are going to be at risk too, because a lot of these are coastal cities.
İnsanların, bu yüzden onu öldürebileceğini biliyordu, ama bu riski almaya cesaret etti.He knew that people could kill you because of it, but he dared to take that risk.
Bir sürü risk faktörü var, ama ayrıca genetik yatkınlık da söz konusu.Lots of risk factors, but there is a genetic predisposition to prostate cancer.
Ya da tartışmalı şekilde ve riskleri göze alarak, bunu bütün topluma versek ne olur?Or, controversially, and not without its risks, what happens if we just gave it to the whole public?
O zaman borç vermenin algılanan riskleri azalır. -So then the perceived risk goes down, of lending.
Algılanan borç verme riski azalır. -Perceived lending risk goes down.
- Bu yüzden algılanan borç verme riski düştü.So the perceived lending risk went down.
Sence, babamın aldığı riskleri alır mı?Do you think she'd take the risks my father takes?
Ve bu bildiğimiz bütün farklı risk faktörlerinin değişmesi için fazla kısa bir zaman dilimi.And that's too short of a time period for all the different risk factors that we know to change.
Çok fazla hayat risk altında.Too many lives are at stake.
Devlet bizi bu paha biçilemez yerlere götürecek riskleri göze alamaz.The government is unable to take the risks required to open up this precious frontier.
Bu yeni sınıra doğru giderken, risk almaya izin verilmeliyiz.As we are going out there and taking on a new frontier, we should be allowed to risk.
Aslında büyük şirketler, devletler riski göze alamazlar.And in fact, the large corporations, the governments, can't take the risk.
Aldığınız riskin bedelini özkaynağınız ödüyor.Equity kind of takes all of the risk.
Buna karşın, epiglottitis adı verilen hayati riski olan bir durumu varmış.He had a potentially life-threatening condition called epiglottitis.
Onların ikisini de evlerine göndermedim ve bakımlarında herhangi bir risk oluştuğunu düşünmüyorum.Now in both cases, I didn't send them home and I don't think there was any gap in their care.
Kirliliğin risklerinden bahsedecek olursak insanoğluna zarar verecek bir durumu yok.To describe the levels of contamination as significant although
Sakat kalma riski taşıyor.In fact, it carried risk of injury.
[Aşağıdaki risklere girmeyin] [komisyon yok][Avoid the risks of] [free agency]
Yani çok büyük bir risk alındı, ama değdi.So it had been a huge gamble, but it had paid off.
Ve cuma gecesi de riskli seks ya da mutluluk arasında karar vermeye çalışıyoruz."And Friday night we're trying to decide between risky sex or happiness."
Çünkü risk altına girmek istemiyorlar.Because they're not willing to be at risk.
Ve risk almayı bilin" diyorum. NASA!da sevdikleri bir deyim var;NASA has this phrase that they like:
Ve yenilik gerektiren hiç bir önemli uğraş da risk alınmadan yapılamaz.And no important endeavor that required innovation was done without risk.
Bu riskleri almaya gönüllü olacaksınız.You have to be willing to take those risks.
Bence siz de sahip olunmayan malların getirdiği negatif ve riskli durumun farkındasınızdırHe says, I can't handle this anymore.
Richard'ın hayatını tehlikeye attığımıza göre kendi hayatımızı da riske atmalıyız.Now, we risked Richard's life, it's only fair we risk our own lives.
Buna göre, ben öldüğümde, örneğin ilk yılda, karımın ölüm riski ikiye katlanır.So, when I die, my wife's risk of death can double, for instance, in the first year.
O çizgiye göre, eğer arkadaşlarınız obez ise, sizin obez olma riskiniz %45 daha fazladır.It says that, if your friends are obese, your risk of obesity is 45 percent higher.
Anne ya da kız kardeşin meme kanserine yakalanmış olmasından daha yüksek bir risk faktörü.It's a stronger risk factor than having a mother or a sister with breast cancer.
Risk al biraz Dur bir dakikaWhoa, wait a minute.
Risk almayı severler, bazen huysuzdurlar, bir hayli içe kapanıktırlar.They take risks, they're sometimes moody, they're very self-conscious.
Örneğin risk almayı ele alalım.So for example, take risk-taking.
Gençlerin risk almaya eğilimli olduklarını biliyoruz.We know that adolescents have a tendency to take risks. They do.
Risk almak gibi eğlenceli şeyler yaparken ödüllendirildiğinizi hissetmenizi sağlar.It gives you the rewarding feeling out of doing fun things, including taking risks.
Size risk almanın heyecanını verir.It gives you the kick out of taking risks.
Hatta kredi risk durumları kötü olanlara bileEven to bad credit risks.
Cunku kimse dava edilme riskine girmek istemeyecektir.Because no one will want to take the risk of a lawsuit.
Kabuklarini terketmeye, dürüst olmak ve beraberce spontan yasama riskini almaya iter.To come to know each other in profound ways
Kalp krizi geçirme riski yüksek olan kişilerin hayatlarını kurtarabiliriz.We can save the lives of people who are at high risk for a heart attack.
En büyük riski de bu zaten.And so this is one of the great challenges that is going to happen.
Aynı zamanda kirişleri yırtma riski de var.The tendons would also be at risk of tearing.
Down sendromlu bebekler ayrıca yüksek lösemi riski taşır. DoktorunuzBabies with Down syndrome are also at increased risk for leukemias.
- Risk almanın gereği yok.- There's no use taking any chances.
- Risk mi?- Chances?
Bir de risk almaktan bahsediyor.And he talks about taking chances.
Çok riskli bir iş kredi çok daha yüksek.So the risk on a business loan is much higher.
O, hayatını kuram için riske edebilecek türden bir adammış.This is a man who would risk his life on theory.
Kimler risk altında?Who is at risk?
Risk faktörleri nelerdir?What are the risk factors?
Riskli bir durum ve Disney'deki oyuncaklardan daha iyi bir şekilde heyecan vericiIt's risky and it's going to be one hell of a ride -- better than Disney.
İleride açığa satışın riskleri üzerinde de duracağım. .And we'll talk a little bit more about why short selling can be extremely risky.
Ben riski göze alacağım,I'll take my chances
Aslında, işleri daha kötüye götürme riskini taşıyoruz.Indeed, we run the risk of making things worse.
Çünkü uzun süre maruz kalındığında gürültü, iskemik kalp rahatsızlığı riskini artırıyor.long term exposure to noise increases ischemic heart disease and those are the results.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod