Kam, iddiayı reddetti.عاد يا شين اللي وعد نكر..
Suçlamaları reddetti.إبطال ادعائهم.
2. Görüşmenin sonunda: Aniden biten bir konuşma, diğerini reddetmek gibi görünebilir.2- في نهاية الحوار, الإنهاء المفاجئ خطر أن يظهر في المحادثة لأنه يدل على رفض الشخص الآخر.
1947 - Amerika Birleşik Devletleri özel bankaları, Türkiye'ye kredi vermeyi reddetti.في عام 1919 طالبت الولايات المتحدة بسداد القروض.
1915 - ABD Temsilciler Meclisi, kadınların da oy kullanması yönündeki kanun teklifini reddetti.1915 - مجلس النواب الأمريكي يرفض مشروعًا لمنح المرأة حق التصويت في الانتخابات.
Yodo-dono ise görüşmeyi reddetti.وقد رفض تارو أسو مقابلتهما.
Fakat o bunu reddetti.فأنكروا عليه ذلك.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.رفض ديسيموس بروتوس التخلي عن غاليا كيسالبينا، لذلك حاصره أنطونيوس في موتينا.
Sovyetler Birliği'nin ittifakı zayıflatmayı amaçladığından korkan NATO ülkeleri, bu öneriyi reddetti.ورفضت بلدان الناتو هذا الاقتراح في نهاية المطاف خشية أن يكون دافع الاتحاد السوفيتي هو إضعاف التحالف.
Tomris Hatun, bunun bir oyun olduğunu biliyordu ve teklifi reddetti.وكانت تومريس هاتون تظن هذا الاتفاق لعبة وعندما علمت بجديته رفضت العرض.
Yetkililer cesedin Yahudi mezarılığına gömülmesini reddetti.مقبرة لدفن اليهود.
Aynı dönemde ilk Hristiyanlar Roma ordusunda yeralanlar olsa da çoğu savaşı reddetmiştir.خلال القرون الاولى للمسيحية، رفض العديد من المسيحيين الانخراط في المعارك العسكرية.
Sultan, karşısına çıkan bu delidolu insanı ciddiye almadı ve talebini reddetti.فكان مُتملقاً للسلطان لا يرفض له طلباً ولا يُخالف له رأياً.
Türkiye bu teklifi reddetti.وقد رفضت تركيا هذا الاقتراح.
Avusturya tarafı reddetti.ورفضت ولايه غرب استراليا العرض.
Fakat Erdoğan bu iddiayı reddetti.ومع ذلك، فأن آرغلاندر نفسه يدحض هذا.
Ama Moore teklifi reddetti.ولكن رفضت (دیمي مور) العرض .
Parti Kongresi bu talebi oy çoğunluğuyla reddetti.فرفض أغلب أعضاء الجمعيَّة فكرته.
Türkiye bu kararı reddetti.ورفضت روسيا القرار في وقت لاحق.
Benimle el sıkışmayı reddetti.رفض ان يصافحني
Tom görevi kötüye kullanmayı defalarca reddetti.تكرر إنكار توم للاعتراف بالإساءة.
Diğer dört siyah itaat ederken, Rosa bunu reddetti.Enquanto os outros três negros levantaram, Rosa se recusou.
Her ikisi de rolü reddetti.No entanto, os dois se recusaram a participar.
Karısı ona eşlik etmeyi reddetti ve 1954 yılında boşandılar.Sua esposa se recusou a acompanhá-lo e eles se divorciaram em 1954.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Marco van Basten e Uwe Seeler recusaram-se a tomar parte no projeto em uma questão de princípios.
Tiberius’un düşüşü, gücün suistimali değil onu kullanmayı reddetmesidir.A queda de Tibério não se deveu ao seu abuso de poder, mas ao facto de negar-se a usá-lo.
Cameron bunu reddetti ve Fox'a şunları söyledi: "Filmimi kesmek mi istiyorsunuz?Cameron se recusou, dizendo: "Vocês querem cortar o meu filme?
29 Mayıs'ta, İsrail Yüksek Mahkemesi, itirazını reddetmiş ve Bölge Mahkemesi idam kararını onamıştır.Em 29 de Maio, o Supremo Tribunal de Israel rejeitou o apelo e confirmou a sentença do Tribunal Distrital.
Nolan önceki bütün filmlerinde olduğu gibi, görüşünü sınırlı tutacağı için ikinci üniteyi reddetti.Como em todos os seus filmes, Nolan recusou ter uma segunda unidade para manter sua visão constante.
Ancak Emily, 1823'ün baharında Irving'in evlenme teklifini reddetti.Emily recusou a proposta de casamento na primavera de 1823.
Einstein ameliyatı şu sözlerle reddetti, “İstediğim zaman gitmek istiyorum.Recusou a cirurgia dizendo: "Quero ir quando eu quiser.
Eserleri ABD'de yayımlandıktan sonra, Lem birliğe normal üye olmaya çağrıldı ama Lem bunu reddetti.Após a publicação nos Estados Unidos, Lem foi convidado para permanecer como membro regular, mas recusou.
