Herkesin önünde rezalet çıkarmayın.Don't make a scene in public.
Bu bir rezalet.It's a disgrace.
Bu bizim aile için bir rezalet.It's a disgrace to our family!
O bir rezaletti.It was a disgrace.
Gösteri küçük çaplı bir rezalet çıkardı.The exhibition caused a minor scandal.
Olanlar bir rezaletti.What happened was a disgrace.
Tom, sen bir rezaletsin.Tom, you're a disgrace.
Bu hapishane bir rezalettir.This prison is a disgrace.
Sami, Leyla'nın düğününde bir rezalete neden oldu.Sami caused a scene at Layla's wedding.
Bu özgürlüğü büyük bir rezalet ve başına gelebilecek büyük bir hakaret olarak gördü.She looked upon this liberty as the greatest disgrace and affront that could happen to her.
Etrafında döndüğün her anda polisler bir tür rezalet çıkarmaya çalışıyordu."Every time you turned around the cops were pulling some outrage or another."
Bu kadar pisliğin, sefaletin, rezaletin içinde.So much anger, sorrow, ugliness.
1) bu büyük rezaletten ancak kendisini kurtarabildiğini yazar.They are found by Goal who can only rescue one of them.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Maybe terrible over there, but not too bad there, etc., etc.
Bu bir rezalet.That's a disgrace.
Bildiğiniz şey, eskiden üç dolar ödediğinizdi; 25 resmen rezalet.What you knew is, you paid three dollars in the past; 25 is outrageous.
Somutlaşan bu yasalar rezaleti, bozulması ve aşağılanma için özür dileriz.We apologize for the indignity, the degradation and the humiliation these laws embodied.
Rezalet saçar soylular üzerine, Güçlülerin kuşağını gevşetir.He pours contempt on princes, and loosens the belt of the strong.
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.He pours contempt on princes, and causes them to wander in a trackless waste.
Savaş gazisi Damir M. SETimes'a verdiği demeçte, "Bu bir rezalet."This is outrageous.
Bu özgürlüğü büyük bir rezalet ve başına gelebilecek büyük bir hakaret olarak gördü.She looked upon this liberty as the greatest disgrace and affront that could happen to her.
1948'den beri bizimle olan İsrail'in rezaletini silmek için bu bizim fırsatımızdır.This is our opportunity to wipe out the disgrace which is Israel which has been with us since 1948.
Modern Roma Katolik Kilisesi'nin de rezalet (infamy) adı verilen benzer bir kavramı vardır.The modern Roman Catholic Church has a similar concept called infamy.
Ehl-i dil olanlar rezalet içindedir.Die Sprache der Ersja ist Ersjanisch.
Ehl-i dil olanlar rezalet içindedir.Le singole lingue sono in corsivo.
Etrafında döndüğün her anda polisler bir tür rezalet çıkarmaya çalışıyordu."Toda vez que você se virava, os policiais estavam criando alguma indignação."
Bu kadar pisliğin, sefaletin, rezaletin içinde.Dessa var Flatön, Ängön och Rapön.
Etrafında döndüğün her anda polisler bir tür rezalet çıkarmaya çalışıyordu."Якщо наполягали, щоби прийняти, часто поручав дати ту жертву якомусь убогому».
Savaş devam ettiği için bu rezalet de aynı oranda artmıştı.Din moment ce această speranță s-a spulberat, războiul a continuat.
Ehl-i dil olanlar rezalet içindedir.Az őslakosok nyelvei kihalóban vannak.
Etrafında döndüğün her anda polisler bir tür rezalet çıkarmaya çalışıyordu."Joka kerta kun käänsi selkänsä, kytät olivat mukana yhdessä jos toisessa skandaalissa.”
Bu özgürlüğü büyük bir rezalet ve başına gelebilecek büyük bir hakaret olarak gördü.Η Χαφσά θεώρησε την ελευθερία ως την μεγαλύτερη ντροπή και προσβολή που θα μπορούσε να της συμβεί.
Savaş devam ettiği için bu rezalet de aynı oranda artmıştı.Όταν οι συνομιλίες αποδείχθηκαν άκαρπες ο πόλεμος συνεχίστηκε με την ίδια σφοδρότητα.
Etrafında döndüğün her anda polisler bir tür rezalet çıkarmaya çalışıyordu."Nếu rút quân về, giặc nhất định thừa cơ đuổi theo".
Ehl-i dil olanlar rezalet içindedir.Jukagyrų kalbos yra nykstančios.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Cũng có thể là kinh khủng ở đàng kia, nhưng lại có thể chấp nhận được ở đây, v.v...
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Het kan verschrikkelijk zijn hier, niet zo slecht daar, enzovoort, enzovoort.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Kanske hemskt där borta, men inte så illa där, och så vidare.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.저쪽은 끔찍하고, 이쪽은 들을만하고, 기타 등등
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Könnte hier gräßlich sein, aber dort nicht schlecht, und so weiter und so weiter.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Možná hrozné támhle, ale ne zas tak zlé tam, a tak dále, a tak dále.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Možno hrozné tam, ale tu nie až také zlé, a tak ďalej, a tak ďalej.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Oppure terribile qui, ma non tanto male là, e così via.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Peut-être horrible par là-bas, mais pas si mal là, et cetera et cetera.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Poate fi ingrozitor acolo, dar nu asa de rau dincolo, etcetera, etcetera.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Tal vez terrible allá, pero no demasiado malo allí, etcétera, etcétera.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Talvez terrível aqui, mas aceitável acolá, etc.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Vagy ott szörnyű, amott meg kevésbé rossz, és így tovább.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Може бути страшним там, але не таким вже поганим там, і так далі.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Може да е ужасно хей там, а да не е зле там, и т. н. и т. н.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.Может быть ужасным там, но не настолько плохим там и так далее.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.אולי נוראי שם, אבל לא רע שם, וכולי, וכולי.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.ربما سيئة هناك، لكنها ليست سيئة للغاية هناك، وهلمجرا، هلمجرا.
Belki şurada rezalet ama, orada pek de fena değil, vesaire vesaire.思い通りに弾ける会場に
Bildiğiniz şey, eskiden üç dolar ödediğinizdi; 25 resmen rezalet.과거에 3달러를 냈으니 25달러는 지나치다고 생각하는거죠.
Bildiğiniz şey, eskiden üç dolar ödediğinizdi; 25 resmen rezalet.Amit tudtak az, hogy a múltban 3 dollárt fizettek; 25 iszonyúan sok.
Bildiğiniz şey, eskiden üç dolar ödediğinizdi; 25 resmen rezalet.Ceea ce ştiaţi este că în trecut aţi plătit trei dolari; 25 este strigător la cer.
Bildiğiniz şey, eskiden üç dolar ödediğinizdi; 25 resmen rezalet.Hvad man ved er, man betalte 3 dollars i fortiden; 25 er skandaløst.
Bildiğiniz şey, eskiden üç dolar ödediğinizdi; 25 resmen rezalet.Lo que sabían era que pagaron tres dólares en el pasado; 25 sería una locura.
Bildiğiniz şey, eskiden üç dolar ödediğinizdi; 25 resmen rezalet.Những gì bạn biết là bạn đã trả 3$ trong quá khứ, nên 25$ thì không chấp nhận được.