Ilk örnek daha önce sadece restoranlara not veren첫번째로는 Zagat(세계 호텔 레스토랑 가이드북)이 실제로는
Ilk örnek daha önce sadece restoranlara not verenZagatサーベイの点数付けのおかげで レストランから病院まで 様々なものが
Ilk örnek daha önce sadece restoranlara not verenΑρχικά έχουμε μια εξέλιξη, αυτή του
Ilk örnek daha önce sadece restoranlara not verenВ качестве первого примера можно привести недавний факт того, что
Ilk örnek daha önce sadece restoranlara not verenПърво, просто издигането на факта, че
Ilk örnek daha önce sadece restoranlara not verenראשית, ישנה העלייה בעובדה ש'זאגאט' יצאה והתרחבה
Ilk örnek daha önce sadece restoranlara not verenبداية هو حقيقة أن إرتحال زاغات وتنويعها
İnternetten baktım ve buraya gelmeye karar verdim. Restoranınız çok şirin!Przegladałam internet i postanowiłam tutaj przyjść pańska restauracja jest naprawdę piękna
John's Grill, filmde bir sahnede kısaca gözüken bir yer, hala San Francisco'da canlı bir restoran,A John's grillbár, amit a
John's Grill, filmde bir sahnede kısaca gözüken bir yer, hala San Francisco'da canlı bir restoran,불과하다고 생각했죠. John's Grill 이라는 식당이 영화 "몰타매"에서도 잠깐 나오는데요.
John's Grill, filmde bir sahnede kısaca gözüken bir yer, hala San Francisco'da canlı bir restoran,ג'ונס גריל, שבעצם נראה לזמן קצר בסרט "הבז המלטזי", עדיין מסעדה בסן פרנסיסקו
John's Grill, filmde bir sahnede kısaca gözüken bir yer, hala San Francisco'da canlı bir restoran,منطقة جونز غريل، التي ظهرت بسرعة في فيلم " الصقر المالطي،" ما تزال منطقة قابلة للحياة في سان فرانسيسكو،
John's Grill, filmde bir sahnede kısaca gözüken bir yer, hala San Francisco'da canlı bir restoran,ジョンズ・グリルという店は 現在でもサンフランシスコに存在しており 映画の中でウィルマー・クックを 演じたエリシャ・クックは
KA: Tamam, bu tamamen zevk ile alakalı -- kumarhaneler, oteller ve restoranlar...Este vorba de plăcere - cazinouri, hoteluri și restaurante.
KA: Tamam, bu tamamen zevk ile alakalı -- kumarhaneler, oteller ve restoranlar...KA: 네. 카지노, 호텔 레스토랑 같이 즐거움과 관련된.
KA: Tamam, bu tamamen zevk ile alakalı -- kumarhaneler, oteller ve restoranlar...Tu chodzi o przyjemność: kasyna, hotele i restauracje.
KA: Tamam, bu tamamen zevk ile alakalı -- kumarhaneler, oteller ve restoranlar...Votre travail est lié au plaisir, les casinos, les hôtels, les restaurants.
KA: Tamam, bu tamamen zevk ile alakalı -- kumarhaneler, oteller ve restoranlar...ק.א: מדובר בעינוגים - בתי קזינו, מלונות ומסעדות.
KA: Tamam, bu tamamen zevk ile alakalı -- kumarhaneler, oteller ve restoranlar...كورت أندرسون: حسنا..أعمالك هي للمتعة و التسلية كأندية القمار، الفنادق و المطاعم
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Așa că am intervievat-o în Oakland, într-un restaurant de sushi.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Così andai a Oakland a intervistarla, in un sushi bar.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Dělala jsem s ní rozhovor v Oaklandu, v sushi restauraci.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Dus ik interviewde haar in Oakland, in een sushi restaurant.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Entonces la entrevisté en Oakland en un restaurante de sushi.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Entrevistei-a em Oakland, num restaurante de sushi. E eu disse:
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Ich habe sie also in Oakland interviewt, in einer Sushi-Bar.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Je l'ai donc interviewé à Oakland, dans un restaurant de sushi.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Så jag intervjuade henne i Oakland på en sushirestaurang.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Så jeg interviewede hende i Oakland, på en sushi restaurant.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Saya mewawancarainya di sebuah restoran sushi di Oakland.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Spotkałyśmy się w Oakland, w restauracji sushi.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Takže som ju vyspovedala v Oaklande, v sushi reštaurácii.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Tehát, meginterjúvoltam Oaklandben, egy sushi-étteremben.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Tôi đã phỏng vấn cô ấy tại Oakland, trong một nhà hàng sushi.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Οπότε της πήρα συνέντευξη στό Όκλαντ, σε ένα εστιατόριο σούσι.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Интервюирах я в Оукланд, в ресторант за суши.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.Мы говорили в Окленде, в японском ресторане.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.אז ראיינתי אותה באוקלנד, במסעדת סושי.
