rahip ile cümle
rahip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ona Rahibin sözünü söylemesi için beklemesini ister ama rahip o sözü çoktan söylemiştir.Oznámila mu posolstvo a požiadala ho, aby ho vyrozprával kňazovi, ktorý vysluhuje v Dúbravke sviatosti.
Yakından bakıldığında bu insanın bir rahip ya da keşiş olduğu anlaşılır.Vysluhovateľom je kňaz alebo biskup.
Yani çileci rahip, avutuculuk rolünü üstlenmektedir.Preľaknutý pastier teda urobil to, o čo bol požiadaný.
O sık sık politikacılar ve rahipleri konu alır.Najviac si dal záležať na biskupoch a kňazoch.
Guanche rahiplerinin buna benzer idoller kullandıkları bilinmektedir.Existujú dohady, že už Aztékovia chovali podobné mačky.
Keşişlerden sonra buraya kilise rahipleri yerleştiler.Neskôr tu boli umiestnení penzionovaní kňazi.
Temmuz 1908'de rahip seçildi.Za kňaza bol vysvätený v roku 1908.
16 Haziran 1973'te rahip olarak takdis edildi.Dňa 11. júna 1978 bol vysvätený za kňaza.
Babası bir rahip ve güçlü kişisel inançları olan bir Hristiyandı.Njegov oče je bil duhovnik, predan kristjan z močno osebno vero.
Bugün manastırda yaklaşık 50 rahip yaşamaktadır.V samostanu živi približno petdeset menihov.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Posledično so svečeniki razvili sistem preročišč, v katerih so bogovi svojo voljo sporočali neposredno ljudem.
Temmuz 1908'de rahip seçildi.Julija 1908 posvečen v duhovnika.
İngiliz rahip Stephen Hales yayınlanan ilk tansiyon ölçümünü 1733 yılında gerçekleştirmiştir.Angleški duhovnik Stephen Hales je kot prvi leta 1733 objavil merjenje krvnega tlaka.
Tibet rahipleri geleneksel giysileriyle.Plesalci so oblečeni v tradicionalno tibetansko nošo.
Portreleri yapılan kişiler yönetici seçkin zümre, rahipler, savaşçılar ve ünlü sanatçılardı.Portretiranci so bili člani vladajoče elite, duhovniki, bojevniki in celo ugledni obrtniki.
Rahipler sınıfının mesajı, Haçlılara tekrar güven vermek ve onları cesaretlendirmek üzere dizayn edildi.Sporočilo duhovnikov je bilo zasnovano tako, da je križarje pomirilo in ohrabrilo.
Öğrenci rahipler ise, manastır yaşamı için temel kurallar olan On İlke’yi izlerler.Novici se držijo desetih predpisov, ki so osnovna pravila za redovnike.
Manastırın çevresinde rahiplerin kaldığı konutlar da mevcuttur.Zraven cerkve so ostanki samostana.
1832'da ruhsal bir bunalımdan dolayı rahipliği bıraktı.Leta 1832 je prejel duhovniško posvečenje.
Vaaz işlemi her rahip için zorunlu tutulmuştur.Velja za zavetnika vseh duhovnikov.
Lakabı 'Kızıl Rahip’ti.Imenoval se je Rdeči tempelj.
Rahip John ve Mac görevden alındıktan sonra, Franklin de okuldan ayrılmaya karar verir.Ko se vse skupaj poleže, se Franklin odloči zapustiti šolo.
Bu olaydan sonra Utrecht piskoposu rahip olmayanların vaaz vermesini yasakladı.Po objavi mu je škof Jeglič prepovedal maševati.
Kız hapisten çıkar ve budist bir rahip tarafından yetiştirilir.Po odstopu s prestola postane budistični svečenik.
Gençken rahip olmak istediğini söyledi.Jaunystėje ketino tapti kunigu.
George Blagden - Athelstan, Ragnar'ın İngiltere'ye ilk gidişinde ele geçirdiği Anglo-Saxon rahip.George Blagden – Atelstanas, anglosaksų vienuolis, paimtas į nelaisvę Ragnaro jo pirmojo reido į Angliją metu.
