Birini reddetti.Noget han nægter.
Paulus bunu reddetti.Det har ETA nægtet.
Fakat o bunu reddetti.Dette afviste han dog selv.
Romalılar bu kararı reddettiler ve procurator Catus Decianus tüm mülkünü haczettirdi.Romerne overså dette og prokurator Catus Decianus beslaglagte hele hans eiendom.
Arafat Barak'ın önerisini reddetti ve hemen bir karşı öneri yapmadı.Arafat takket nei til Baraks tilbud, og nektet å komme med et umiddelbart motkrav.
Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından hükümlüye anlatılması gerekir."Konsekvensene av å nekte å ta til seg næring skal forklares for fangen av legen.»
Kral iki kent arasındaki anlaşmazlığı hakemlik yoluyla çözmeyi önerdi ancak Atinalılar reddetti.Kongen foreslo å avgjøre striden mellom de to byene ved voldgiftsdom, men Athen avslo.
Pavel Mihailoviç Tretyakov gibi önde gelen sanatseverler dahi onları satın almayı reddetti.Til og med en så fremstående kunstkjenner som Pavel Tretjakov avslo å kjøpe dem.
Tarquin öneriyi hemen reddetti ve bunu üzerine Sibyl rahibesi dokuz kitaptan üçünü yaktı.Tarquinius avviste henne øyeblikkelig og sibyllen brente da tre av bøkene.
Cromwell parlamentonun aldığı kararları reddetmek yerine 22 Ocak 1655 günü parlamentoyu dağıtma yoluna gider.Framfor å motsette seg parlamentets lovforslag, oppløste Cromwell bare parlamentet den 22. januar 1655.
Arafat görevinden istifa etmeyi reddetti.Arafat nektet derimot å fratre sin posisjon.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.Etter at Decimus Brutus nektet å oppgi Gallia Cisalpina, beleiret Marcus Antonius ham ved Mutina.
Londra Sanhedrin prensip ve doktrinlerini reddetti.Reaksjonene fra London var enstemmige og avviste prinsippet og doktrinen om Sanhedrin.
Gece boyunca yapılan işkence ve sorguya rağmen herhangi bir bilgi vermeyi reddetti.Hun ble avhørt og torturert gjennom natten, men nektet å gi dem noe nyttig informasjon.
Hükümet, bu merasime resmi imparatorluk cenaze töreni olarak adlandırılması çağrılarını reddetmiştir.Den nye regjeringen nektet imidlertid å erklære seremonien som en offisiell keiserbegravelse.
Heesters her zaman ispatlanmasına rağmen bu suçlamaları reddetmiştir.Heesters har gjentatte ganger benektet disse anklagene til tross for at gjentatte bevis er blitt fremlagt.
Bizans imparatoru Haçlıların şehre tekrar saldırısını reddettikten sonra.Da den nye bysantinske keiseren nektet angrep korsfarerne igjen byen.
Fakat, kendisi bunu çeşitli sebeplerle reddetti.Stortinget avviste det av flere grunner.
20 Eylül’de Çek hükümeti bu teklifi reddetmiştir.Den 20. september slo regjeringen i Tsjekkoslovakia fast at de ikke kunne akseptere forslaget.
Ankete %3 ateist cevabı verilmiş ve ankete katılanların %6'sı cevap vermeyi reddetmiştir.Tre prosent oppga «ingen religion» og 6% nektet å svare.
Ancak Şahinkaya, hakkındaki bu iddiaları kesin bir şekilde reddetmiştir.Slik var Stortingets avgjørelse bare en bekreftelse av kongens handling.
Chaplin bu iddiayı şiddetle reddetmiş ve çok kırılmıştı.Andersen protesterte så heftig at dette ble oppgitt.
1915 - ABD Temsilciler Meclisi, kadınların da oy kullanması yönündeki kanun teklifini reddetti.1915 – Representantenes hus forkaster et forslag om å gi kvinner stemmerett i USA.
Fakat satıcı (parayı alan kişi) böyle bir ödemeyi reddetme hakkına sahiptir.Kjøper betaler et gebyr («premie») for å ha denne rettigheten.
Her ikisi de rolü reddetti.Begge disse managerne takket nei til jobben.
Birini reddetti.Noen ignorerte ham.
Bakunin aynı şekilde herhangi bir imtiyazlı konumu veya sınıfı reddetmiştir.Taube selv benektet imidlertid enhver likhet med figuren.
XII. Karl bu teklifi reddetti.Oscar II takket nei til tilbudet.
Birinin ona itaat etmeyi reddetmesinden nefret eder.Men hva skjer hvis en av dem nekter å betale sin andel?
Ailesi konsüler mirasa sahip olduğu halde hem sosyal hem de finansal açıdan bu mirası reddetmişti.Selv om hans familie var av konsular stand, var de fallende i både sosial og finansiell status.
Türk heyeti bu teklifi reddetti ve görüşmelere ara verildi.Streikekomiteen avslo forslaget, og forlot møtet.
Ona herhangi bir maaş ödemeyi de reddetti.Samtidig ble de nektet lønn.
Fakat kendisi bu iddiaları her zaman reddetti.Han har kategorisk avvist slike beskrivelser.
Albert bunu reddetti ve ordunun komutasını aldı.Carol I godtok forslaget og tok selv kommandoen over hæren.
Ancak evliliği de tamamen reddettiklerine dair bilgiye rastlanılmamıştır.Det er ikke kjent om de faktisk ble gift.
Huduti bunu reddetti.Hizbollah benektet dette.
Buna rağmen, asilerin teşkil ettikleri geçici hükûmet, bu programı reddetti.Men mannen som fikk ordren nekta å utføre den.
Taliban sözcüsü, açıklanan yüksek kayıpları reddetti ve Amerikan tahminlerinin abartılı olduğunu söyledi.Talibans talsmenn benektet dog tallene, og også de amerikanske estimatene er noe lavere.
Ancak Beckett bu düşünceyi her zaman reddetmiştir.Marillion selv har imidlertid alltid benektet dette.
Alay komutanı teslim olmayı reddetti ve askerleri ve silahları oldukça savaşacaklarını söyledi.Washington overga seg og han og troppene forlot Fort Necessity.
İngiltere başbakanı Lloyd George bu istekleri reddetti.Derimot hadde Lloyd George, daværende statsminister, avfeid denne rapporten.
Ancak kulüp taşınmayı reddetti.Klubben var derfor forhindret fra å delta.
Binbaşı Anderson teslim etmeyi reddetti.Mayor Anderson menolak menyerah.
Aslanlar, Mammes'i yemeyi reddetti ve o, daha sonra aziz oldu.Singa-singa tersebut menolak untuk memakan Mammes dan dikemudian hari ia diangkat menjadi seorang santo.
Tiberius reddetti.Tiberius menolak.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Marco van Basten dan Uwe Seeler menolak untuk mengambil bagian dalam proyek ini karena sebuah prinsip.
Einstein ameliyatı şu sözlerle reddetti, “İstediğim zaman gitmek istiyorum.Einstein menolak operasi, mengatakan: "Saya ingin pergi ketika saya ingin.
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir.Peraturan tentang penolakan dan pengusiran dari Svalbard" berlaku.
Alman Yüksek Komutası, Fransızlardan bir barış teklifi beklerken yeni cumhuriyet teslim olmayı reddetti.Komando Tinggi Jerman memperkirakan tawaran perdamaian dari Prancis, namun republik baru menolak menyerah.
E 1973 yılında, Lê Ðức Thọ Nobel Barış Ödülünü reddetti.E Pada 1973, Lê Ðức Thọ menolak Nobel Perdamaian.
Bir "yalancı" olmayı reddetti.Seorang gadis kecil tak mau disebut sebagai seorang pendusta.
Kendisine mesihlik yakıştırılmış olmasına rağmen bunu kesinlikle reddetmiştir.Lalu Purusada memeranginya dan karena Sutasoma tidak melawan, maka dia berhasil ditangkap.
İngiliz Ekolü uluslararası ilişkiler teorisinde davranışçılık yaklaşımını reddetmiştir.Mazhab Inggris menolak pendekatan behavioralis terhadap teori hubungan internasional.
Kadın bunu reddetmesine rağmen ona inanmaz.Saat Harry menjawab tidak, ia percaya padanya.
Paris Salon jürisi Cézanne'in eserlerini gösterime sunmayı 1864'ten 1869'a kadar her sene reddetmiştir.Paris Salon terus menerus menolak karyanya dari periode 1864 hingga 1869.
1921 yılında, Ljubljana Üniversitesi'nden gelen profesörlük teklifini reddetti.Pada tahun 1921 ia menolak undangan untuk menjadi profesor di Universitas Ljubljana.
Arafat Barak'ın önerisini reddetti ve hemen bir karşı öneri yapmadı.Arafat menolak tawaran ini, dan tidak memberikan tawaran balasan dengan segera.
Ancak kulüp taşınmayı reddetti.Dia berpindah-pindah klub.
Antakya'da naip olan yeğeni Tancred, Antlaşma'nın şartlarını reddetti.Keponakannya, Tancred, yang merupakan seorang wali di Antiokhia, menolak menerima traktat ini.
Reddettiklerinde, 926 yılında, Kurkuas önderliğinde bir ordu sınırı geçti.Ketika mereka menolak, pada tahun 926, Kourkouas memimpin tentara melintasi perbatasan.