2. Görüşmenin sonunda: Aniden biten bir konuşma, diğerini reddetmek gibi görünebilir.2- في نهاية الحوار, الإنهاء المفاجئ خطر أن يظهر في المحادثة لأنه يدل على رفض الشخص الآخر.
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.Suplício do qual o homem, cumprindo seu destino, libertou-se e transcendeu.
İnsan iradesine büyük bir önem atfeden Pelagius, ilk günahı reddetmektedir.O pelagianismo nega a existência do pecado original.
ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.EUA e Japão votaram contra.
Koruma talebini reddetmektedir.Nós rejeitamos o status de vítima.
Tevhid Allah'ın isim ve sıfatları konusunda şirki reddetmektir.Zij heetten vereerders van God of godvrezenden.
Çoğu birey, transseksüellik kavramını reddetmektedir.De meeste protestanten nemen de idee van transsubstantiatie niet aan.
Günümüzde İsviçre'de Ermeni Soykırımını reddetmek suçtur.In Frankrijk is het ontkennen van de Armeense genocide strafbaar.
Akhanlı bu suçlamayı ve bu soygunla herhangi bir ilgisi olduğunu kararlı bir biçimde reddetmektedir.Charlene beweert dat ze ten onrechte werd veroordeeld en dat ze niets te maken heeft met de bankoverval.
Postanarşist düşünce, böylesi bir özcülüğü reddetmektedir.Czyż wasz rozsądek nie odrzuca podobnej myśli?
"Reddetmek mümkün değil". posta.Ale to nie było w stanie nas zatrzymać” – relacjonował.
Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.Autorytet – automatycznie ulegamy wszelkim autorytetom.
ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.Dock förbehåller sig både USA och Ryssland rätten att göra sådana anspråk.
Günümüzde İsviçre'de Ermeni Soykırımını reddetmek suçtur.В теперішній час неодноразово звинувачували в українофобії Костянтина Затуліна.
Çoğu birey, transseksüellik kavramını reddetmektedir.Більшість лінгвістів відкидають теорію Віїка.
Koruma talebini reddetmektedir.На відповідні запити захисту відмовили.
Cromwell parlamentonun aldığı kararları reddetmek yerine 22 Ocak 1655 günü parlamentoyu dağıtma yoluna gider.Cromwell, aby nemusel prosazovat změny v návrzích zákonů parlamentu, ho rozpustil 22. ledna 1655.
ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.Vydat ho chtějí USA i Rusko.
Koruma talebini reddetmektedir.Suojelupoliisi epäsi pyynnön.
"Reddetmek mümkün değil". posta.Se on kieltämisen kieltämistä."lähde?
Redd-i Revâfıd: Ehli sünnete aykırı Râfızî mezhebini reddetmektedir.Raili Kettunen: Kansa vastustaa poikien ympärileikkausta.
McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.Η Σαβτσένκο αρνείται όλες τις κατηγορίες.
Bu kavramları yapıbozuma uğratmak, onları reddetmek demek değildir.Δεν έχει νόημα να να τα προσθέσετε ή να τα αφαιρέσετε .
Cromwell parlamentonun aldığı kararları reddetmek yerine 22 Ocak 1655 günü parlamentoyu dağıtma yoluna gider.Framfor å motsette seg parlamentets lovforslag, oppløste Cromwell bare parlamentet den 22. januar 1655.
"Reddetmek mümkün değil". posta.Men slipper trolig straff», Dagbladet.
Fakat Newell bu teklifi Love in the time of Cholera filmiyle ilgilendiğinden reddetmek zorunda kaldı.Tác phẩm đã được chuyển thể thành phim với nhan đề Love in the time of Cholera.
Koruma talebini reddetmektedir.Cho nên Vệ hủy bỏ lời minh ước.
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.人間時代には人間を奴隷とする魔王を討とうと単身魔王ガイに挑むも敗れる。
"Reddetmek mümkün değil". posta.外すことはできない」と拒否した。
Adobe Photoshop veya Paint Photo Shop uygulamalarının güncel sürümleri banknot basmayı reddetmektedir.Adobe Photoshop や Corel Paint Shop Pro などの画像編集ソフトウェアは紙幣の加工を受け付けないようになっている。
Oysa köktendincilik kamusal – özel ayrımını reddetmektedir.→ 別府市 別府 - 曖昧さ回避。
Bu kavramları yapıbozuma uğratmak, onları reddetmek demek değildir.我們應該包容而非拒絕他們。
Akhanlı bu suçlamayı ve bu soygunla herhangi bir ilgisi olduğunu kararlı bir biçimde reddetmektedir.Bouvier 否认与这些盗窃事件有任何牵连。
Koruma talebini reddetmektedir.但國防部否認。
Küfür; inkâr, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek gibi anlamlara gelir.其氣宇高爽,議論清澹,而端莊恭謹,動必由禮,未嚐有惰慢之色,戲侮之言,見者皆知畏重。
Küfür; inkâr, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek gibi anlamlara gelir.보리멸과 청보리멸, 조각보리멸, 별보리멸, 점보리멸 등을 포함하고 있다.
(A'raf: 7/59) Tağutu reddetmek, Allah’ın emir ve yasağına ters düşen hevayı ve şeytanı reddetmektir.너의 천주를 부정하고 천주교도들과 천주교 서적들이 숨겨져 있는 데가 어딘지 불어라."
McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.מקגינס הכחיש גם את ההאשמות הללו.
Batılı devletler ise çatışmaları Libya'nın iç meselesi olarak görmekte ve müdahale etmeyi reddetmektelerdir.САЩ призовава Либия да не се опишва да потушава протестите.
ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.No Rusiji i SAD-u nisu.
McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.Alechin však všetky obvinenia odmietal.
Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.Anarhosündikalism eitab riiki kõigis tema esinemisvormides.
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.미국 대중의 절반 이상은 진화론을 믿지 않습니다.
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.הרי שיותר ממחצית הציבור האמריקאי לא מאמין באבולוציה.
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.أكثر من نصف الشعب الأميركي لا يؤمن بالتطور.
Amerikan halkının yarısından fazlası evrim teorisini reddetmektedir.「進化論」を信じていません またそれを信じている人のうちの
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Geen enkele omstandigheid wordt nog gebruikt om een aanvraag te weigeren.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Inga som helst omständigheter användes för att avvisa någon ansökan.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Keinerlei Umstände durften bei der Ablehnung irgendeines Bewerbers eine Rolle spielen.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Không có hoàn cảnh nào là bị từ chối.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.어떤 신체조건이라도 이를 이유로 입학을 거부할 수 없고
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Nessuna condizione al mondo poteva essere posta all'ammissione.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Nevyužili žádných okolností aby odmítli moji přihlášku.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Nici un fel de conditii similare nu au fost folosite pentru a refuza o candidatura.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Nie można odmówić podejścia do egzaminu na podstawie żadnych okoliczności zewnętrznych.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Ninguna circunstancia se utilizaría para rechazar ninguna solicitud de ingreso.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Nunca mais usaram qualquer desculpa para recusar uma inscrição.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Semmilyen körülmények között sem utasíthattak vissza senkit.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Sous aucun prétexte ils ne pouvaient refuser une inscription.
Benzeri hiçbir durum yapılan herhangi bir başvuruyu reddetmek için kullanılmadı.Žiadne okolnosti neboli dôvodom odmietnutia.