rahatlatıcı ile cümle
rahatlatıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Rahatlamak için rahatlatıcı müzik dinlemem gerekiyor.In order to relax, I need to listen to soothing music.
Rahatlamak için sık sık rahatlatıcı müzik dinlerim.I often listen to soothing music in order to relax.
Ben rahatlatıcı bir konuşma yaptım.I had a relaxing talk.
Bu çok rahatlatıcı.It's very relaxing.
O çok rahatlatıcı.That's very comforting.
Onu rahatlatıcı bulmuyorum.I don't find that comforting.
Yağmurun sesini rahatlatıcı buluyorum.I find the sound of the rain relaxing.
Bu rahatlatıcı.This is relaxing.
Tom rahatlatıcı şekilde Mary'nin elini sıktı.Tom squeezed Mary's hand reassuringly.
Kitap okumak çok rahatlatıcıdır.Reading books is very relaxing.
Bu gerçekten o kadar rahatlatıcı değil.It's not really that relaxing.
Tom ve Meryem yüzen evde rahatlatıcı bir hafta geçirdiler.Tom and Mary spent a relaxing week on a houseboat.
Portakal çiçekleri rahatlatıcı bir etki ve hoş bir kokuya sahiptir.Orange blossoms have a relaxing effect and a delightful scent.
Tom rahatlatıcı şekilde tebessüm etti.Tom smiled reassuringly.
Bu rahatlatıcı bir düşünce.That's a comforting thought.
Tom'un rahatlatıcıya ihtiyacı yok.Tom doesn't need comforting.
Bu çok rahatlatıcı bir düşünce.That's a very comforting thought.
Tom rahatlatıcı bir şeyler bulmak umuduyla radyoyu değiştirdi.Tom changed the station hoping to find something relaxing.
Bunların hepsini bağlayan tartışılmaz gerçekler var ve ben bunu çok rahatlatıcı ve nazik buldum.There are indisputable truths that connect all of them, and I find that very comforting and kind.
Birkaç jeoistatistiksel yöntem bu durağanlık varsayımı rahatlatıcı yollarını sağlamaktadır.Several geostatistical methods provide ways of relaxing this stationarity assumption.
Rahatlatıcı bir tarzı var.It has a moderate relief.
Rahatlatıcı bir renk kullanıyım.Let me write that down in a soothing color.
Basitçe kurallara karşı gelmemek çok daha rahatlatıcı geliyor.It feels so much more comfortable simply to lay down the law.
Ne rahatlatıcı !That's a relief!
Joon Gu'nun çok çalışıyor olması rahatlatıcı.It's a relief that Joon Gu works so hard.
Her şeyin yolunda olması rahatlatıcı.It's a relief that everything is fine.
Hımm? [S]: Rahatlatıcı.I don't have to be anybody.
Yetişkinler rahatlatıcı bulur.Adults find it comforting.
Puro, canlandırıcı ve rahatlatıcı.That's stimulating and relaxing.
Gerçekten söylediğim şey, sana anlattığım, o kadar rahatlatıcı ki.Really what I am telling you, it's so unburdening.
Oh, bu rahatlatıcı.Oh, it's a relief.
Bu rahatlatıcı.That's a relief.
Ve sonra rahatlatıcı bir ses kırdı sessizlik.And then a soothing voice broke the silence.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.This to me, in its own strange way, is very, very comforting.
Rahatlatıcı, değil mi?It is refreshing, right?
Sonuçta, Noel Baba'nın gerçekte var olmadığını öğrenmek benim için aslında rahatlatıcı olmuştu.So to find out that there was no Santa Claus at all was actually sort of a relief.
Benim olmayan bir sesin rahatlatıcı bir tarafı vardı.There was something comforting about a voice that was not my own.
Çok garip bir deneyimdi. Bu varlık hiç korkunç değildi, doğrusu, çok rahatlatıcıydı.This presence wasn't , it wasn't frightening at all, it was very comforting actually
Çocuk bezi giyerek, bebek bezi fetişist genellikle rahatlatıcı bir duygu yaşar.While wearing diapers, a diaper fetishist generally experiences a comforting feeling.
Van Gogh, doğayla etkileşimi dinlendirici ve rahatlatıcı buldu.Van Gogh found respite and relief in interaction with nature.
Sıcak bir banyonun içinde uzanmak kadar rahatlatıcı bir şey yoktur.Il n'y a rien d'aussi relaxant que de s'allonger dans un bain chaud.
Yağmurun sesini rahatlatıcı buluyorum.Yo encuentro relajante el sonido de la lluvia.
Rahatlatıcı bir tarzı var.Ha una forma conica.
Rahatlatıcı ve dinlendirici özelliğiyle tanınan bir müziktir.Успокаивающая — спокойная и расслабляющая музыка.
Rahatlatıcı ve dinlendirici özelliğiyle tanınan bir müziktir.عرفت موسيقى "ملوك الراحة" ببساطتها وجمالها.
Bunların hepsini bağlayan tartışılmaz gerçekler var ve ben bunu çok rahatlatıcı ve nazik buldum.Existem verdades indiscutíveis que conectam todas elas, e as acho muito reconfortantes e gentis.
Rahatlatıcı ve dinlendirici özelliğiyle tanınan bir müziktir.Era uma música suave, agradável e relaxante.
Rahatlatıcı bir tarzı var.Heeft rustgevende eigenschappen.
Rahatlatıcı bir tarzı var.Mają łagodne usposobienie.
Bunların hepsini bağlayan tartışılmaz gerçekler var ve ben bunu çok rahatlatıcı ve nazik buldum.Există adevăruri incontestabile care le conectează pe toate, și consider asta foarte mângâietor și amabil.
Kutsal göllerde arınıp rahatlatıcı sular bölgesinden dilediğince su içer.Og de drikker og vasker sig i den hellige kilde.
O yüzden bu benim için daha da rahatlatıcı bir şey" açıklamalarında bulundu.Han har uttalt at " var utrolig motiverende for meg.
O yüzden bu benim için daha da rahatlatıcı bir şey" açıklamalarında bulundu.『もっとのんびり暮らせ』という意味もあったという。
Birkaç jeoistatistiksel yöntem bu durağanlık varsayımı rahatlatıcı yollarını sağlamaktadır.いくつかの地理統計の方法が、この定常性仮説の緩和方法を提供している。
O yüzden bu benim için daha da rahatlatıcı bir şey" açıklamalarında bulundu.후에는 훨씬 편해졌다"라고 묘사했다.
Rahatlatıcı bir tarzı var.다소 반항적인 기질이 있다.
Alınabilen az sayıdaki mesaj da rahatlatıcı olmaktan uzaktır.Broj nađenih tekstova je još uvijek relativno mali.
Rahatlatıcı bir tarzı var.Má upokojujúci účinok.
Rahatlatıcı bir tarzı var.Tegemist on rahustava käitumisega.
Basitçe kurallara karşı gelmemek çok daha rahatlatıcı geliyor.Annyival kényelmesebb egyszerűen csak lefektetni egy törvényt.