Eruygur ise suçlamaları reddetmiştir.Mugur Isărescu a negat acuzațiile.
Hilde resmi dinini reddetme noktasına geldi.A ajuns să respingă religia formală.
Ancak Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü talebi reddetti.Atât formația, cât și organizatorii turneului au respins acuzațiile.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.Ministrul finanțelor a refuzat atunci sa comenteze aceste presupuneri.
Kraliçe bu isteğini reddetti.Regina a refuzat din nou.
Tiberius reddetti.Titus se împotrivește.
Bana ödeme yapılmasını reddettim.Am refuzat să fiu plătit.
Bana ödeme yapılmasını reddettim.Am refuzat să mi se facă plata.
Başkan Clinton herhangi bir namussuzluk eylemini reddetti.Președintele Clinton a negat orice lipsă de onestitate în acțiunile sale.
Tom her iki öneriyi de reddetti.Tom a respins ambele propuneri.
Bütün bunları yaparken, diğer oğlu Lucas'ı reddetmiştir.Ezzel ellentétben a másik fiáról, Lucasról tudomást sem vett.
Mannerheim ve Savunma Bakanı Walden, benimle aynı fikri kabul etti ve Alman tekliflerini reddettiler.Mannerheim és Walden hadügyminiszter egyetértettek velem és visszautasították a németek ajánlatát.
20 Eylül’de Çek hükümeti bu teklifi reddetmiştir.(A követelést a csehszlovák kormány szeptember 20-án elutasítja.
Binbaşı Anderson teslim etmeyi reddetti.Anderson őrnagy nem adta fel az erődöt.
4 Ocak 1994 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, merhamet için yapılan temyizi reddetti.1994. január 4-én az orosz elnök, Borisz Jelcin, elutasította a végső kegyelmi kérvényt.
Endonezya, FIFA'nın İsrail'le tarafsız sahada oynamaları yönündeki kararını reddettiği için çekildi.Indonézia visszalépett miután a FIFA nem engedélyezte, hogy Izrael ellen semleges helyszínen lépjenek pályára.
2008'de, Williams'ın arkadaşı aktör Max Beesley, Williams'ın gay olduğu iddialarını reddetti.2008-ban Max Beesley, Williams régi barátja visszautasította, hogy az énekes meleg volna.
Rusya Eflak ve Boğdan'dan çıkmayı reddetti.Az orosz kormány visszautasította a feltörés és a szivárogtatás vádját.
Simone de Beauvoir hikâyenin ikinci bölümünü yayımlamayı reddetti.Simone de Beauvoir azonban visszautasította az elbeszélés folytatásának közlését.
Dolayısı ile CCA Lee 'nin bu hikâyesini onaylamayı reddetmesine rağmen, Lee hikâyeyi yayınlamıştır.A CCA nem engedélyezte a történet megjelentetését, de ennek ellenére Lee leközölte azt.
1972 ve 1994'te yapılan referandumlarda Norveç halkı Avrupa Birliği'ne üyeliği reddetti.1994 – Norvégia lakossága, népszavazás keretében, nemet mond az Európai Uniós tagságra.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Testvéreinek iskoláztatását szülei fizették.
Böyle bir sebeple adaylığı reddetmenin ilk kez olan bir şey olduğu söyleniyordu.Ez volt az első eset, hogy egy jelöltet eltiltottak a részvételtől.
Kraliçe bu isteğini reddetti.A királynő azonban elvetette az ötletet.
Bitmiş birçok tasarım Port of Oakland konteynır vinçlerini andırıyordu, ama Lucas bunu reddetti.Többek szerint a végső kinézetüket részben az oaklandi kikötő daruinak köszönhetik, bár ezt Lucas tagadja.
Max, Apollo 11 görevi için uygun adaylar arasına girdi, ve diğer işleri için gitmeyi reddetti.Max volt az egyik jelölt az Apollo 11 űrprogramba is, de ezt visszautasította.
YPG ise bu iddiaları reddetmiştir.Az YPG visszautasította ezt.
Bu arada Laurence Olivier danışmanlarının önerisi ile rolü reddetti.Mr. Chips szerepéhez Laurence Olivier kölcsönözte a hangját.
Ama o bunu reddetti çünkü kendisini ressamdan ziyade bir heykeltıraş olarak görüyordu.Szívesen és örömmel vállalta el ezeket a munkákat, mert ő elsősorban festőnek tartotta magát.
Ona herhangi bir maaş ödemeyi de reddetti.Még a bérét sem fizette ki.
Fakat o bunu reddetti.Ő ezt visszautasította.
Danıştay 8. Daire, karar düzeltmeyi 4’e karşı 1 oyla reddetti.A nyolcjátszmásra tervezett párosmérkőzés 4−4 arányú döntetlennel ért véget.