Kendisi de rahip olmak ister ve kararını vermek üzere inzivaya çekilir.Savo pasiryžimo neužmiršo ir tapęs kunigu.
Hiçbir erkek rahip olmasın.Tarp jų nebūta nė vieno kunigo.
Rahipler yazı salonunda çalışır.Vyrai dirba kaučiuko plantacijose.
Üç rahip hayatta kaldı.Betygaloje gyveno 3 kunigai.
Vaaz işlemi her rahip için zorunlu tutulmuştur.Dabar kiekvienas skiriamas kardinolu kunigu turi būti įšvęstas kunigu.
Burası daha sonra rahiplerin oturduğu yer olarak kullanılmıştır.)Po to į veiksmą įstoja dorybių alegorijos (atliekamos vienuolyno seserų).
Kız hapisten çıkar ve budist bir rahip tarafından yetiştirilir.Gimė siuvėjo šeimoje, bet užaugintas Durbės dvasininkų.
İlk müzik eğitimini rahip ve orgcu olan ağabeyinden aldı.Pirmąsias muzikos žinias gavo iš savo tėvo vargonininko ir chorvedžio.
Çok sayıda rahip siyasete atıldı.Buvo suimti keli kunigai.
Üçüncü oğlu ise rahip oldu.Tėvai tikėjosi, kad sūnus taps kunigu.
Üç rahip hayatta kaldı.Piiskop jäeti ellu.
Bugün manastırda yaklaşık 50 rahip yaşamaktadır.Tänapäeval on kloostris 30 nunna.
Rahip olduktan sonra 1944'e kadar papazlık yaptı.Töötas pastorina kuni 1944. aastani, mil ta tapeti.
Çin, Kore ve Vietnam’da ise rahiplerin et yememeleri beklenir.Koreas, Vietnamis ja mõnes Hiina piirkonnas kasvatatakse koeri lihaloomana.
18. yüzyılda rahip Francisco Ximenez tarafından İspanyolcaya çevrilmiştir.18. sajandil tõlkis dominikaani preester Francisco Ximénez selle teksti hispaania keelde.
Chydenius bir rahipti.Kas Huntington oli prohvet?
1942’de Ahaltsihe’de rahip olarak görevlendirildi.Ta oli aastal 1942 preestriks Orjoli oblastis Poslovos.
Yakından bakıldığında bu insanın bir rahip ya da keşiş olduğu anlaşılır.On arvatud, et ta oli observatoorium, ohvripaik või pühakoda.
Justs, dini görevine 1960'ta rahip olarak göreve başladı.1760ndatel alustas Lavater tööd kirikuõpetajana.
1929'da, Malcolm dört yaşındayken, marangoz ve rahip olan babası, aileyi Lansing, Michigan'a taşımıştı.1929 년, 말 콤 시절 4 년 된 그의 아버지, 목수와 목사, 랜싱, 미시간 가족을 옮겼습니다.
1929'da, Malcolm dört yaşındayken, marangoz ve rahip olan babası, aileyi Lansing, Michigan'a taşımıştı.في عام 1929،عندما كان عمر مالكوم 4 سنوات، والده الذي يعمل نجار و واعظ نقل العائلة إلى لانسينق، ميتشغان.
Agabey. Liore'daki rahip hakkında söylenenlere ne diyorsun?Veli, mitä mieltä olet Riolen valvojasta kerrottavista tarinoista?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.A on na to: "Môj ty Bože! Ty si sa zbláznil?!
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.A on na to reagoval "Můj Bože! Jsi blázen?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.Dan dia berkata, "Ya Tuhan, apa kamu sudah gila?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.E ele disse: "Oh, Deus, você está louco?" (Risos)
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.E mi ha detto, "Oddio, sei matto?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.Erre az egyikőjük: "Úristen, maga megőrült?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.Hij zei: "Oh God, ben je gek?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.Il m'a répondu : " Mon Dieu, vous êtes fou ?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.그가 답하길, "오 신이시여, 당신 정신 나갔소?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.Mi-a răspuns: "Doamne, ai înnebunit?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.Odpowiedział: "Boże, czy pan zwariował?
"Aman tanrım, sen deli misin?" dedi Rahip.Prästen svarade: "Gud, är du galen?