Şu kesin ki rekabetçi bir toplumda yaşıyoruz.نحن بالتأكيد نعيش في مجتمع تنافسي.
Şu kesin ki rekabetçi bir toplumda yaşıyoruz.こんな歌もありましたね
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.A sustentabilidade tem de ser um aspeto pré-competitivo.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Duurzaamheid moet voorafgaan aan concurrentie.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.그러므로 지속가능성은 상품경쟁 이전에 해결해야 합니다.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.La durabilité doit être un problème qui passe avant la compétitivité.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.La sostenibilidad ha de resolverse antes de la competencia.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.La sostenibilità deve essere un problema pre-competitivo.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Nachhaltigkeit ist zu einem vorwettbewerblichen Problem geworden.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Sự bền vững phải là một vấn đề cạnh tranh trước.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Sustenabilitatea trebuie să devină pre-competitivă.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Udržitelnost musí být předkonkurenční záležitostí.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Zrównoważenie nie powinno być sprawą konkurencji.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Устойчивостта трябва да бъде въпрос преди конкуренцията.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.Экологичность должна быть предконкурентной.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.על הקיימות להיות נושא שקודם לתחרות.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.الاستدامة يجب أن تكون قضية أولى من التنافس بين المنتجات.
Sürdürülebilirlik bir rekabet meselesi olmalı.私たち全員が考慮しなければ ならないことです
Tamam, aranızdan çoğunun haksız rekabet kaygısıyla arabayı vermeyeceğini tahmin edebiliyorum.Dobře, řekl bych, že vy, kdo jste hlasovali proti vozíku, jste ho považovali za neférovou výhodu.
Tamam, aranızdan çoğunun haksız rekabet kaygısıyla arabayı vermeyeceğini tahmin edebiliyorum.Dobrze zatem osoby które są przeciw martwi niesprawiedliwa przewaga.
Tamam, aranızdan çoğunun haksız rekabet kaygısıyla arabayı vermeyeceğini tahmin edebiliyorum.좋습니다. 골프 카트를 주지 않겠다는 사람들의 대다수는 부당한 혜택을 염려하고 있을 거라고 생각합니다.
Tamam, aranızdan çoğunun haksız rekabet kaygısıyla arabayı vermeyeceğini tahmin edebiliyorum.בסדר, אלה מכם, אני משער שרוב מי שלא היה נותן לו את עגלת הגולף מודאגים מהיתרון הלא הוגן.
Tamam, aranızdan çoğunun haksız rekabet kaygısıyla arabayı vermeyeceğini tahmin edebiliyorum.حسناً، أؤلئك منكم، أتخيل أن معظمكم لن يؤمنوا له عربة الغولف يقلقون حول الميزة غير العادلة.
Tamam, aranızdan çoğunun haksız rekabet kaygısıyla arabayı vermeyeceğini tahmin edebiliyorum.ほとんどは この不公平な優位性について 懸念しているのだと思う カートの使用が認められるべきだとする人の
Tam rekabet koşulları yerine, pazarda sadece tek bir arz sağlayıcısı olduğunu düşünelim.Naprawdę są takie kraje!
Tekelci rekabeti açıklamak için talep eğrimizi çizelim. .Zrobię duży wykres. Na tej osi zaznaczę dolary za jednostkę.
Tekelci rekabeti açıklamak için talep eğrimizi çizelim. .І щоб зрозуміти це, дозвольте намалювати криву попиту для ринку, в якому є монополістична конкуренція,
Telekomünikasyon sektörünün rekabeteaçılması, özelleştirme sürecinin başarısının eniyi örneğidir.A távközlési ágazat megnyitása a versenyelőtt a liberalizációs folyamat sikeréneklegjobb példája.
Telekomünikasyon sektörünün rekabeteaçılması, özelleştirme sürecinin başarısının eniyi örneğidir.Cel mai bun exemplu îl constituie deschidereasectorului de telecomunicaţii pentru concurenţă.
Telekomünikasyon sektörünün rekabeteaçılması, özelleştirme sürecinin başarısının eniyi örneğidir.Odprtost telekomunikacijskega sektorja zakonkurenco je najboljši primer uspešnostiprocesa liberalizacije.
