Bu köyün kalıntılarına halen rastlanmaktadır.Našli so ostanke vasi.
Sekizliyi aşan ses genliğinde yol havasına rastlanmamıştır.Vendar v Osmi simfoniji ni sledu o teh viharjih.
Bu renk çeşidinde mor renk gagaya da rastlanmaktadır.Na tem delu se tudi pri odraslih primerkih vidi ostanek ovojnice bele barve.
2015 yılı itibarıyla, hastalığın erken aşamalarında ölüm vakasına rastlanmamıştır.Pirminės 2015 m. infekcijos metu mirčių užregistruota nebuvo.
Bu ada ilk defa M.Ö. VII-II yüzyıllarda rastlanmaktadır.Pirmą kartą paminėtas VII-ame amžiuje.
Tarihi hiçbir binaya rastlanmaz.Joks ženklas nežymi šio pastato istorijos.
Büyük bir alan yayılmış olsa da çok kolay rastlanmazlar.Nors plačiai paplitęs, bet sunkiai aptinkamas.
Bölgenin 12.19 km²'lik bölümünde hiçbir ağaç kesme kaydına rastlanmamıştır.Saugomos teritorijos branduolyje (12,19 km²) niekada nebuvo kertami medžiai..
Özellikle çocuklarda rastlanmaktadır.Ypač piktos turėdamos jauniklių.
Yapım tarihi tam bilinmemekle birlikte, Alman kayıtlarında ilk olarak 1292 yılında ismine rastlanmaktadır.Kiriku rajamise täpne aeg ei ole teada, kuid saksa kroonikates on teda esmakordselt mainitud aastal 1292.
Bu ada ilk defa M.Ö. VII-II yüzyıllarda rastlanmaktadır.Siin täheldati seda alamliiki esmakordselt Saaremaal 20. sajandi teisel kümnendil.
Bu yapılarda çok az sayıda bulunduntuya rastlanması, yerleşimin terk edildiği şeklinde yorumlanabilir.Paljud hooned näevad välja täpselt sellised, nagu elanikud need maha jätsid.
Cinayet ve hırsızlık olayına rastlanmamıştır.Karistamatult pandi toime mõrvu ja röövimisi.
Saraylarda Gotik, Rönesans ve Barok stiline sıkça rastlanmaktadır.Frontooni kohtab tihti renessanss-, barokk- ja klassitsistlikus stiilis hoonete fassaadidel.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Enamikul juhtudel ühest skannimisest terve mudeli saamiseks ei piisa.
Lalapaşa'nın kuzeydoğusunda çok sayıda menhire rastlanmaktadır.Abrutsides on mitu loode-kagusuunalist mäeahelikku.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Állatok közt nem találtak homofób viselkedést.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Chang co hanh vi so hai doi voi dong tinh nao o dong vat.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Der fandtes ingen homofobisk adfærd blandt disse.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Det gick inte att hitta något slags homofobiskt beteende bland djur.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Eläinten keskuudessa ei ole havaittu homofobista käytöstä.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Je uznané, že u zvierat neexistuje homofóbne správanie.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Je uznáno, že u žviřat neexistuje homofóbní chování.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.동물들에게서는 동성애 혐오증이 발견되지 않았다.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Man hat bei Tieren kein homophobes Verhalten erkannt.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Non è stato trovato alcun comportamento omofobico negli animali.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.On n'a décelé aucun comportement homophobe chez les animaux.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.U zwierząt nie jednak rozpoznano homofibycznych zachowań.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.Δεν έχει παρατηρηθεί κάποια ομοφοβική συμπεριφορά στα ζώα.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.ولم نجد أي سلوك الكر اهية للمتلية في الحيوانات.
Ama hayvanlar arasında herhangi bir homofobik davranışa rastlanmamıştır.問題なのは、学校で人種差別や少数民族への寛容については非常に頻繁に話題にされても、
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.A to je dosť unikátne.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.C'est tout à fait unique.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Dan ini cukup unik.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Dat is erg uniek.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.És ez elég egyedi megoldás.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Eso es único.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Iar asta e destul de unic.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Jest to oryginalne rozwiązanie.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Je to zcela unikátní řešení.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.굉장히 독특한 방식이죠.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Och det är ganska unikt.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Una cosa davvero unica al mondo
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Und das ist doch einzigartig.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Và điều đó quả là độc nhất vô nhị.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.Και αυτό είναι πράγματι μοναδικό.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.И това е доста уникално.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.И это совершенно уникально.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.וזה די ייחודי.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.وهذا فريد للغاية.
Bu eşine rastlanmamış bir olaydır.高度を上げるときには
Buna karşın, uygulamada bu gibi durumlara rastlanmamıştır.Evaluare nouă în eventualitatea unor rezultate slabe
Buna karşın, uygulamada bu gibi durumlara rastlanmamıştır.Interview s vedením, alebo prieskumy
Buna karşın, uygulamada bu gibi durumlara rastlanmamıştır.Nova avaliação em caso de resultados in the event of poor results negativos
Buna karşın, uygulamada bu gibi durumlara rastlanmamıştır.Ponowna ocena w przypadku słabych wyników
Buna karşın, uygulamada bu gibi durumlara rastlanmamıştır.V Německu a ve Francii je následná evaluace dobrovolná.
Dümdüz, bu kadar düz bir çizgiye sık rastlanmaz.De tényleg, ritkán láttam ilyen egyenes vonalat.
Dümdüz, bu kadar düz bir çizgiye sık rastlanmaz.Honnêtement, Je n'ai jamais vu une ligne aussi plate.
Dümdüz, bu kadar düz bir çizgiye sık rastlanmaz.Ich meine, ich habe selten so flache Linien gesehen.
Dümdüz, bu kadar düz bir çizgiye sık rastlanmaz.Ik bedoel, ik heb zelden zo'n vlakke lijnen gezien.