Sumitomo'yla beraber riskli bir girişim içerisindeler.They're in a joint venture with Sumitomo.
Herkesin görevini bildiğinden ve tüm olası risklerden önceden haberdar olduğundan emin olun.Be sure everyone knows their roles, and is aware of all potential risks in advance.
Bu çizgileri daha az riskli bir bölgeye taşıyamaz mısınız?"Can't you move them over to a place where there's less of a risk?"
Ve gördüğünüz gibi, çarpma riski çok daha düşük.And as you can see, the risk of collision is much lower.
Ve biz bu riskleri azaltmak için farklı yollar düşünürken çok yaratıcı olabiliriz.We can be very creative about thinking of different ways to reduce these risks.
Üstelik başarmak için her şeyi riske atarız.And we put everything on the line to make that stuff happen.
Ve en riskli grup, equity grubu.Equity tranche.
Orta riskli ve az riskli gruplara yatırım yapmış olan kişiler bundan zarar görmüyorlar.So that's what protects the senior tranche and the mezzanine tranche from defaults.
Bankada yatan para, risksiz getiri, %10.10% risk free interest in a bank.
Ve biliyorsunuz ki, risk almadan sağlayabiileceğiniz yıllık getiri oranı ise %10.And you know in the back of your mind you can get 10% risk free interest.
Şimdi, bilim risk almakla ilgili değil mi? Bu da büyük bir risk değil mi?Now, science is about taking risks, so this is an incredible risk, right?
Benim için risk, onun için değil.For me, not for him. Right?
Ve bunlar risksiz olarak değerlendiriliyor.And these are considered risk-free.
İlkseniz rakibiniz yoktur ve risk de yerel bilgilerin yanlış değerlendirilmesidir.There are no competitors if you're first and the risk is misjudging the local news.
Bence bizim kimliğimiz riskte.Well I believe that our identity is at risk.
Bu risksiz getiri varsayımı hakikaten çok önemli.And this risk-free is the big assumption.
Eğer yatırım gerçekten risksiz olsaydı, bu şekilde iskonto ediyor olabilirdiniz.But if it was risk-free, you could discount it like that.
Çünkü biz risksiz oran demiştik.Because we assumed risk-free.
Her şey risksiz varsayımında bulunduk.Everything is risk-free.
Bu yatırımda örtülü bir risk var.There's some risk implicit in that.
Zorlu geleceğe doğru gittikçe riske atmamız gerekenler de artıyor.The stakes are high as we speed toward a challenging future.
Mevcut bir piyasadaki risk, yerleşik oyuncuların aptal olduğunu düşünmektir.The risks in an existing market is thinking that the incumbents are dumb.
Çünkü iklim değişikliği oluşma riski gerçekten yüksek.Because the risk, the high probability of climate change is real.
Tekrar, riskleri kişisel hale getirdik.We again personalized the risks.
Başka neler risklidir?What else is risky?
İşte bu çok riskli!That's very risky.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.I feel like that what has to happen moving forward is we need to encourage people to take risks.
Riski kucaklayın.Embrace risk.
Her seferinde birer kaşık alarak, riski kucaklamalıyız.One big spoonful at a time, we have to embrace risk.
'A'nın şu yararları ve şu riskleri var.B has these benefits, and these risks.
B'nin şu yararları ve şu riskleri var.What do you want to do?"
Başlangıç olarak bu iyi görünebilir fakat sermaye ve ölçek için risk vardır.Does this work great as a startup but there is a value of death for a capital and scam.
Bu kişiler riske giren insanlar değiller.And the fear of success. "What if they do and i can't handle it"
Ailelerini öldürdüğü insanlar arasında şimdi dolaşırken hayatının riske atıyor.He risked his life as he walked up to people whose families he'd murdered.
Risk ve talep.It's risk and demand.
Onlar erişebilmeyi önemsiyorlar, çünkü hiç ürün olmaması çok büyük bir risk.They care about availability, so the big risk for them is not having product at all.
Bu bazen yüksek maliyetli olan aşırı riskli bir araştırmadır.This is research that's high-risk, sometimes high-cost.
Risk almaya dair bir isteklilik...A willingness to take risks...
Düşünüyorum da gerçekten değişkenlik riskiyle karşı karşıyayız.I think we have a real risk of instability.
Onlarda artmış enfeksiyon riski ve kanser riski vardır.They have an increased risk of infection, an increased risk of malignancy.
Çünkü fırsat gerçek ama risk de gerçek.Well, the opportunity is real, but so is the jeopardy.
Risk de var ve tabii ki yaklaştıkça, daha da zorlaşıyor.There is jeopardy, and of course, the closer you get, it gets harder.
Gözü pek ve riskli şeyler?Something rash and risky?
Siz, risk altındasınız.You're at risk.
Ve bunu onlarla yaptım. Yapılan riskli bir şeydi, çünkü onlar sokak çocuklarıydı.And I did this with them -- a risky thing to do, because they were street kids.
Geleceklerini riske attık.We have compromised their future.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.When oil was at stake, somehow, suddenly, things mattered.
Tamam. Şimdi beni takip edin, çünkü burada büyük bir risk alıyorum.Okay, now follow me on this, because I'm taking a big risk here.
Ve sizi de benimle birlikte bu riski almaya çağırıyorum.And so I'm going to invite you to take a risk with me.
Hepimiz risk altındayız.We're all at risk.
Daha fazla risk alırlar.They take more risks.
Hayatınızı bunun için riske atabiliyorsunuz.And it's significant, isn't it?
Bu testi hiç verememe riskim bile var!There's a chance I may not be able to take it at all!
Riske girmekten bahsederken.So, talk about risk taking.
Geniş çaplı, hayati risk içeren yaralanmalarım vardı.I had extensive and life-threatening injuries.
Ilk sarsintidan sonra ikincisin riski katlanarak artiyor.After that first injury, their risk for second injury is exponentially greater.
Ondan sonra ucuncu beyin sarsintisinda risk daha da artiyor ve boyle devam ediyor.From there, their risk for a third injury, greater still, and so on.
Öğrencilere adil değil ve Amerika'nın küresel liderliğini riske atıyor.It's not fair to students, and it's putting America's global leadership at risk.
Arakçı ödülünü risk alarak kazanır.The shoplifter wins her prize by taking risks.
Varoluşçu riski - İkinci büyük sorun.Existential risk -- the second big problem.