Ana içeriğe geç
Sözlük

reddet ile cümle

reddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Suçlamaları reddetti.Він відкинув такі звинувачення.
Boemondo'nun yeğeni Tancred, Antlaşmayı onurlandırmayı reddetti.Його син Танкред, регент Антіохійського князівства, відмовився визнавати угоду.
Yüksek İdare Mahkemesi de partinin kapatılmasını reddetti.Вищий адмінсуд відмовив у зупиненні виконання рішення суду.
Özellikle Descartes'ın meşhur Cogito ergo sum düşüncesini reddetti.Передчуття Декартового cogito, ergo sum ясне.
Ama şehzade reddetti.Від безвиході він погодився.
Günümüzde İsviçre'de Ermeni Soykırımını reddetmek suçtur.В теперішній час неодноразово звинувачували в українофобії Костянтина Затуліна.
İsrail kararı kategorik olarak reddetti.Ізраїль резолюцію відхилив.
Bu transferin gereğince Gekas'ın da PAOK'a transfer olması gerekmişse de futbolcu PAOK'a gitmeyi reddetmiştir.Як частина цієї угоди, Гекас повинен був перейти в «ПАОК», але він відмовився.
Lombrosso, suçun insan doğasının bir karakter özelliği olduğunu savunan, var olan klasik okulu reddetmiştir.Ломброзо відкинув вчення класичної школи про те, що злочин є властивою рисою людської природи.
Cheryl öpüşmeyi reddetti.Хрест цілувати відмовився.
Terry Gilliam teklifi direkt reddetmiştir.Радж Пател відповідав негативно.
Styles bunu reddetti ve ardından ikisi arasında kavga çıktı.Малдер відмовляється і між ними починається бійка.
Ancak firma, "güvenlik sebebiyle" ayrıntılı teknik açıklama yapmayı reddetti.У свою чергу, керівництво ELLO пояснило видалення контенту «технічними неполадками».
Gerekçesiyse okulun geleneksel düzenine uygun çizimleri reddetmesidir.Це пояснюється тим, що вони регулярно порушувала шкільні правила.
Çoğu birey, transseksüellik kavramını reddetmektedir.Більшість лінгвістів відкидають теорію Віїка.
Ama sonra bu ifadeyi reddetti “O grupta hiç bulunmadım.Гасло цього проекту «Ти що, ще не бачив своєї країни?».
Fakat kendisi bu iddiaları her zaman reddetti.Проте видавці постійно відхиляли ці запити.
Koruma talebini reddetmektedir.На відповідні запити захисту відмовили.
İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti.На знак протесту проти затримки виплати заробітної плати вони припинили роботу.
Beyaz Saray teklifi reddetti.Суд відхилив прохання Мері.
Her türlü görkemli unvanı reddetti.Відмовлявся від будь-яких адміністративних призначень.
Askeri deneyimleriyle ilgili herhangi bir anı yazmayı reddetti.Є згадки про його працю з військової історії.
Ama Damat Halil Paşa bu anarşik durumda sadrazam olmayı reddetti.Однак гетьман Мазепа рішуче відмовився бути посередником у цій справі.
Tōhō stüdyoları filme bütçe sağlamayı bile reddetmiştir.Але в останній ммент фільм відмовилися фінансувати.
O, daveti reddetti.Вона відхилила запрошення.
Başkan Clinton suçlamayı reddetti.Президент Клінтон відкинув звинувачення.
Cevap vermeyi reddettim.Я відмовився відповідати.
Augustus çocuğu reddetmiş ve terk edilmesini ya da ölmesi için dağa bırakılmasını emretmişti.Augustus dítě odmítl a nařídil, aby bylo odvrženo nebo ponecháno na horském úbočí zemřít.
21 Temmuz 2005'te, Denia şehrinden bir hâkim, lezbiyen bir çifte evlilik cüzdanı vermeyi reddetti.21. července 2005 odmítla vydat soudkyně města Dénia manželskou licenci lesbickému páru.
Cromwell parlamentonun aldığı kararları reddetmek yerine 22 Ocak 1655 günü parlamentoyu dağıtma yoluna gider.Cromwell, aby nemusel prosazovat změny v návrzích zákonů parlamentu, ho rozpustil 22. ledna 1655.
Ancak Papa V. Urbanus bu raporu reddetmiş ve hiçbir sonuç ortaya çıkmamıştır.Tento plán byl papežem Urbanem V. následně odmítnut a nic z něj nebylo.