Türkiye bu teklifi reddetti.Görögország azonban elutasította az ajánlatot.
Komünistler bu suçlamaları reddettiler.Az Egyesült Államok tagadta ezeket a vádakat.
Fakat satıcı (parayı alan kişi) böyle bir ödemeyi reddetme hakkına sahiptir.A kereskedőknek kötelező elfogadni ezt a fizetőeszközt.
Parti Kongresi bu talebi oy çoğunluğuyla reddetti.Többségi szavazással ezt a javaslatot is elvetették.
Bazıları bir ordu subayının halka ateş açma emrini reddettiğini söylemektedir.Voltak katonai egységek, amelyek megtagadták a tiszteknek a parancsot, hogy az emberekre lőjenek.
1 Haziran 2007 tarihinde ABD Yüksek İdare Mahkemesinin davayı reddetmesi üzerine tahliye edildi.Ezért 2009. június 21-én az Egyesült Államok Legfelsőbb Bírósága elutasította a fellebbezést.
Schacht bu suçlamaları reddetti.Sokol ezeket a vádakat visszautasította.
İsa’nın gövdesinin yalnızca bir hayalet olduğunu öne sürmüş ve yeniden diriliş düşüncesini reddetmiştir.Mivel Jézus szellem-lényként támadt fel, szellemként is fog visszatérni.
Ancak kulüp taşınmayı reddetti.A színház nem tiltakozott távozása ellen.
Fakat o bu teklifi reddetmiştir.Azonban elutasította az ajánlatot.
Avusturya tarafı reddetti.Ausztria elutasította kiadatását.
Fakat panter onu parçalamayı reddetti.Brest visszautasította a változtatást.
Suçlamaları reddetti.Feljelentéseket nem fogadott el.
Neler yaptıklarını inkar etmedi, ama herhangi bir sorumluluğu da reddetti.Az ügynöke nem erősítette meg, de nem is tagadta ezt.
Demirci Mehmet Efe önce bu teklifi kabul etmiş, ancak daha sonra bunu reddetmiştir.A Fatah al-Islam ezeket a támadásokat először magára vállalta, majd később mégis visszavonta.
1627 yılında zoraki vergileri ödemeyi reddettiği için kısa süreli olarak hapse atılır.1927-ben a diktátorellenes nyilatkozat aláírása miatt rövid időre börtönbe került.
22 Haziran 1979 günü Brezilya Yüksek Mahkemesi Batı Almanya'nın iade talebini de reddetti.22. toukokuuta 1979 Brasilian korkein oikeus hylkäsi myös Länsi-Saksan luovutuspyynnön.
MTV bu sahneyi tamamen silmek istemiştir, ancak Madonna reddetmiştir.MTV halusi leikata kyseisen osuuden videosta pois, mutta Madonna kieltäytyi.
Romalılar bu kararı reddettiler ve procurator Catus Decianus tüm mülkünü haczettirdi.Roomalaiset eivät hyväksyneet tätä ja prokuraattori Catus Decianus valloitti hänen koko jäämistönsä.
Leibniz daveti reddetti fakat 1671’de Dük ile yazışmalara başladı.Leibniz oli kieltäytynyt kutsusta, mutta aloittanut kirjeenvaihdon herttuan kanssa vuonna 1671.
21 Temmuz 2005'te, Denia şehrinden bir hâkim, lezbiyen bir çifte evlilik cüzdanı vermeyi reddetti.21. heinäkuuta 2005 tuomari Dénian kaupunissa kieltäytyi antamasta avioliittolupaa lesboparille.
Koruma talebini reddetmektedir.Suojelupoliisi epäsi pyynnön.
Pavel Mihailoviç Tretyakov gibi önde gelen sanatseverler dahi onları satın almayı reddetti.Jopa niinkin huomattava taiteentuntija kuin Pavel Tretjakov kieltäytyi ostamasta niitä.
Eisenhower, savaş suçlusu olarak ilan edilen Himmler ile herhangi bir şekilde muhatap olmayı reddetti.Eisenhower torjui sotarikolliseksi luokitellun Himmlerin ehdotuksen.
Önemli Halk Partisi üyeleri sonra Polaino'nun söylediklerini reddetti.Huomattavat kansanpuolueen jäsenet myöhemmin hylkäsivät Polainon väitteet.
Grubun lideri Sassy, tüm büyük Japon şirketlerine demo kayıtlarını gönderdi, fakat hepsi grubu reddetti.SASSY, bändin johtaja, lähetti demoja japanilaisille levy-yhtiöille, mutta heidät hylättiin aina.
Kraliçe bu isteğini reddetti.Kuningas hylkäsi pyynnön.
Özellikle Descartes'ın meşhur Cogito ergo sum düşüncesini reddetti.Cogito ergo sum -argumentti on siis virheellinen.