Telekomünikasyon sektörünün rekabeteaçılması, özelleştirme sürecinin başarısının eniyi örneğidir.Otevření telekomunikačního odvětvíkonkurenci je nejlepším příkladem úspěchuliberalizačního procesu.
Telekomünikasyon sektörünün rekabeteaçılması, özelleştirme sürecinin başarısının eniyi örneğidir.Paras esimerkki markkinoidenvapauttamisesta on telealan avaaminen kilpailulle.
Teşekkür ederim, sayın yargıç. Ne zaman atandınız, rekabet içinde olduğunuz birileri var mıydı?Terima kasih, Yang mulia. saat kau sudah ditetapkan, apa ada pesaing/kompetitor lain?
Topluluk içindeki ticari koşulları ve rekabeti etkilemez.87.és 88.cikk hogy az a közösségi érdekekkel ellentétes legyen.
Topluluk içindeki ticari koşulları ve rekabeti etkilemez.87.in 88.člen varstvo okolja ter reševanje in prestrukturiranje podjetij v težavah.
Topluluk içindeki ticari koşulları ve rekabeti etkilemez.Komise přijala celou řadu dokumentů určených k vysvětlení své politiky veřejné podpory.
Topluluk içindeki ticari koşulları ve rekabeti etkilemez.• ι ενισύσεις κινωνικύ αρακτήρα piρς µεµνωµένυςκαταναλωτές·
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Il trattato vieta gli aiuti di Stato che falsano la concorrenza intracomunitaria.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Les aides d’État qui faussent la concurrence intracommunautaire sont interditespar le traité.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.O Tratado proíbe os auxílios estatais que falseiam a concorrência intracomunitária.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Smlouva zakazuje veřejné podpory narušující soutěž v rámci Společenství.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Staatssteun die de intracommunautaire concurrentie vervalst, is krachtens het EG-Verdrag verboden.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Statligt stöd som snedvrider konkurrensen i gemenskapen är förbjudet enligtfördraget.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Statsstøtte, der skader konkurrencen inden for Fællesskabet, er forbudt ifølgetraktaten.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Yhteisön kilpailuolosuhteita vääristävät valtiontuet ovat EY:n perustamissopimuksen nojalla kiellettyjä.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Zmluva o založení ES zakazuje štátnu podporu, ktorá deformuje hospodárskusúťaž vrámci spoločenstva.
Topluluk içi rekabeti bozan devlet yardımları Antlaşma ile yasaklanmıştır.Държавни помощи, които нарушават конкуренцията в рамките на Общността, сазабранени от Договора за ЕО.
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.Che seguito dà la Commissione europea
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.• eine klare Beschreibung des Gegenstands der Beschwerde sowie die
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.Fællesskabets konkurrencelovgivning.
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.•Les éléments démontrant l’intérêt légitime du plaignant dans l’affaire
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.•los elementos que demuestran el interés legítimo del denunciante en el asunto,
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.Qual a sequência que é dada ao assunto
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.% ravnanje krši predpise Skupnosti o konkurenci.
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.Πια είναι η συνέεια piυ δίδει
Topluluk rekabet yasasını neden çiğnediğinin gerekçeleri.Какви действия ще предприеме
Topluluk yasası çok geniş bir ekonomik alan içinde rekabeti teşvik etmeye veortak pazarı korumaya çalışır.A közösségi jog célja a közös piac védelme és a verseny ösztönzése egy igennagy gazdasági térségben.
Topluluk yasası çok geniş bir ekonomik alan içinde rekabeti teşvik etmeye veortak pazarı korumaya çalışır.Právo ES se snaží chránit společný trh a stimulovat soutěž v rámci rozsáhléhospodářské oblasti.
Tüm A.B.D'nin yüzde 15'inin maliyet rekabeti açısından yetecek kadar rüzgarı var.15% của toàn bộ Hoa Kỳ có gió đủ mạnh để cạnh tranh về giá cả.
Tüm A.B.D'nin yüzde 15'inin maliyet rekabeti açısından yetecek kadar rüzgarı var.15% de tous les USA a des vents assez rapides pour avoir des prix compétitifs.