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.لذا أجريت معها مقابلة في أوكلاند في مطعم سوشي
Kendisiyle Oakland'de bir suşi restoranında görüşme yaptım.寿司屋でインタビューしました そこで「今ここで すぐにできますか?」と聞いたら
- Knez Mihailova (Ruski Car adlı restoranın bulunduğu sokak)- Knez Mihailova (Ruski car)
- Knez Mihailova (Ruski Car adlı restoranın bulunduğu sokak)- Knez Mihailova (Ruski car)
Küba'nın füze krizi çözüldü. bir Çin restoranında쿠바 미사일 위기를 중국 식당에서 해결했기도 했는데
Küba'nın füze krizi çözüldü. bir Çin restoranındaLa crisis de los misiles de Cuba se resolvió en un restaurante chino
Küba'nın füze krizi çözüldü. bir Çin restoranındaמשבר הטילים בקובה נפתר במסעדה סינית
Küba'nın füze krizi çözüldü. bir Çin restoranındaتم حل أزمة الصواريخ الكوبية في مطعم صيني
Küba'nın füze krizi çözüldü. bir Çin restoranındaそれはとある中華料理店です そのお店はワシントン・DCにあるイエンチン・パレスといいます
Man Ok Kwan? Bu Çin Restoranında mı?Man Ok Kwan?<br />Ist das ein chinesisches Restaurant?
Man Ok Kwan? Bu Çin Restoranında mı?مــان-أُك-كوان؟ هل هو مطعم صيني؟
McDonald's a benzediğini söyleyebilirim. Çok sayıda farklı yönden McDonald's restorantlarına.様々な点で-
Meşeevi odun elementi, Suevi ise su elementi, ve şimdi de daha sonra yapacağım beş restoranı에이콘 하우스는 나무를 바탕으로 하고 있고, 워터하우스는 물을 바탕으로 하고 있습니다. 그리고 저는 생각해봅니다. 저는 다섯가지 중국 의학의 침술 전문요리를
Meşeevi odun elementi, Suevi ise su elementi, ve şimdi de daha sonra yapacağım beş restoranıבית האצטרובל היא מיסוד העץ, בית המים הוא אלמנט המים, ואני חושב, אני עומד לפתוח, חמש מסעדות מבוססות
Meşeevi odun elementi, Suevi ise su elementi, ve şimdi de daha sonra yapacağım beş restoranıأكورن هاوس هو عنصر الخشب، ووترهاوس هو عنصر الماء، وأفكر، بل أني سأنفذ، خمس مطاعم مبنية
Meşeevi odun elementi, Suevi ise su elementi, ve şimdi de daha sonra yapacağım beş restoranıそして今考えているのは、というより実際に作ろうとしているのは 5つのレストランで、それは 中国の五行思想にベースを置いたものです。
Mesela sadece kilere bakarak bir Fransız Restorantı ile Çin restorantı arasındaki farkları gösterebilirsiniz.예를 들어 중화요리점과 프랑스식 식당을 비교하는 경우에는, 각 식당의 창고만 보고도 차이를 확실히 얘기할 수 있을 겁니다.
Mesela sadece kilere bakarak bir Fransız Restorantı ile Çin restorantı arasındaki farkları gösterebilirsiniz.Със сигурност можете да различите китайски ресторант от френски, по това какво имат в килера за храна.
Mesela sadece kilere bakarak bir Fransız Restorantı ile Çin restorantı arasındaki farkları gösterebilirsiniz.בטוח שנוכל להגיד מה ההבדל בין מסעדה סינית למסעדה צרפתית לפי מה שיש להן במזווה.
Mesela sadece kilere bakarak bir Fransız Restorantı ile Çin restorantı arasındaki farkları gösterebilirsiniz.تستطيعون بالتأكيد معرفة الفرق بين مطعم صيني و مطعم فرنسي عن طريق معرفة مالديهم في حافظتهم.
Mesela sadece kilere bakarak bir Fransız Restorantı ile Çin restorantı arasındaki farkları gösterebilirsiniz.中華とフランス料理店の違いは 確実に分かります 材料のリストから分かることは確かにあり
Museviyim, ama Olive Garden restoranı ne kadar İtalyansa, ben de o kadar Museviyim.Ich bin Jude, aber ich bin so jüdisch, wie [die Restaurantkette] "Olive Garden" italienisch ist.