Hadrianus, Caledonian'ların Romalılarla birlikte yaşamayı reddettiklerini anlamıştı.Hadrianus byl přesvědčen, že Kaledoňané odmítnou mírové soužití s Římany.
Suetonius, ölümünden kısa bir süre Roma'ya dönme teklifini reddettiğini aktarır.Suetonius udává, že se odmítl před svou smrtí vrátit do Říma.
Mahkeme ismi reddetti ve cezayı onadı.Soud jméno odmítl a trval na zaplacení pokuty.
Oyundaki bölümü aldı, fakat öğretmeninin onu yazdırdığı drama festivaline gitmeyi reddetti.Ačkoliv si Matt ve hře zahrál, odmítl se zúčastnit divadelního festivalu, kam ho jeho učitel také zapsal.
Avusturya tarafı reddetti.Rakousko odřeklo účast.
Fakat kendisi bu iddiaları her zaman reddetti.Sám takováto obvinění vždy odmítal.
Çok katı kurallara sahip Lutheran ailesi, Frank Jr.'a rastlayana kadar onu evlatlıktan reddetmişti.Její přísní luteránští rodiče se jí zřekli, ovšem pouze do okamžiku, kdy potkají Franka mladšího.
Ancak Rusya bu iddiaları reddetmiştir.Rusko tato obvinění popřelo.
Her türlü görkemli unvanı reddetti.Špika možný střed zájmů odmítl.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.Vedení strany toto obvinění odmítlo.
Arafat görevinden istifa etmeyi reddetti.Adolfa, musel na svou funkci rezignovat.
Paulus bunu reddetti.Paul odmítá.
Sovyetler Birliği'nin ittifakı zayıflatmayı amaçladığından korkan NATO ülkeleri, bu öneriyi reddetti.Členské země se ale bály, že Sovětský svaz chce Alianci oslabit, a tak návrh zamítly.
Ertesi yıl, ABD Yüksek Mahkemesi, alt mahkeme kararının temyizini duymayı reddetti.O rok později Nejvyšší soud USA tento rozsudek formálně potvrdil, když se odmítl zabývat odvoláním.
Zaten eninde sonunda da ortaya çıkacağından dolayı reddetmiştir.V jednom momentě to chce dokonce vzdát.
Önemli Halk Partisi üyeleri sonra Polaino'nun söylediklerini reddetti.Někteří prominentní členové Lidové strany se od Polainových výroků distancovali.
Fakat dergi öyküyü yayımlamayı reddetti.Magazín několik jeho povídek odmítl.
Dumbledore bunu nazikçe reddetti.Balduin však nepochopitelně odmítl.
ABD ve Rusya bu talebi reddetmekteler.Vydat ho chtějí USA i Rusko.
Senato, Kongre tarafından gönderilen metni reddetti.Senát text přijatý Kongresem vetoval.
Ekimde Leo'nun teklifi reddetmesiyle Bale, Matt Damon, Ben Affleck ve Bradley Cooper düşünülmeye başlanıldı.Poté co DiCaprio od role upustil, byly zvažování Bale, Matt Damon, Ben Affleck a Bradley Copper.
20 Eylül’de Çek hükümeti bu teklifi reddetmiştir.V reakci na to vyhlásila československá vláda 20.
Sağlığını düzeltmek için egzersiz yapmayı reddetti, komiserlik binasını veya dairesini nadiren terk etti.Poté se zcela stáhl z veřejného života a svůj byt opouštěl jen zřídkakdy.
Meksika Federal Hükümeti ise teklifi reddetti.Římský senát však veškeré nabídky odmítl.
Öte yandan yeni Çek hükümeti de muhtırayı reddetmiştir.Čchingská vláda také považovala nového protivníka za nebezpečného.
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.Skočila jsem mezi něho a Ja'ira a řekla: „Nestřílejte!
Ancak, Almanlarla işbirliğine devam etmeyi reddetme isteğini sıkı bir şekilde ifade ettiği görülüyor.Zajímavostí je, že odmítala vystupovat v Německu.
Yabancı kaynaklı yaklaşık 10.000 Taliban savaşçısı teslim olmayı reddetti ve inatla direnmeye devam ettiler.Nejméně 600 internovaných odmítlo tábor opustit.
Ancak Germanicus bunu reddetti.To Dominik odmítl.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod