rezerv ile cümle
rezerv kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1876-1967 yılları arasında göl suyu Norveçte içme su rezervi olarak kullanılmıştır.Der Sognsvann war in den Jahren 1876 bis 1967 Trinkwasser-Reservoir.
Rezerv takımla Segunda Liga'da forma giydi.Ersatzkeeper wittert seine Chance in der Zweiten Liga.
Devletler bastıkları paralar karşılığında altın rezervi bulundurması gerekmekteydi.Deswegen ließ der Staat Währungsreserven anlegen.
Ancak rezervler işletilmemektedir.Die Bestände werden nicht ausgeliehen.
Rezerv edilmiş mayın sayısı 80'e yükseltildi.Es war dem Zahlenwert 80 zugeordnet.
O tarihten beri park, doğal rezerv olarak kullanılmaktadır.Das Gebiet stellt seither ein striktes Naturreservat dar.
Personel ve askeri rezervlerin eğitimini sağlamak.Aus- und Fortbildung von Rettungsdienstpersonal.
Çilek rezervi yıllık 30-35 bin tondur.Der Fang beträgt 20.000–30.000 Tonnen pro Jahr.
Uranyum madeni boldur (yaklaşık 400 000 ton rezerv).Die Uranreserven der gesamten Mine liegen bei rund 24.000 Tonnen Uranerz.
26 Mayıs 2009'dan itibaren adanın tümü UNESCO "Biyoküre Rezervi (Biosphere Reserve)" olarak ilan edilmiştir.Seit dem 26. Mai 2009 ist das Biosphärengebiet Schwäbische Alb auch als UNESCO-Biosphärenreservat anerkannt.
Rezervuar, tuvaletlerde işlem bittikten sonra temizleme amacıyla kullanılan tanktır.Bei neueren Geräten dienen Reinigungsdüsen im Tank der besseren Säuberung nach Beendigung des Einsatzes.
Bölgede su rezervleri iyi düzeydedir.Die Fischbestände vor Ort sind gut.
Rezerve(16 bit): Gelecekteki kullanımlar için boş bırakılmıştır ve değeri şu an için sıfırdır.Reserved (4 Bit) Das Reserved-Feld ist für zukünftige Verwendungen reserviert.
"Bir otel odası rezervasyonu yaptınız mı?" "Henüz değil, üzgünüm.""Avez-vous réservé une chambre d'hôtel ?" "Pas encore, désolé."
Bir otel rezervasyonu istiyorum.J'aimerais réserver une chambre d'hôtel.
Bu masa rezerve edildi.La table est réservée.
Biletleri rezerve edeceğim.Je vais réserver les billets.
2004'te, İran'ın doğal gaz rezervinin büyük bir kısmı henüz kullanıma açılmamış durumdaydı.En 2005, une grande partie des réserves naturelles de gaz de l'Iran étaient demeurées inexploitées.
11 Eylül 1989: Ajdabiya rezervuarına.11 septembre 1989 : au réservoir d'Ajdabiya.
4 Eylül 1991: Ghardabiya rezervuarına.4 septembre 1991 : au réservoir Ghardabiya.
Virüsler hala yeryüzünde keşfedilmemiş genetik çeşitliliğin en büyük rezervuarlarından biridir.Ils restent l'un des plus grands réservoirs de diversité génétique inexplorés sur la planète.
Rezerve(16 bit): Gelecekteki kullanımlar için boş bırakılmıştır ve değeri şu an için sıfırdır.Reserved (16 bits) Réservé pour une utilisation future (mis à zéro en attendant.)
Guatemala’daki 15.000 km² lik komşu Maya Biyosfer Rezervi’nde 465 ile 550 hayvan olabilir.La réserve de biosphère Maya au Guatemala contiendrait, quant à elle, de 465 à 550 animaux.
Dja Doğa Rezervi ya da Dja Fauna Rezervi, Kamerun'un güney doğusunda yer alan bir doğal parktır.La réserve de faune du Dja est une réserve faunique située au sud-est du Cameroun.
Rezervde 16 değişik altın para bulunmaktadır.Il existe 16 variétés de pièces en or d'investissement.
26 Mayıs 2009'dan itibaren adanın tümü UNESCO "Biyoküre Rezervi (Biosphere Reserve)" olarak ilan edilmiştir.Le 26 mai 2009, l'ensemble de l'île est reconnu réserve de biosphère par l'Unesco.
Sichuan Dev Panda Barınağı, yedi doğa rezervi ve dokuz doğa parkından oluşmaktadır.Les sanctuaires des pandas géants de Sichuan regroupent sept réserves naturelles et neuf parcs paysagers.
Bunun yanında dünyadaki en büyük bakır rezervleri, Filipinler'dedir.Une des plus fortes concentrations de requins-baleines dans le monde se trouve aux Philippines.
Buradaki rezervler, dünya rezervlerinin % 10'u kadardır.Cela représenterait environ 10 % des réserves mondiales connues.
Metlakatla, Alaska'da federal olarak tanınan tek Kızılderili Rezervasyonudur.L'intégralité de l'île est une réserve indienne, la seule en Alaska.
Ama 1940'larda petrol rezervlerinin keşfiyle ülkenin tüm ekonomisi değişime uğradı.C'est la découverte du pétrole dans les années 1940, qui va complètement transformer l'économie du pays.
Ülkede bir milyar ton petrol rezervi bulunduğu tahmin edilmektedir.On estime à 100 millions de barils de réserves pétrolières du pays.
OAPEC ülkeleri dünya petrol rezervinin %60'ına sahiptir.Wisconsin Energy possède 60 % American Transmission.
Çin'in antimon rezervleri dünyadaki bilinen en büyük rezervlerdir.Les momies chinoises sont les mieux conservées du monde.
Bunun bir örneği Kaynak Rezervasyon Protokolüdür (RSVP).C'est un modèle basé sur un protocole de signalisation RSVP.
Afganistan çok zengin bakır rezervine sahiptir.L'Afrique est réputée avoir un sous-sol extrêmement riche.
Bir rezerv orman olarak 1905 yılında kurulan park 2005 yılında yüzüncü yılını kutladı.Le parc a fêté son centenaire en 2005, après son classement en Reserved forest en 1905.
Bu kez rezervlerini doldurmak için denize erkekler gider.Cette fois, les pilotes arrivent à se poser.
Doğal rezervleriyle meşhurdur.Elles sont classées réserves naturelles.
Prestvannet gölü adanın ortasında yer almakta ve göl ile etrafındaki alan şu anda doğal rezerv alandır.Le lac Prestvannet occupe le milieu de l'île et constitue avec ses abords une réserve naturelle.
Ana rezerv alanlarından Tengiz en büyük beş kara petrol alanlarındandır.Les cinq pays classés ici sont quasiment démunis en hydrocarbures.
Rezervuar Köpekleri ya da orijinal adıyla Reservoir Dogs, Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino'nun ilk filmi.Enfin, il a coproduit et joué le rôle principal dans Reservoir Dogs, le premier film de Quentin Tarantino.
Sinharaja Orman Rezervi, Sri Lanka'da bir ulusal parktır.Donald est garde forestier dans un parc national.
Titanyumun bilinen toplam rezervi yaklaşık olarak 600 milyon tondur.Les réserves totales du Syvach comprennent environ 200 millions de tonnes de sel.
Yakın gelecekteki bir başka kriz Ortadoğu'daki petrol rezervlerinin tükenmesi olacaktır.Elle a été la première société à exploiter les réserves pétrolières du Moyen-Orient.
Moğolistan'ın tatlı su rezervlerinin %70'ini, Dünya'nın tatlı sularının ise %0.4'ünü oluşturur.Seulement 0,3% de l'eau douce est sous forme liquide à la surface de la terre.
Real Madrid'in ikinci rezerv takımıdır.C'est le second réservoir artificiel du Maroc.
Bu uygulama, kazançsız rezerv gereksinimi olarak adlandırılmaktadır.Ce recyclage apparaît comme une perte inutile d’argent.
Türkiye'de üretilebilir ham petrol rezervi 334,5 milyon varil hesaplanmıştır.Les réserves attestées et probables sont estimées à 310 millions de barils.
Ayrıca Riete civarında çok güzel doğa rezervleri bulunur.Un grand nombre de réserves naturelles sont aussi situées à proximité immédiate.
Masa rezervasyonunuz var mı?¿Tiene usted mesa reservada?
Bir otel rezervasyonu istiyorum.Quisiera hacer una reserva en el hotel.
Merhaba, benim bir rezervasyonum var, adım Kaori Yoshikawa. İşte onay kartı.Hola, tengo una reserva, mi nombre es Kaori Yoshikawa. Aquí está la tarjeta de confirmación.
Tom'un bir rezervasyonu var.Tom tiene una reserva.
Uçuş rezervasyonumu onaylıyorum.Confirmo mi reserva de vuelo.
Rezervasyonlarımı bile yaptırdım.Ya tengo las reservas hechas.
Agoda.com otel rezervasyonlarında en düşük fiyat garantisi verir.Agoda.com garantiza el mejor precio en hoteles.
Siçuan, bilinen doğalgaz rezervlerinin ve üretiminin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır.Sichuán representa casi la mitad de las reservas y la producción de gas natural conocidas.
Çin'in antimon rezervleri dünyadaki bilinen en büyük rezervlerdir.Las reservas de antimonio de China son las más grandes del mundo.
Bunun bir örneği Kaynak Rezervasyon Protokolüdür (RSVP).Un buen complemento sería un protocolo de reserva de recursos (RSVP).
İlgili Sayfalar