Sadece İsviçre'de yayın yaparak Almanya ve Avusturya'da kitap yayınlamayı senelerce reddetti.Publicando apenas na Suíça, recusou publicar durante muitos anos na Alemanha e na Áustria.
Sunumda, Justinianus ilk teklifi reddetti ve ikincisini öğrendiğinde çok memnun oldu.No evento, Justiniano rejeitou a primeira proposta, e ficou muito contente ao saber da segunda.
Thaksin'i deviren askeri cunta, Prem'in herhangi önemli birsiyasi rolü olduğunu reddetmiştir.A junta militar que depôs o Thaksin negou que Prem teve algum papel político importante.
AJ Styles, meydan okumayı kabul etti ancak Owens, Styles'ın Dayton, Ohio'dan olmadığı için onu reddetti.AJ Styles aceitou, mas Owens negou a chance, pois Styles não era de Dayton, Ohio.
Yabancı kaynaklı yaklaşık 10.000 Taliban savaşçısı teslim olmayı reddetti ve inatla direnmeye devam ettiler.Cerca de 10.000 combatentes talibãs, liderados por combatentes estrangeiros, continuaram a resistir.
Avusturya tarafı reddetti.Austrália desistiu.
Prusya Adalet bakanı onların bu taleplerini reddetti.Porém, o ministro prussiano da justiça rejeitou seu apelo.
Tarihteki birçok tanınan Yahudi tanrılara inanmayı reddetti.Um número de judeus conhecidos ao longo da história têm rejeitado a crença em Deus.
Fakat, kendisi bunu çeşitli sebeplerle reddetti.Este recusou, alegando várias razões.
Endonezya, FIFA'nın İsrail'le tarafsız sahada oynamaları yönündeki kararını reddettiği için çekildi.A Indonésia desistiu após a FIFA ter rejeitado seu pedido de enfrentar Israel em campo neutro.
Ancak FIFA bu başvuruyu reddetti.Agora, foi a FIFA quem decidiu.
Ancak Germanicus bunu reddetti.No entanto, Germânico recusou.
1345 başlarında, Apokaukos ve Kalekas iki Fransisken keşişin barış önerisini reddettiler.No início de 1342, Apocauco e Calecas rejeitaram as ofertas de reconciliação levadas por monges franciscanos.
Fakat Kepler daha sonra bu formülü kesin olmaması gerekçesiyle reddetti.No entanto, mais tarde Kepler rejeitou esta fórmula, porque ela não era precisa o suficiente.
Aleksios reddetti ve kızlarından biriyle evlendirme niyetinde olduğunu iddia etti.Aleixo recusou, alegando que tencionava casar o garoto com uma de suas próprias filhas.
Maçtan sonra Daniels, Styles'ın elini sıkmayı reddetti.Após a luta, no entanto, Daniels se recusou a apertar a mão de Styles.
Reddettiklerinde, 926 yılında, Kurkuas önderliğinde bir ordu sınırı geçti.Quando estas recusaram, em 926, Curcuas atravessou a fronteira à frente de um exército.
Kraliçe bu isteğini reddetti.Obviamente, a rainha rejeitou o pedido.
Klein onu denetlemeyi reddetti ve Carl Runge’ı onu denetlemesi için anlaştı.Como Klein se recusou a vigiá-lo, Born providenciou Carl Runge para ser seu orientador.
Paris Salon jürisi Cézanne'in eserlerini gösterime sunmayı 1864'ten 1869'a kadar her sene reddetmiştir.O Salão rejeitou as obras de Cézanne por todo o período de 1864 a 1869.
Arafat Barak'ın önerisini reddetti ve hemen bir karşı öneri yapmadı.Numa manobra amplamente criticada, Arafat rejeitou a oferta de Barak, e não fez qualquer contra-oferta.
Önemli Halk Partisi üyeleri sonra Polaino'nun söylediklerini reddetti.Membros proeminentes do PP rejeitaram as afirmações de Polaino.
Levesque, bu eleştirlere karşı konuşarak hepsini reddetmiştir.Levesque falou contra essa crítica e negou tudo.
Grubun lideri Sassy, tüm büyük Japon şirketlerine demo kayıtlarını gönderdi, fakat hepsi grubu reddetti.Sassy, o líder da banda, enviou demo tapes para a maioria das gravadoras japonesas, todoas rejeitando a banda.
Aynı yıl Stockholmde profösör olması üzerine bir teklif alıp reddetti.No mesmo ano recebeu um convite para um cargo de professor em Estocolmo, que rejeitou.
Hess herhangi bir ayrıntıyı bildirmeyi de reddetti.No entanto, TK se recusa a revelar mais alguma informação.
Cugaşvili bunu reddetti ve "Vur!" diye bağırdı.Alguém o reconheceu como o atirador e gritou "É ele!"
Köleliği protesto etmek, için malzemesi pamuk olan giysileri giymeyi reddetmiştir.Em protesto contra a escravidão, Maria parou de usar roupas de algodão.