Ana içeriğe geç
Sözlük

reform ile cümle

reform kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Önceleri Katolik kilisesiyken reform sonrası Protestan kilisesi olmuştur.Після Католицької церкви відбулася протестантська Реформація.
2009 yılında AK Parti hükümeti önemli reformlar yapmaya başlamıştır.У 2005 році уряд країни запропонував економічні реформи.
1536'daki Danimarka Reformuyla ülkeye Katolik ve Yahudilerin girmesi yasaklandı.Se završením dánské reformace v roce 1536 byl židům a katolíkům zakázán vstup do země.
Pasedena’ya taşındıktan sonra Gilman sosyal reform hareketlerini organize etmede aktif oldu.Po přestěhování do Pasadeny se Gilman začala aktivně podílet na společenských reformích hnutích.
Reformdan sonra fiyatlar aşırı artmış, devlet harcamaları azaltılmış ve ağır vergiler yürürlüğe konmuştur.Protože prudce vzrostly ceny, vládní výdaje byly přísně omezeny a byly zavedeny tvrdé daně.
Reformist Yahudilik inancıyla yetiştirildi.Byl vychován v židovské víře.
Reformlar arasında Mısır'ın sanayileşmesi ve eğitimde modernleşme vardı.V muslimském Španělsku vzkvétala kultura a vzdělanost.
Her iki ülkede geniş çaplı ekonomik reformlar yapıldı.V obou zemích probíhaly rozsáhlé nacionalistické kampaně.
16. yüzyıl boyunca kuzey Almanya bölgeleri, Protestan Reformu'nun merkezi oldu.V 16. století se severní oblasti staly centrem reformace.
Gorbaçov ayrıca Glasnost ve Perestroyka denilen reform programlarını başlattı.Gorbačov zahájil období perestrojky a glasnosti.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Malatesta vnímal odbory jako příliš reformistické a konzervativné.
Tarım ve sanayide yenilikler yönetimde de birçok reforma gidildi.Provedly se též četné reformy v zemědělství a zdravotnictví.
Kendisi mali bir reform programı başlatmıştır.Předložil návrh reformy akciového práva.
Reformist Yahudilikte; bazı zümreler Roş Aşanın yalnız ilk gününü kutlarken, diğerleri iki gün kutlar.Některé komunity hlásící se k reformnímu judaismu vážně slaví pouze jeden den, zatímco ostatní slaví dny dva.
1978 yılında Deng Şiaoping iktidara geldi ve köklü ekonomik reformlar başlattı.V prosinci 1978 Teng Siao-pching vyhlásil cíl čtyř modernizací a formálně tak zahájil reformní proces.
Bu da Reform hareketlerini hazırladı.Také bylo reakcí na reformní hnutí.
2011 yerel yönetim reformundan bu yana, Korfu adasının belediyesinin bir parçasıdır.Od reformy veřejné správy v roce 2011 patří do municipality Korfu.
Ulusal çıkarlara uygun bir arazi reformu yapılmalıdır.Na zkonfiskované půdě se měla uskutečnit pozemková reforma.
Buna rağmen liberal reformlar gerçekleştirilmesine daima karşı çıktı.Zrušil všechny doposud zavedené liberální reformy.
Bu isyanı tesvik edip idare edenler Nizam-ı Cedit reformlarını kaldırmaya yeltendiler.Tomu se carové snažili bránit reformami "shora".
Bu reformlardan biri 1965 Sovyet ekonomik reformu idi.Díky tomu byly v roce 1965 přijaty reformní návrhy ekonoma Oty Šika.
Bakanlığı dönemindeki en büyük dönüşüm 1933 yılındaki Üniversite Reformu'dur.K nejkontroverznějším krokům jeho prezidentského úřadování patří měnová reforma z roku 1953.
Kilise, 30 Ekim 2005 tarihinde Protestan Reformasyonu Günü'nde açılmıştır.Frauenkirche byla vysvěcena 30. října 2005, v předvečer protestantského svátku Den reformace.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Karlova samostatná vláda skončila, když se pokusil zavést své náboženské reformy ve Skotsku.
Ancak gelişmeler yeni reformların yapılmasını gerekli kıldı.Tato nezávislost byla nutná pro vykonání potřebných reforem.
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.Odstoupení od reforem nepřipadá v úvahu.
Program "3 R" şeklinde özetlenmektedir: Relief, Recovery ve Reform (rahatlama, iyileşme, reform).Pokus musí vycházet z konceptu 3R: replacement, reduction, refinement.
16. yüzyılda dinde Reform hareketi oldu.V 16. století proběhla v části Švýcarska náboženská reformace.
Bunalım, sendikaların herhangi bir ekonomik reforma karşı ilk karşı çıkışıyla güçlenmişti.Spor se týkal úlohy odborů v souvislosti s probíhající ekonomickou reformou.
Sözcük anlamı "düzenlemeler, reformlar" demektir.Slovo reformace pochází z lat. reformatio a znamená obnovení či zlepšení.
Sosyal reformlar sonucu yetişkinler için ABD'dekine benzer bir İş Bulma Eğitimi sistemi kuruldu.Nakonec se dočkali přijetí zákona, který metodu náhradního mateřství v některých státech USA umožňuje.
Ülkede toprak reformu yapıldı ve büyük sanayi işletmeleri kamulaştırıldı.V hospodářství proběhla pozemková reforma a byly zrušeny monopoly některých velkých firem.
Çar III. İvan'ın reformları ile knezlik gelişmiş ve Rus Çarlığı adını almıştır.Ivan IV. zvaný Hrozný provedl reformy, které modernizovaly ruský stát.
Dinde, reform yapılmasını savunan bir akım başlattı.Vedení univerzity hájilo krok jako nutnou restrukturalizaci.
Ancak bu reformları ulemayı gücendirdi.Opozice však považovala změny za nedostatečné.
Köklü yapısal reformlardan yanadır.Politické myšlení reformace.
1987'de yayımladığı kitabında reformları geniş kapsamlı olarak açıkladı.Důsledkem publicity, kterou série v roce 1987 získala, bylo její vydání v ucelené formě.
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík a cerut populației să ia inițiativă în implementarea programului de reforme.
Ekonomistler, ürün piyasalarındaki reformlarda çok fazla büyüme görüyorlar.Economiștii pun mare parte din creștere pe seama reformelor piețelor de produse.
16. yüzyıl boyunca kuzey Almanya bölgeleri, Protestan Reformu'nun merkezi oldu.În secolul al XVI-lea, regiunile germane din nord au devenit centrul Reformei protestante.
I. Petro'nun reformları, Rusya'ya Batı Avrupa'nın önemli kültürel etkilerini getirdi.Reformele lui Petru cel Mare⁠(d) au adus considerabile influențe culturale vest-europene în Rusia.
Başbakan olarak, Sırbistan yanlısı demokratik reformları ve Avrupa entegrasyonlarını savundu.Ca prim ministru, a susținut reforme democratice și integrarea europeană a Serbiei.
Ancak bu reformları ulemayı gücendirdi.Totuși, Reforma a distrus astfel de garanții.
Yapılan dönüşümler yapısaldı ve bunlardan en görünür olan reformlar eğitim işlemi ile ilgili olanlardı.Transformările produse au fost structurale,cele mai vizibile fiind legate de reformarea procesului didactic.
Ordudaki reform ve getirdiği maliyetler Prusya'da bir anayasal krize sebep oldu.Reformele militare (și finanțarea lor) au cauzat o criză constituțională în Prusia.
6 Haziran 1832), İngiliz filozof, hukukçu ve toplum reformcusu.6 iunie 1832) a fost un jurist, filosof și reformator social englez .
Yapılan reform Gorbaçov’un beklemediği bazı güçleri de harekete geçirecektir.Reformele au eliberat anumite forțe și mișcări la apariția cărora Gorbaciov nu se așteptase.
Kral Yeongjo ve Kral Jeongjo, Joseon hanedanlığında yeni bir reforma önderlik ettiler.Regele Yeongjo si Regele Jeongjo au condus o renaștere a dinastiei Joseon.
1909'daki Morley-Minto reformları Hint Müslümanlarına ayrı seçim hakkı getirdi.Totuși, reformele Morley-Minto au fost un jalon pe drumul independenței.
Bu reformlar zengin toprak sahiplerini tehdit ettiği için öldürülmüştür.Aceste reforme au amenințat marii proprietari de terenuri bogate din Italia.
Salon 20: Reformlar Dönemi.A patra etapă, cea a reformelor.
MÖ 107 yılındaki Marian reformlarının ardından lağvedilmişlerdir.Ei au fost în cele din urmă demobilizați prin reformele mariane din 107 î.Hr..
Çağa ayak uyduracak şekilde İslamda reforma gidilmesini ve modernleştirilmesini isterler.Dar înseamnă aceasta că islamul trebuie să urmeze aceeași cale pentru a se moderniza?
Ekonomik alanda da Cevher önemli reformlar yaptı.Hr.) avea însă să aducă schimbări însemnate pe scena politică.
Bununla birlikte, reformlar ve piyasa ekonomisine geçiş başlandı.Ambele țări au trecut prin reforme economice și privatizări pentru a reveni la economia de piață.
14 Nisan 2011'de Tarım ve Tarım Reformu Bakanı olarak atandı.La data de 9 februarie 2012 a fost numit Ministru al Agriculturii și Dezvoltării Rurale.
Böylece toplumsal cinsiyete ilişkin eşitliğin reformlarla çözebileceğini söylerler.Egalitariștii au susținut că justiția nu poate exista decât în coordonatele egalității.
Özgürlükçü reformlar yapıldı.Au fost întreprinse reforme de dezvoltare.
Monastik reformlar laik kiliseleri de etkiledi.Reforma de la Cluny a urmărit să purifice Biserica de influențele lumești.
Araplar büyük tarım reformları yaptılar.Aliații au reușit să impună o reformă agrară.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod