Örneğin eyaletler yeni araba fabrikaları kurmak veya var olanları genişletmek için kıyasıya rekabet ederler.Par exemple, les états se font une concurrencent vigoureuse pour attirer ou agrandir les usines de voitures.
Örneğin eyaletler yeni araba fabrikaları kurmak veya var olanları genişletmek için kıyasıya rekabet ederler.Так, наприклад, штати дуже енергійно конкурують, щоб залучити нові автомобільні заводи або розширити існуючі.
Örneğin eyaletler yeni araba fabrikaları kurmak veya var olanları genişletmek için kıyasıya rekabet ederler.אז לדוגמא, מדינות מתחרות ביניהן באופן נמרץ מאד איך למשוך מפעלי מכוניות חדשים או להרחיב מפעלי מכוניות.
Örneğin eyaletler yeni araba fabrikaları kurmak veya var olanları genişletmek için kıyasıya rekabet ederler.على سبيل المثال، فإن الولايات تتنافس بشكل فاعل لجذب مصانع السيارات الجديدة أو توسعة المصانع الراهنة.
Örneğin eyaletler yeni araba fabrikaları kurmak veya var olanları genişletmek için kıyasıya rekabet ederler.新車工場や自動車工場拡大を促したとしましょう 彼らは全種の事業税制措置を施します
Ortaklar için ortaklaşa rekabet, başka bir potansiyel alandır.Así que, la competencia cooperativa es otra área potencial para encontrar socios.
Ortaklar için ortaklaşa rekabet, başka bir potansiyel alandır.A więc konkuperacja jest kolejną możliwością dla partnerów.
Ortaklar için ortaklaşa rekabet, başka bir potansiyel alandır.이러한 경쟁적 협력 역시 파트너십의 한 영역입니다
Ortaklar için ortaklaşa rekabet, başka bir potansiyel alandır.Отже coopetition це ще одна потенційна можливість для партнерства.
Ortaklar için ortaklaşa rekabet, başka bir potansiyel alandır.لذلك التعاون التنافسي هو مجال آخر للشراكة.
Ortaklar için ortaklaşa rekabet, başka bir potansiyel alandır.業界の専門委員会、技術委員会などの機会に
Ortaklaşa rekabet şeklinde mi olacak?Czy będzie to konkuperacja?
Ortaklaşa rekabet şeklinde mi olacak?경쟁과 협력 관계를 맺을 건가요?
Ortaklaşa rekabet şeklinde mi olacak?¿Van a ser competencias cooperativas?
Ortaklaşa rekabet şeklinde mi olacak?Чи буде співробітництво конкурентів?
Ortaklaşa rekabet şeklinde mi olacak?هل ستكون تعاون تنافسي؟
Ortaklaşa rekabet şeklinde mi olacak?あなたとパートナーとの役割分担は?
O sadece erkekler arasında bir rekabet Merkezi nesne olur, en az onun geleneksel enkarnasyonları içinde.여성은 남성들간의 경쟁에서 목표일 뿐이죠 적어도 전통적인 형태에서는 그렇습니다
O sadece erkekler arasında bir rekabet Merkezi nesne olur, en az onun geleneksel enkarnasyonları içinde.Sie wird einfach zum zentralen Objekt eines Wettbewerbs zwischen Männern, zumindest traditioneller Weise.
O sadece erkekler arasında bir rekabet Merkezi nesne olur, en az onun geleneksel enkarnasyonları içinde.Stają się one głównym obiektem rywalizacji mężczyzn, przynajmniej w tradycyjnym ujęciu toposu.
O sadece erkekler arasında bir rekabet Merkezi nesne olur, en az onun geleneksel enkarnasyonları içinde.היא פשוט הופכת להיות האובייקט המרכזי בתחרות בין גברים, לפחות בגירסאות המסורתיות.
O sadece erkekler arasında bir rekabet Merkezi nesne olur, en az onun geleneksel enkarnasyonları içinde.少なくともこれまでの伝統的な例では。 父権制のゲームでは、 女性は対戦チームではなく、
Oyun popülerleştikçe, rekabetçi oyuncuları daha çok cezbetti.Čím populárnější se hra stávala, tím atraktivnější byla i pro hráče.
Oyun popülerleştikçe, rekabetçi oyuncuları daha çok cezbetti.Je beliebter das Spiel wurde, desto attraktiver wurde es für wetteifernde Spieler.
Oyun popülerleştikçe, rekabetçi oyuncuları daha çok cezbetti.게임이 인기를 끌수록 경쟁력 있는 플레이어가 더 많아졌어요
Oyun popülerleştikçe, rekabetçi oyuncuları daha çok cezbetti.Plus le jeu était populaire et plus il devenait intéressant pour les joueurs de compétition.
Oyun popülerleştikçe, rekabetçi oyuncuları daha çok cezbetti.Wraz z rosnącą popularnością gry zaczęło przybywać profesjonalnych graczy.
Oyunu da birbiriyle rekabet etmeyi de seviyorlar.Hru milují - strašně rádi mezi sebou soupeří.
Oyunu da birbiriyle rekabet etmeyi de seviyorlar.Ils aiment le jeu, et ils adorent rivaliser les uns avec les autres.
Oyunu da birbiriyle rekabet etmeyi de seviyorlar.'월드 오브 탱크'를 사랑하고 서로 경쟁하는 걸 무척 좋아하죠
Oyunu da birbiriyle rekabet etmeyi de seviyorlar.Sie lieben das Spiel, sie lieben es einfach, gegeneinander zu wetteifern.
Oyunu da birbiriyle rekabet etmeyi de seviyorlar.Uwielbiają grę i współzawodnictwo.
'pad üretemem, ancak bununla rekabet edecek ürünler üretebilirim' diye düşünecekler.Bien à un prix donné, moins sera exigé et donc la courbe de demande se déplacera.
'pad üretemem, ancak bununla rekabet edecek ürünler üretebilirim' diye düşünecekler."Nie mogę robić iPadów, ale produkt konkurencyjny - już tak". Pojawią się firmy takie jak Samsung.
'pad üretemem, ancak bununla rekabet edecek ürünler üretebilirim' diye düşünecekler.Při jakékoli ceně bude poptáváno méně a tak se křivka poptávky posune. Křivka poptávky se posune doleva.
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez. Ama bir tişört eder.La culture du coton ne peut pas
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez.Art Arbeit beschaffen. Baumwolle konkurriert nicht mit Opium.
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez.예를들면, 미국과 영국이
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez.Сполучені Штати, Великобританія теж долучилися,
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez.Хлопок не конкурирует с опиумом, а футболки могут.
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez.ארצות הברית, בריטניה, הצטרפו למשל,
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez.نوع ا لعمل . ا لقطن لا ينافس اوبيوم ( نوع من المخدرات ) .
Pamuk, uyuşturucu ile rekabet edemez.エジプトの情報機関に参加し、
Pek çok doktor, doğruyu değil bizi iyi hissettiren şeyleri bulmak için rekabet halinde.Eine Menge konkurrierender Ärzte suchen danach was sich besser anfühlt und nicht nach der Wahrheit.
Pek çok doktor, doğruyu değil bizi iyi hissettiren şeyleri bulmak için rekabet halinde.E muitos doutores competitivos andam atrás do que "sabe bem" e não para o que é verdade.
Pek çok doktor, doğruyu değil bizi iyi hissettiren şeyleri bulmak için rekabet halinde.Et beaucoup de docteurs cherchent quelque chose de convenable et pas ce qui est vrai.
Pek çok doktor, doğruyu değil bizi iyi hissettiren şeyleri bulmak için rekabet halinde.Και πολλοί από τους ανταγωνιστικούς γιατρούς είναι πέρα από το τι είναι καλό και όχι τι είναι αληθινό.
Pek çok doktor, doğruyu değil bizi iyi hissettiren şeyleri bulmak için rekabet halinde.自分の感覚に従います 政治家では問題を解決できない。技術を持たないからね
PM: Dimitri'nin en rekabetçi anı.Eis o Dimitri no auge da competição.
PM: Dimitri'nin en rekabetçi anı.PM : 디미트리가 상당한 경쟁심을 보이네요
PM: Dimitri'nin en rekabetçi anı.Дмитрий рвется к победе.
PM: Dimitri'nin en rekabetçi anı.פ מ: זה דימיטרי במצב התחרותי שלו.
PM: Dimitri'nin en rekabetçi anı.بيتر مولينكس : ها هو ديميتري يدخل المنافسة الان
PM: Dimitri'nin en rekabetçi anı.打ち負かされた11歳...お見事です(笑)
programını finanse etmek zorunda kalmayan kuruluşlar karşısında rekabetgüçlerini korumak durumundadırlar.d’État apparaissent comme des discriminations injustifiées qui leur portent préjudice.
Rassal olduğunu düşünüyorsanız, bunu işaretleyin, sürekli, bunu işaretleyin; rekabetçi, bunu işaretleyin.Ak myslíte, že je stochastická, označte túto, spojitá, označte túto, súperiaca, označte túto.
Rassal olduğunu düşünüyorsanız, bunu işaretleyin, sürekli, bunu işaretleyin; rekabetçi, bunu işaretleyin.Belszéljünk a diszkrét versus folytonos fogalmakról.
Rassal olduğunu düşünüyorsanız, bunu işaretleyin, sürekli, bunu işaretleyin; rekabetçi, bunu işaretleyin.Daca consideri ca este stohastic, bifeaza aceasta, continuu, bifeaza aceasta, adversarial, bifeaza aceasta.
Rassal olduğunu düşünüyorsanız, bunu işaretleyin, sürekli, bunu işaretleyin; rekabetçi, bunu işaretleyin.Hvis du mener at det er stokastisk, så vælg denne. kontinuert, vælg denne, konkurrencepræget, vælg denne.
Rassal olduğunu düşünüyorsanız, bunu işaretleyin, sürekli, bunu işaretleyin; rekabetçi, bunu işaretleyin.확률적이라면 이 항목을, 연속적이라면 이 항목을, 적대적이라면 이 항목을 표기하시면 됩니다.