Puanlama sistemi alışverişin riskini azaltmayı amaçlamaktadır.This shoaling mechanism seems reduce their predation risk.
Cumhuriyet'i destekleyenlerin dövülmesi riskiyle karşı karşıya idiler.Those who supported the republic risked being beaten up.
Bu riskler, maddenin iyi havalandırılmış ortamda kullanılmasıyla azaltılabilir.The power can be reduced in such a way that use in explosion-hazardous environments is possible.
Risk Yönetimi kavramı Kurumsal Yönetimin önemli bir yönünü oluşturmaktadır.Risk management integration also plays an important role in corporate governance.
Gürültü kirliliği nedeniyle zaten hemen hemen kör olan hayvanın pervanelerle çarpışma riski arttı.Noise pollution caused the nearly blind animal to collide with propellers.
Cesur bir karaktere sahiptir ve risk almaktan korkmaz.He is a risk taker and not afraid to speak his mind.
Bu kuramlar daha büyük riskler alır.We can take more interesting risks.
1957'de popüler bir savaş-strateji oyunu olan Risk isimli oyunu icat etmiştir.In addition to films, he created the popular strategy board game Risk in 1957.
Bu kandillerden doğacak yangın riskine karşı birkaç oda yüzlerce su kovası ile doldurulmuştur.To prevent the risks of fire, several rooms were filled with hundreds of water buckets.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiLoss function Risk assessment Risk aversion
Nanotoksikoloji nanomalzemelerin potansiyel sağlık risklerini inceleyen bir dalıdır.Nanotoxicology is the field which studies potential health risks of nanomaterials.
OSA tedavisi diyabetik komplikasyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Treatment for OSA can help reduce the risk of diabetic complications.
Bu süreç zarfında dünyadaki gelişen risk yönetimi kavramı daha büyük bir önem kazanmaktadır.Since that time, transportation agency interest in access management has grown significantly.
Bu yüzden de hep gereksiz riskler alır.He always avoided anything risqué.
Marijuana, puro, nargile gibi diğer benzer kullanımlar da risk barındırır.Other types of smoke, such as, marijuana, cigar, and water-pipe smoke, also confer a risk.
Ayrıca her zaman soygun riski de vardır.Still, there's always risk.
Kısacası, o yıllarda müzikal programlar yapımcılar tarafından riskli projeler oldu.In exchange, customers paid for 20 years for power generated by those panels.
Risk, yoksul insanlar için daha yüksektir.This effect is even stronger for poor women.
İlki, risk kontrollerinin etkinliğinin görüntülenmesidir.The first involves the power function.
Bu riskler, infüzyon bölgesinin temiz tutulmasıyla genellikle en aza indirilebilir.These risks can often be minimized by keeping infusion sites clean.
Özellike kömür madenleri açısından büyük risk oluşturmaktadır.This presents a significant hazard to coal mine workers.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.The primary risk factor for COPD globally is tobacco smoking.
Üriner kateterizasyon idrar yolu enfeksiyonu riskini artırır.Cross-species brooding of eggs increases the risk of infection.
Risk faktörü taşıyan bireylerde ise daha erken ve daha sık tarama yapılmalıdır.By advance age these risk factors are double and more likely to occur.
Tehlike ve olma olasılığı riski oluşturur.Depression and hostility appear to be risks.
Vadeli işlem opsiyon borsaları yatırımcıları riskten koruma amaçlıdır.The overriding objective of securities legislation is the protection of the investor.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Otherwise the vaccine is just recommended for those who are at high risk.
Risk bu durumda bir değer üzerinde oluşan bir getiriyle gelen belirsizliğin derecesidir.Risk in that case is the degree of uncertainty associated with a return on an asset.
"Risk Yönetim Süreci Ve Risk Yönetmekte Kullanılan Teknikler"."System Safety and Risk Management".
İnsan hayatı açısından riskli değildir.Not doing this will put lives of people at risk.
Birkaç özel gen varyantı, riski az ila orta miktarda artırır.A number of specific variants of genes increase the risk by a small to moderate amount.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.The spreading of organisms is facilitated when risk factors are present.
Finansal Risk Yönetimi kavramı, uluslararası alanda büyük farklılık gösterebilir.The concepts of financial risk management change dramatically in the international realm.
Mutasyona uğramadan öldürücü olma riski neredeyse yok gibidir.It is virtually impossible to mutilate.
Bu örtünün teminat olarak verilmesi borçlunun hayatını riske atacağından yasaktır.Leaving without permission would be to risk their lives.
Kanallar da bu yüzden hiçbir riske girmediler.We even had canals that ran uphill.
35 ve üzeri bir vücut kitle indeksi bir erkeğin gut riskini üç katına çıkarır.A body mass index greater than or equal to 35 increases male risk of gout threefold.
Bol domates tüketen erkeklerde prostat kanseri riski %40 düşer.Men who had a high consumption of tomatoes reduced their risk of prostate cancer by 40%.
Yüksek risk oluşturan bölümler iptal edilebiliyor mu?Sections that become hazardous will be removed.
Bağırsak kanseri riskini azaltır.Managing Breast Cancer Risk.
Soluk yoluyla alınan steroidlerle beraber alındığında zatürre riskini arttırırlar.When used with inhaled steroids they increase the risk of pneumonia.
Tehlikedeki türler, neslinin tükenme riski çok yüksek olan türlerdir.The species faces a high risk of endangerment in the medium term.
Kokomo'da aileler White'ın okulda bulunmasını kabul edilemez bir risk taşıdığına inanıyorlardı.Many families in Kokomo believed his presence posed an unacceptable risk.
Uygulayıcılar riskler konusunda bilgilendirilmelidir.Members are well aware of the risks.
Tarımla ilgili işler de risk taşır.Working in agriculture is also a risk.
İlaçsız sağaltım yöntemleri süregenleşme riskini arttırır.A lack of health care increases these risks.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.Risk of infection with Listeria monocytogenes is increased in persons over 50 years old.
Enfeksiyon riski davranışların değiştirilmesiyle azaltılabilir.It may be possible to reduce an unacceptable risk by changing the plan.
Anafilaksi riski altında olanların bir "alerji eylem planı" hazırlamaları önerilmektedir.People prone to anaphylaxis are advised to have an "allergy action plan."
Bu risk ilaçtan ilaca değişir.Treatment can vary from therapy to prescription medication.
Her ne kadar ortaya çıkan bu hastalığın sonucu belli değilse de tür risk altındadır.Although the definite fate of this emergent disease is unknown, the species is at risk.
Oluşabilecek riskin nedeni ise ilk doğumda muhtemel karın içinde yapışıklıklar oluşmuştur.May cause birth defects if used in the first trimester.
Lenf ödemi olan dokular enfeksiyon riski yaratır.Any break in the skin carries a risk of infection.
İş dünyasında olası ve bünyesel risk mevcuttur.In the workplace, incidental and inherent risks exist.
Risk yönetiminde, riskin analiz ve kontrolünde temkin ve emniyet argümanıdır.Risk-based auditing is a style of auditing which focuses upon the analysis and management of risk.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.However, there are certain factors that may increase risk of testicular torsion.
Aynı zamanda çıkışta, çıkış yollarını kısıtlayarak riski azaltabilir.Besides, it reduces operational risk by securing the transmission route.
Müzik eleştirmenleri, Neden'i şarkıcının önceki çalışmalarından farklı ve riskli buldular.Music critics found Neden different from the artist's previous works.
Bu gerçekten de riskli bir mesele.This is risky stuff indeed.
Ancak burada en fazla risk altında olan kişiyi sizinle tanıştırmama izin verin.But let me introduce you to the one who is most at risk here.