Ana içeriğe geç
Sözlük

refah ile cümle

refah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sağlık hizmetlerinde son sıradayız, ve sağlık hizmetleri refah açısından çok önemli değil mi?我哋喺醫療保健上包尾, 而呢樣嘢對幸福感喺好重要嘅
Sağlık ve Refah Dallarıámbitos de la salud y el bienestar
Sağlık ve Refah Dallarıdomaines agricole et forestier
Sağlık ve Refah Dallarıdomaines de la santé et du bien-être
Sağlık ve Refah Dallarıhälso- och välbefinnandeområden
Sağlık ve Refah Dallarıjord- och skogsbruksområden
Sağlık ve Refah Dallarıterveys- ja hyvinvointialat
Sağlık ve Refah Dallarıсфера здравоохранения и благополучия человека
Sağlık ve Refah Dallarıمجالات الصحة والرفاهية
Sanna Rönkä, Ulusal Sağlık ve Refah Kurumu (THL), Finlandiya.Sanna Rönkä, Institut national pour la santé et le bien-être (THL), Finlande.
Sanna Rönkä, Ulusal Sağlık ve Refah Kurumu (THL), Finlandiya.Sanna Rönkä, Instituto Nacional para la Salud y el Bienestar (THL), Finlandia.
Sanna Rönkä, Ulusal Sağlık ve Refah Kurumu (THL), Finlandiya.Sanna Rönkä, Национальный институт здравоохранения и социального благосостояния, Финляндия.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Acum, să ne întoarcem la fericire sau prosperitate.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Bây giờ, hãy đến với chủ đề hạnh phúc hay niềm vui sống.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Bon, passons au bonheur et au bien-être.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.E ora veniamo alla felicità o ben-essere.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Hablemos ahora de la felicidad o el bienestar.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.이제, 행복 혹은 웰빙이라는 주제로 다시 돌아가 볼까요?
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Laten we overgaan tot geluk ofwel welzijn.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Låt oss nu prata om lycka eller välmående.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Mari kita bicara tentang kebahagiaan atau kenyamanan.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.(Nevetés) Most térjünk rá a boldogságra, avagy jól-létre.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Nun wollen wir uns mit Glück oder Wohlbefinden befassen.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Przejdźmy do szczęścia czy dobrobytu.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Siirrytäänpä onnellisuuteen tai hyvinvointiin.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Teraz poďme k otázke šťastia alebo pohody.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Voltemos então ao tema da felicidade, ou bem-estar.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Τώρα, ας επιστρέψουμε στην ευτυχία ή στην ευημερία.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Нека поговорим за щастието или благосъстоянието.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Отже, поговоримо про саме щастя чи то добробут.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.Перейдём к счастью или благоденствию.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.עכשיו, בואו נעבור לאושר או לשביעות-רצון.
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.الآن , نعود بالحديث عن السعادة أو كونك متعافى صحياً .
Şimdi, mutluluğa ya da refaha gelelim.まず最初に フランスの知識人がなんと言おうと
Simon Kuznets 1930'larda soyle demistir: "Bir ulkenin refahi, ulusal gelirlerinden cikarilamaz."Simon Kutznets, v roku 1930 povedal, že "bohatstvo národa môže byť len sotva vyvodzované z národného príjmu."
Simon Kuznets 1930'larda soyle demistir: "Bir ulkenin refahi, ulusal gelirlerinden cikarilamaz."Simon Kuznets, i 1930'erne, at "En nations velfærd kan stort set ikke påvirkes af den nationale indkomst."
Simon Kuznets 1930'larda soyle demistir: "Bir ulkenin refahi, ulusal gelirlerinden cikarilamaz."Simon Kuznets, på 1930-talet, sade att, "En nations välfärd kan knappast beräknas från nationens inkomst."
Simon Kuznets 1930'larda soyle demistir: "Bir ulkenin refahi, ulusal gelirlerinden cikarilamaz."Simon Kuznets, w roku 1930, powiedział, "Bogactwa narodu nie da się oszacować na podstawie przychodów."
Siyahiler geniş bir marddi refah okyanusunun ortasındaki yalnız yoksulluk adasında yaşıyorlardı.흑인들은 물질적 퓽요의 거대한 바다에 한가운데 외로운 빈곤한 섬에 살고 있습니다
Siyahiler geniş bir marddi refah okyanusunun ortasındaki yalnız yoksulluk adasında yaşıyorlardı.leben die Schwarzen auf einer einsamen Insel der Armut im Nebel eines großen Ozeans materiellen Wohlstands.
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Luuletteko, että olette luoneet vaurauden itse?
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?¿Pensabas que la prosperidad de este país se debía a ti?
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Pensas que conseguiste toda a prosperidade que agora tens com o teu próprio poder?
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Pensate di aver creato la prosperità che avete solo con le vostre forze?
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Trodde ni att ni nådde den här framgången med egen kraft?
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Troede I, at I har opnået denne succes af egen kraft?
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Wydawało ci się, że sam osiągnąłeś to wszystko, co jest twoim udziałem?
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Νομίζεις ότι έφερες όλη αυτή την ευημερία με τις δυνάμεις σου;
Şu anda kontrol ettiğiniz refahı siz mi getirdiniz sanıyorsunuz?Или ты думал, что добился нынешнего благополучия лишь благодаря своей силе?
Şu an ülkemizin refah sistemi çöküyor.Az ország szociális rendszere épp bajban van.
Şu an ülkemizin refah sistemi çöküyor.Η πολιτική του θέση δεν είναι πολύ ασφαλής με το έθνος τώρα.
Şu an ülkemizin refah sistemi çöküyor.بسبب وضع حزبه الحالي في البلاد
Sürekli olarak toplumsal refahı gözardı etme eğilimindeyiz.우리는 늘 공공의 재산을 무시하는 경향이 있어요. 그것은 모든 사람의 재산이라는 단순한 이유 때문인데요.
Sürekli olarak toplumsal refahı gözardı etme eğilimindeyiz.אנו נוטים להתעלם בעקביות מהעושר הציבורי פשוט משום שהוא מצוי בעושר המוכר,
Sürekli olarak toplumsal refahı gözardı etme eğilimindeyiz.نحن نميل وبشكل ثابت الى تجاهل المنفعة العامة لانها ببساطة مكاسب عامة ,
Sürekli olarak toplumsal refahı gözardı etme eğilimindeyiz.しがちなのは それが共有のもので みんなのものだからです
Sürekli olarak toplumsal refahı gözardı etme eğilimindeyiz.我哋一向漠視公共財富 純粹因為大家嘅福祉
Toplum refahının artırılması öncelikli hedef olmalıdır.Contribuire al bene pubblico diventa un obiettivo primario.
Toplum refahının artırılması öncelikli hedef olmalıdır.Das Gemeinwohl zu verstärken wurde zum zentralen Ziel.
Toplum refahının artırılması öncelikli hedef olmalıdır.Het publieke belang bevorderen werd een primair doel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod