Adalet sisteminde reform sözü verir.De hervorming van het juridische systeem aanmoedigen.
Genel olarak bunun için 1517'deki reformasyon'nun başlamasına işaret edilmektedir.Als begin van de hervorming stelt men doorgaans het jaar 1517.
Bekardır ve Hollanda'da Kalvinist Reform Protestan Kilisesi üyesidir.Kerkelijk behoort hij tot de Gereformeerde Bond in de Protestantse Kerk in Nederland.
Oyuna Gaius Marius reformları da eklenmiştir.Ook Mayday Gailliard werd nog aangepast.
Aynı yıl yargı alanında yapılan geniş çaplı bir reformla düzenli ve modern bir adli sistem kuruldu.In dat jaar vond een grote bestuurlijke en gerechtelijke hervorming plaats.
Kadınlar ise yine reform talebiyle "sürücülük" istemişlerdir.Leden worden 'hervormd-gereformeerd' genoemd.
Ama Ermeni meselesinin çıktığında Batılı devletleri reformlar talep ettiler.Als gevolg van de omwentelingen in Oost-Europa, nam de roep om hervormingen in Albanië toe.
Zimbabve toprak reformu sırasında aktif görev almıştır.De stad had een actieve positie tijdens de reformatie.
Yapılan reform Gorbaçov’un beklemediği bazı güçleri de harekete geçirecektir.De media ontketende echter een rel waarop Gorbatsjov zijn dreigement niet durfde uit te voeren.
Cunta bazı reformları başlattı fakat şiddet tırmanmaya devam etti.Cîteaux sloot zich niet aan bij de hervorming van La Trappe, maar voerde zelf een gematigde hervorming in.
1559'da parlamento Reformasyon Tasarısı'nı görüşmek ve yeni bir kilise kurmak üzere toplanmaya çağrıldı.Omstreeks 1859 werd geijverd voor de bouw van een nieuwe kerk.
Reformcu kantonlar savaşı kazandılar.De liberale kantons zegevierden in de strijd.
Kleisthenes 507'de halkın desteğiyle iktidarı ele geçirdi ve demokratik reformları yürürlüğe koydu.Kleisthenès ontnam de adel in 508 v.Chr. zijn invloed en voerde een echt democratisch bestuur in.
Ekonomik alanda da Cevher önemli reformlar yaptı.Ook liet hij grote economische hervormingen doorvoeren.
Ayrıca eğitim alanında önemli reformlar yapılmaktadır.Hij voerde ook hervormingen door in het onderwijs.
Önceleri Katolik kilisesiyken reform sonrası Protestan kilisesi olmuştur.Het is sinds de Reformatie een protestantse kerk.
Reformlar MÖ 622'de gerçekleşti.Deze werd in 1968 opgevolgd door de PAZ-672.
Reformist Yahudilik'te ise başka bir dini seçen kişi artık Yahudi değildir.Daarentegen zijn mensen die een andere religie aanhangen geen Joden meer.
Gene toplumsal ve ekonomik reformlara girişti.De sociale en economische organisatie veranderde.
Son devlet reformlarından bu yana, bölgeler bölgelerin sorumluluğundadır.Sinds de laatste staatshervormingen behoren de provincies tot de bevoegdheden van de gewesten.
1997 yılında Petr Vochozka ve cürretkar yatırımcıları Cash Reform Group tarafından kurulmuştur.Studio zostało założone przez Petra Vochozkę oraz inwestorów Cash Reform Group w 1997 roku.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü.Rzecznik reform agrarnych.
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.Reformy podatkowe z 1850 roku pozwoliły na wydawanie wielu tanich gazet o dość dużym nakładzie.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Malatesta uważał, że związki zawodowe były dużą reformą, a z czasem mogą stać się nawet konserwatywne.
V. Konstantinos'in reformları (y.Reformy Konstantyna V (ok.
Genel olarak agoristler siyasi adaylar ve siyasi reform için oy kullanımına karşıdır.Agoryści są przeciwnikami głosowania i uczestnictwa w polityce.
Birinci Enternasyonal'in bir diğer çekişmeli konusu reformizmin rolü oldu.Było jednym z elementów ogólnonarodowej dyskusji na temat drugiego etapu reformy.
Buna rağmen liberal reformlar gerçekleştirilmesine daima karşı çıktı.W parze za tymi zmianami szły reformy wolnorynkowe.
İspanya’nın kendisi için barışa ve reforma ihtiyacının olduğunu söylemekteydi.Hiszpania jak powietrza potrzebowała reform.
Katolik Kilisesi'nin reform edilmesi ile ilgili vaazlarına burada başlamıştır.W rzeczywistości zawarta została w nich myśl reformacji kościoła katolickiego.
Adalet sisteminde reform sözü verir.Założenia reformy sądownictwa.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Przeprowadził szereg reform gospodarczych i socjalnych.
2003 yılında silahlı kuvvetlerde reformlar yapıldı.W 2003 roku odbyły się próby zmodyfikowanej broni.
Anastasius, çalışkan bir reformcu ve iş bilir bir yönetici olarak kendini gösterdi.Anastazjusz okazał się energicznym reformatorem i kompetentnym administratorem.
Hali hazırda reformlar yapılmaya devam etmektedir.Trwają pracę nad realizacją reformy.
Aurelian'ın sikke reformu, içinde %5 gümüş bulunan antoninianii sikkelerinin takdimini içerir.Aurelian przeprowadził reformę monetarną, dzięki której zwiększono zawartość srebra w antoninianach.
Oyuna Gaius Marius reformları da eklenmiştir.Nie ma już odpowiednika reformy Gajusza Mariusza.
Ekonomik alanda da Cevher önemli reformlar yaptı.Z drugiej strony dokonał ważnych reform.
Araplar büyük tarım reformları yaptılar.Pustyny przeszły reformę adresową.
Savonatola'nın devlet idaresi bu nedenle demokratik reformlarla başladı.Weszła w życie reforma administracyjna Saksonii.
Ayrıca eğitim alanında önemli reformlar yapılmaktadır.W sektorze oświaty również zaszły poważne zmiany.
Reform hareketinde, hem erkek hem de kız çocukların bat/bar mitzvaları on üç yaşında yapılır.Wiem, jakie zmiany rozwojowe zachodzą u chłopców i dziewczyn w moim wieku.
Ancak gelişmeler yeni reformların yapılmasını gerekli kıldı.Decyzję tę motywowano koniecznością kontynuowania dotychczasowych reform.
Genel Tarım Politikasında reformu desteklemektedir.Zaangażowany w realizację reformy rolnej.
Bununla birlikte toprak reformlarını uyguladı ve çiftçilere mülkiyet hakkını verdi. ^Przeprowadził wiele reform w relacjach z poddanymi, założył kasę oszczędnościową dla chłopów.
Bu, Krallığın maddi nedenlerden dolayı birçok reform yapmasına neden oldu.Przeprowadził wiele reform, które przyczyniły się do poprawy warunków życia królestwa.
Bu tartışmaların sonu reformasyonu hazırlamıştır.Oznaczało to koniec wprowadzanych przez nią reform.
O, aynı zamanda takvim reformu konusunda çok etkili idi.Jego zdolności znacząco pomogły sprawie reformacji.
Rõivas 1998'de Estonya Reform Partisi'ne katıldı.W 1998 wstąpił do Estońskiej Partii Reform.
1962 yılında Tarım Reformu teknik komitesinde yer alır.W 1916 objął kierownictwo sekcji technicznej Biura Odbudowy Kraju.
Erkekler için de kıyafet reformu yapılmıştır.Wciąż jednak produkuje się koszule nocne przeznaczone dla mężczyzn.
Krallıkta kilise ve parasal reformlar yapılmasını sağlamıştır.Wzywał do przeprowadzenia reform w kościele i państwie.
Gene toplumsal ve ekonomik reformlara girişti.Równie istotny wpływ wywarła reformacja na stosunki gospodarczo-społeczne w Europie.
Fakat, Zerdüşt'ün dini reformlarından sonra terim cinlerle özdeşleştirilmiştir.Po reformach Grabskiego nastroje uległy uspokojeniu.
Anayasal monarşist olarak, Dışişleri Bakanlığı'nda reformu ve modernizasyonu üstlendi.Jako kanclerz zreformował i zmodernizował państwo Habsburgów.
Yeni reformların yapılması özellikle Macaristan ve Avusturya Hollandası'nın direnişiyle engellendi.Zagrożeni odcięciem Austriacy i Holendrzy zostali w tym miejscu zmuszeni do odwrotu.
Latin Amerika'da ilk toprak reformunu hazırlayan kişidir.Wybudowano w nim pierwszy w Australii wyciąg narciarski.
İngiliz Reform hareketinin kurucularından ve savunucularındandır.Zajmował się dziejami Anglii i kontrreformacją.
Oradaki eğitim sisteminde reformlar yapmakla görevlendirdi.Jej zadaniem było przeprowadzenie w państwie reformy oświatowej.
Reform 3.Sanacja 3.