On beş rehine kurtarıldı.15 osób zostało uratowanych.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Gisselskorpionerna föder levande ungar.
İran rehine krizi, ABD ile İran arasında 444 gün süren diplomatik krizdir.En motgång för både Carter och USA var gisslankrisen i Iran, som varade i 444 dagar.
On beş rehine kurtarıldı.35 fångstgropar finns bevarade.
Otobüste hala 17 rehine bulunuyordu.13 bussar fanns i bolaget.
Yerel halka karşı tutuklamalar, kaçırmalar ve rehinelerin infazı şeklinde faaliyetlerde de bulundular.Viss terror utövades också mot lokalbefolkningen i form av häktningar, bortföranden och avrättande av gisslan.
Nomad ve Psycho köye sızar ve rehineyi serbest bırakır.Номад із Психом пробираються до села та звільняють заручницю.
Psycho rehineyi güvenli bir tahliye noktasına götürür ve Prophet ile Nomad kazı alanına doğru yola çıkarlar.Псих відправляється супроводжувати заручницю в зону евакуації, а Пророк із Номадом ідуть до розкопу.
Otobüste hala 17 rehine bulunuyordu.Всього в автобусі перебувало 14 пасажирів.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Господарі замку підтримали повстанців.
Onların bir rehinesi var.У них є заручник.
Üç rehineyi daha öldürdüler.Вони вбили ще трьох заручників.
Görünen o ki, başlangıçta değerli bir rehineydi.Zpočátku to byl královský majetek.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Mužští rukojmí nadále zůstali jako rukojmí v kasárnách.
Portekiz polisi, düzenlediği operasyonla rehineleri kurtarmış ve 5 saldırganı öldürmüştür.Policie vtrhla do samoobsluhy a osvobodila 15 rukojmí.
Rehineler için herhangi bir fidye ödenmedi, bırakılmaları karşılığında herhangi bir şart kabul edilmedi.Nešlo o kapitulaci – žádné území nebylo odstoupeno, žádní zajatci vráceni, žádní rukojmí přijati.
Rehine: Hostage, 2005 yılı yapımı, başrolünde Bruce Willis'in oynadığı film.V roce 2005 byl zfilmován jeho román Rukojmí v hlavní roli s Bruce Willisem.
Rehinelere karşılık idamların durdurulması talepleri kabul edilmedi.Opravné prostředky proti rozhodnutí o přesídlení neexistovaly.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Răzeșii posedă pămînd în devălmășeală.
Rehine zarar görmeden kurtuldu.Doar regina a scăpat fără răni.
Aynı gün iki grup; ateşkes ve rehine değişimi konusunda anlaşma sağladı.Ambele părți au declarat din nou armistițiu pentru a se reorganiza și odihni.
Saldırganlar rehinelerle birlikte sağlanan iki helikoptere bindiler ve havaalanına doğru hareket ettiler.Însă, cei doi au reușit să evadeze printr-un elicopter care îi aștepta pe acoperișul clădirii.
Serbest bırakılan rehineler Riza Park'taki polis karakolunu götürüldüler.Ostaticii au fost eliberați din hotelul de lux.
On beş rehine kurtarıldı.Öt terroristát öltek meg és tizenkilenc túszt szabadítottak ki.
Bu ilerlemede her adadan asker ve rehine alındı.Addigra az összes hágót és vízlelőhelyet katonák lepték el.
Rehineler ise çatışma sırasında ölürler.A túszdráma során meghal.
Sharpe rehineleri kurtarmak için bir plan yapar.Charlotte tervet eszel ki Wilbur megmentésére.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.A császáriak visszafoglalták elvesztett ütegeiket.
Kendilerini korumak için Türk rehineleri aldılar.A törököket a velenceiek űzték el.
Son rehine de kaçırıldıktan sonra tur biter.Az utolsó ütés hazavitele után a lejátszásnak vége.
Ancak, karısı ve çocuğu Nazi’lerin elinde rehine olarak tutuluyordu.Attól is félt, hogy feleségével és gyermekeivel mi fog történni a náci megszállás alatt Varsóban.
Babası (IV. Seleukos Filopator) döneminde Roma'ya rehine olarak gönderilmiştir.Hänen isänsä Seleukos IV Filopator oli lähettänyt hänet Roomaan panttivangiksi.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Kapinalliset ottivat panttivankeja.
Son büyük eylemi 1997 Japon elçiliği rehine krizi ile sonuçlandı.Liikkeen viimeinen merkittävä teko oli Japanin suurlähettilään virka-asunnon panttivankikriisi.
Ayrıca en zenginlerden yüz kadar kentliyi rehine olarak aldılar.Oinofytan taistelun jälkeen nämä veivät sata rikkainta opuslaista panttivangeiksi.
Rehine: Hostage, 2005 yılı yapımı, başrolünde Bruce Willis'in oynadığı film.Panttivangit-kirjan pohjalta on tehty elokuva Panttivanki (2005), jossa pääosaa näyttelee Bruce Willis.
Rehine zarar görmeden kurtuldu.Keisari selvisi vammoitta.
Otobüste hala 17 rehine bulunuyordu.Kauppaan kuului seitsemän linja-autoa.
2002 Moskova tiyatro rehine krizi kurbanı olan insanları savundu.Kobzon osallistui Moskovan teatterikaappauksen uhrien pelastustöihin vuonna 2002.
Eldar sayesinde, rehineden birçok kişi serbest bırakıldı.Neuvottelut ovat johtaneet joidenkin panttivankien vapauttamiseen.
İsteği yerine getrilince rehineyi serbest bırakmıştır.Vapauttamisensa yhteydessä hän ilmoitti vetäytyvänsä palveluksesta.
On beş rehine kurtarıldı.5 panttivankia vapautui rynnäkössä.
Ariovistus bir grup Aedular savaşçısını da rehine olarak elinde tuttu.Se pitää yhdessä Destron kanssa ryhmän tiedemiehiä panttivankina.
Polisin yaptığı baskın sonucunda iki saldırgan öldürüldü ve rehine krizi sona erdi.Panttivankitilanne päättyi poliisin rynnäkköön, jonka aikana sekä Haron että kaksi panttivankia menehtyi.
Tom ve Mary üç ay için rehine olarak tutuldular.Tomia ja Maryä pidettiin panttivankeina kolmen kuukauden ajan.
On beş rehine kurtarıldı.Διασώθηκαν μόνο 15 σπίτια.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Αποτελούσαν τους Ομηρικούς Εποιούς.
Eldar sayesinde, rehineden birçok kişi serbest bırakıldı.Πολλοί από αυτούς αφέθηκαν ελεύθεροι στο πλαίσιο του εμφυλιακού κράτους.
Kendilerini korumak için Türk rehineleri aldılar.Οι Τούρκοι αντιστάθηκαν για να κρατήσουν τα κεκτημένα.
Filozof olan Colline girer ve rehincinin bazı kitaplarını rehine almayı kabul etmediği için şikayete başlar.Filosoffen Colline kommer ind rystende af kulde og brokker sig over ikke at kunne pantsætte nogle bøger.
Rehinelere karşılık idamların durdurulması talepleri kabul edilmedi.De hjemvendendes forventninger opfyldtes ikke.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Ambulancer fragter undslupne gidsler til nærtliggende felthospitaler.
Sonunda rehine verdiği konağı boşaltmak zorunda kalırlar.Til sidst måtte de spise deres reservestøvler.
Rehineler ise çatışma sırasında ölürler.Det ene gidsel bliver dræbt under ildkampen.
Ebu Davud'un 1999 tarihli kitabına göre "Arafat'ın Münih'te rehine alma planlarından haberi vardı."I Abu Daouds bok fra 1999 uttaler han at «Arafat ble orientert om planene for gisseltakingen i München».
Jeff Talley, Los Angeles'ta rehineler için arabuluculuk yapan bir polistir.Tidligere SWAT-offiser Jeff Talley (Bruce Willis) arbeider som gissel-forhandler for politiet i Los Angeles.
Helvetler Sekuanlara rehineler verdiler.Mereka adalah pemberontak yang menyembunyikan pemberontak lain di rumah mereka.
Diğer rehinelerin küçük yaralar aldıkları bildirildi.Seorang sandera lainnya lolos dengan luka-luka ringan.
Bu rehineler Avrupa kıtasına gönderildiler.Keresidenan-keresidenan ini dikepalai oleh para residen bangsa Eropa.
Dördüncü bir rehine ise Uganda Ordusu'na ait askerler tarafından yakınlardaki bir hastanede öldürüldü.Một con tin thứ tư bị giết hại bởi các sĩ quan quân đội Uganda tại một bệnh viện gần đó.