Ana içeriğe geç
Sözlük

resmen ile cümle

resmen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.EMCDDA ja Europol saivat ensimmäiset viralliset ilmoitukset yhteensä 14 uudesta psykoaktiivisesta aineesta.
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.Ezek külsejüket és feltehetőleg forgalmazásukat tekintve is szinte minden esetben az ecstasyra hasonlítanak.
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.Insgesamt wurden der EBDD und Europol 14 neue psychoaktive Substanzen erstmalig offiziell gemeldet.
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.Per la prima volta è stato notificato all’OEDT e all’Europol un totale di 14 nuove sostanze psicoattive.
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.Ze zien er vrijwel steeds als ecstasy uit en worden vermoedelijk ook als zodanig verkocht.
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.Zgłoszenia te dotyczyły próbek pobranych we Francji i w Szwecji.
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.Σχεδόν piάντοτε είναι σχεδιασµένα ώστε να µοιάζουν µε, και piιθανώς να διατίθενται ως, έκσταση.
Toplamda 14 yeni psikoaktif madde EMCDDA ve Europol’a ilk kez olarak resmen bildirilmişti.Те почти винаги са приготвени така, че да изглеждат като таблетки екстази, а и вероятно се продават за такива.
Ve 2005 yılında resmen teşhis edildi.그리고 공식적으로는 2005년에 병을 진단받으셨습니다.
Ve 2005 yılında resmen teşhis edildi.De diagnose werd officieel gesteld in 2005.
Ve 2005 yılında resmen teşhis edildi.והוא אובחן רשמית ב-2005.
Ve 2005 yılında resmen teşhis edildi.و تم تشخيص المرض بشكل رسمي سنة 2005.
Ve 2005 yılında resmen teşhis edildi.現在 父の病状はだいぶ悪化しています
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Az elmúlt évszázad végén a bányászok még, nem túlzok, gyertyafénynél dolgoztak.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Dan para penambang pada awal abad lalu bekerja, hanya dengan cahaya lilin.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.De mijnwerkers werkten in het begin van de vorige eeuw, letterlijk, bij kaarslicht.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Et les mineurs au début du siècle précédent, travaillaient véritablement à la lumière d'une bougie.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Górnicy na początku zeszłego wieku pracowali dosłownie przy świetle świec.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.I minatori dei primi anni del secolo scorso vi hanno lavorato, letteralmente, a lume di candela.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.În prima jumătate a secolului trecut, minerii lucrau, la propriu, la lumina lumânării.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.그리고 지난 세기 초에 광부들은 촛불 아래에서 작업했습니다.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Los mineros, a principios del siglo pasado, trabajaban literalmente a la luz de las velas.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Những người đào mỏ đầu thế kỷ trước làm việc, theo nghĩa đen, trong ánh nến.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Os mineiros, no início do século passado, trabalhavam, literalmente, à luz da vela.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Und die Bergleute des frühen letzten Jahrhunderts arbeiteten, buchstäblich, bei Kerzenschein.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.Οι ανθρακωρύχοι στις αρχές του προηγούμενου αιώνα δούλευαν, κυριολεκτικά, υπό το φως των κεριών.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.А шахтеры в начале прошлого века работали буквально при свечах.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.И миньорите в началото на миналия век работели, буквално, при светлината на свещи.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.הכורים, בראשית המאה הקודמת, עבדו לאור נרות.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.وعمال المنجم في أوائل القرن الماضي كانوا يعملون، بضوء الشموع، حرفيا.
Ve madenciler, geçen yüzyılın başlarında burada resmen mum ışığında çalışdılar.ロウソクの光で働いていました 今では地下800mにある鉱山の内部を
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.A nemohla som im len tak poslať sms alebo email, bola som doslova závislá na mojich vlastných prístrojoch.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.En ik kon ze geen SMS of email sturen, dus ik was letterlijk aan mezelf overgeleverd.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.E non è che potessi inviargli un SMS o una e-mail, e così dovetti letteralmente arrangiarmi.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.És nem lehetett csak úgy sms-ezni vagy email-ezni nekik, így teljesen magamra voltam utalva.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.그 사람들에게 편지를 보내거나 이메일을 보낼 수 없었기 때문에 말그대로 전 제 맘대로 무작정 찾아간 것이었습니다.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.Não podia propriamente enviar uma mensagem ou um "e-mail". Estava literalmente por minha conta.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.Oczywiście nie mogłam wysłać im SMS-a ani maila, więc byłam zdana tylko na siebie.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.Và không phải đơn giản là gửi tin nhắn hay email cho họ, mà tôi bị bỏ lại với vài dụng cụ của mình.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.И не можех да им изпратя SMS или имейл, така че буквално бях оставенa със собствените си устройства.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.וזה לא שאפשר לשלוח מסרון או דוא"ל, כך שנעזבתי לנפשי, פשוטו כמשמעו.
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.و ليس الأمر كما لو انك تستطيع أن ترسل إليهم رسالة أو بريد إلكتروني لذا كنت حرفياً وحيدة مع أجهزتي
Ve onlara mesaj ya da eposta da gönderebilecek değildim yani resmen kendi cihazlarıma kalmıştım.本当に一人ぼっちだったのです 結局は何とかなりましたが
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Acesti pui, ca si ratele si gastele si curcanii sunt mai prosti ca noaptea.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.A csirkék és kacsák és libák és pulykák mind olyan buták mint a sötét éjszaka.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.A kuřata a kachny a husy a krůty jsou prostě natvrdlí jako vejce.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.A sliepky, kačice, husy a morky sú jednoducho hlúpe.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Dan ayam-ayam dan bebek-bebek dan kalkun-kalkun pada dasarnya sama bodohnya dengan tong sampah.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.E as galinhas, os patos, os gansos e os perus são burros que nem portas.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.E i polli, le anatre, le oche e i tacchini sono sostanzialmente molto stupidi.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Et les poulets et canards, les oies et les dindes sont bêtes comme leurs pieds.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Gà, vịt, ngỗng, và gà tây về căn bản đều dốt.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.I kurczaki oraz kaczki i gęsi i indyki są głupie jak but.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Kippen, eenden, ganzen en kalkoenen zijn in feite oliedom.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.그리고 닭, 오리, 거위, 칠면조 등은 기본적으로 멍청합니다.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Kokoši, race, gosi in purani pa so butasti kot so le lahko.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Las gallinas, patos, gansos y pavos son básicamente tan tontos como inoperantes,
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Och hönor och ankor och gäss och kalkoner är egentligen dumma som tåget.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Og høns og ænder og gæs og kalkuner er stort set så dumme som døre.
Ve tavuklar ve ördekler ve kazlar ve hindiler resmen ot kadar aptaldırlar.Und Hühner, Enten, Gänse und Truthahne sind grundsätzlich so dumm wie Bohnenstroh.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod