Ana içeriğe geç
Sözlük

rahatla ile cümle

rahatla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu Harry'yi rahatlatır ve yaşadıklarına rağmen hayatına devam etme gücü kazandırır.It comforts Harry, telling him to move on from the wreck of his life.
Van Gogh, doğayla etkileşimi dinlendirici ve rahatlatıcı buldu.Van Gogh found respite and relief in interaction with nature.
Prusya'nın konforsuz ortamını geride bırakmak onun için büyük bir rahatlama oldu.To leave behind the spartan atmosphere of Prussia came as a great relief for him.
Mart 1630'da rahatlamak için Karlovy Vary'e (Karlsbad) gitti.In March 1630 he traveled to Karlovy Vary (Karlsbad) to seek relief.
Bu noktada Rüknüddevle, Adudüddevle'ya Vasit'e yürümesini ve İzzüddevle'yi rahatlatmasını emretti.At this point, Rukn al-Dawla ordered 'Adud al-Dawla to march on Wasit and relieve Izz al-Dawla.
Onunla rahatlamış hissediyorum.Ich fühle mich entspannt bei ihm.
Fakat Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne yakınlaşmasıyla birlikte bu durum belirgin şekilde değişti ve rahatladı.Doch durch die Annäherung der Türkei an der EU, hat sich die Lage sichtlich entspannt.
Herkes rahatlar.Alle erschraken.
Ekonomi daha da rahatlamıştır.Auch die Wirtschaft erholte sich wieder.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Er erkannte daran, dass seine Frau widerrufen hatte und geriet darüber in Wut.
Kendini rahatlatmak için sarayın iç bahçesine gider ve bir ağacın altında asude bir yerde oturur.Er schleicht sich heimlich in den Garten des Palastes und versteckt sich auf einem Baum.
Tedavi, belirtilerin rahatlatılmasını içerir.Die Behandlung besteht in der Linderung der Symptome.
Patatesin Norveç'e getirilmesi (18. yüzyılda) Norveçliler için önemli bir rahatlama sağladı.Erst der Export von Getreide nach Norwegen im 18. Jahrhundert brachte einen erneuten Aufschwung.
Budistler meditasyon sırasında rahatlamak ve gevşemek için mum kullanırlar.Kosmische Klänge zum Entspannen und Meditieren.
Rahatlama hissi yoğunluğun en çok olduğu yerde en çarpıcıdır .’Sicherlich ist die Ungeduld das, was ich am meisten fürchte.
Artık o da bu kuklaya istediği gibi sövüp sayacak, kinini atacak ve rahatlayacaktır.Um ihn als Aufschnitt zu verwenden, wird er mit der Schwarte sanft gebacken und diese dann entfernt.
Sıcak bir banyonun içinde uzanmak kadar rahatlatıcı bir şey yoktur.Il n'y a rien d'aussi relaxant que de s'allonger dans un bain chaud.
Bunu duyduğumda rahatladım.Je suis soulagé d'entendre cela.
Bu acıyı rahatlatan nedir?Qu'est-ce qui soulage la douleur ?
Herkes rahatlamış görünüyordu.Tout le monde eut l'air soulagé.
Herkes rahatlamış göründü.Tout le monde a eu l'air soulagé.
İlaç beni hemen rahatlattı.Le médicament m'a aussitôt soulagé.
Herkes rahatlar.Ils sont tous relaxés.
İnsanları rahatlatırım.Calmer la personne.
"Bu dava benim içimi rahatlattı".Cette force nous réconfortait ».
Stadyumun giriş ve çıkışlarını rahatlatmak için kapı sayısı da 36'dan 72'ye çıkartılmıştır.Pour améliorer les entrées et sorties des supporters, le nombre de portes a été doublé, passant de 36 à 72.
Bu, ekonominin bombalamalar karşısında rahatlamasını sağladı.Ceci lui permet de renforcer l'économie de guerre.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Elle l'a regardé se rendre ridicule et a été soulagée quand il est parti.
Işıkları söndürün, derin nefes alın ve rahatlayın..."Evacue la chaleur, réduit les abcès... »,.
Sinemada sahne, yazarı rahatlatan "vurgu" olarak adlandırılır.Retrospectivement, le cinéaste le regardera comme « son préféré ».
Ekonomi daha da rahatlamıştır.L'activité économique est relancée.
Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler.C’est ici aussi que les amoureux vont décider de la suite de leur journée ensemble ou non.
Miler gelir ölmekte olan kızını rahatlatmaya çalışır.Elle l'utilisera une autre fois pour soulager sa fille mourante.
Bunu duymak beni rahatlattı.Me alivia oír eso.
Araba sürmek beni rahatlatıyor.Conducir me relaja.
Yağmurun sesini rahatlatıcı buluyorum.Yo encuentro relajante el sonido de la lluvia.
İyi bir roman ile rahatlamak istiyorum.Quiero relajarme con una buena novela.
Ey Müslümanlar, rahatlamayın!¡Oh musulmanes, no se sientan cómodos!
Tedavi, belirtilerin rahatlatılmasını içerir.El tratamiento consiste en el alivio de los síntomas.
İnsanları rahatlatırım.Les Calandretas.
O bütün insanları dünyanın acılarından ve elemlerinden uzaklaştırır, rahatlatır.Ella está determinada quitar el sufrimiento y la angustia de todos, incluso el de ella misma.
Böylece Fas Sultanlığı biraz rahatlamış oldu.La presión suave parecía relajarlas.
Herkes rahatlar.Todos se despiden.
Tom onu duyduğuna rahatlamıştı.Tom fu sollevato nel sentire ciò.
"Bu dava benim içimi rahatlattı".Questo gesto mi conforta".
Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler.Nel finale, i due si chiedono se si amano a vicenda e rispondono affermativamente.
Kalem ve fırçanın monoton hareketleri insanı rahatlatır.Movimenti monotoni con la matita o pennello rilassano.
Bacaklar hareket ettirilerek geçici bir rahatlama sağlanabilir.Il pediluvio può dare una sensazione di sollievo ai piedi affaticati.
Bu romanıyla Rand finansal anlamda rahatlamıştır.A questa rivelazione, Roderick si allontana sconvolto.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.Ma la donna nei suoi confronti mostrava odio e glielo faceva ben capire.
Rahatlatıcı bir tarzı var.Ha una forma conica.
Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.Том почувствовал облегчение, услышав, что Мэри благополучно прибыла домой.
Onunla rahatlamış hissediyorum.Рядом с ним я чувствую себя спокойно.
Biz uykudayken nefes alıp verişimiz rahatlar.Когда мы спим, наше дыхание успокаивается.
Masaja gitmek istiyorum. Rahatlamaya ihtiyacım var.Я хочу массаж. Мне нужно расслабиться.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На выпускном вечере Кэрри нервничает и стесняется, но Томми любезно успокаивает её.
Patatesin Norveç'e getirilmesi (18. yüzyılda) Norveçliler için önemli bir rahatlama sağladı.Ввоз картофеля в Норвегию в XVIII веке оказал значительное облегчение жизни норвежцев.
Ey Müslümanlar, rahatlamayın!Поэтому не пытайся омусульманить меня.
Işıkları söndürün, derin nefes alın ve rahatlayın..."Украденные моменты). — Может быть, нам нужно подышать свежим воздухом, немного отдохнуть».
Ekonomi daha da rahatlamıştır.Экономика вновь ожила.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod