Ana içeriğe geç
Sözlük

rahatla ile cümle

rahatla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Biliyorum arkamda bir hayat býraktým ama Yas tutmak için rahatlamak üzereyimStiu ca am lasat o viata in spate Dar sunt usurata ca am acest duel
Biliyorum arkamda bir hayat býraktým ama Yas tutmak için rahatlamak üzereyimVím, že jsem za sebou nechala život Ale moc se mi ulevoli truchlit
Biraz rahatlayin.Entspannen Sie sich...
Biraz rahatlayin.Hãy thư giãn, thư giãn.
Biraz rahatlayin.Lugn, lugn.
Biraz rahatlayin.Relaxez-vous !
Biraz rahatlayin.Relax, relax.
Biraz rahatlayin.Relax, relax.
Biraz rahatlayin.Relax. Relax.
Biraz rahatlayin.Rentoutukaa.
Biraz rahatlayin.Santai saja.
Biraz rahatlayin.Sprostite se, sprostite.
Biraz rahatlayin.Χαλάρωσε.Χαλάρωσε.
Biraz rahatlayin.Расслабься...
Birbirimizi transmedya aracılığıyla rahatlatabilsek, ilham verebilsek ve cesaretlendirebilseydik ne olurdu?E se potessimo confortarci, ispirarci e incoraggiarci con i prodotti transmediali?
Birbirimizi transmedya aracılığıyla rahatlatabilsek, ilham verebilsek ve cesaretlendirebilseydik ne olurdu?¿Qué pasaría si pudiéramos aliviarnos, inspirarnos y alentarnos con la transmedia?
Birbirimizi transmedya aracılığıyla rahatlatabilsek, ilham verebilsek ve cesaretlendirebilseydik ne olurdu?מה אם נוכל לנחם, לתת השראה ואומץ אחד לשני עם ריבוי מדיה?
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.A oferit divertisment, plăcere, alinare atâtor oameni când aveau mai multă nevoie.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.A tanti, ha dato intrattenimento, piacere, e conforto quando ne avevano più bisogno.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.Dio entretenimiento, placer, alivio a tantos seres humanos cuando más lo necesitaban.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.Er hat Unterhaltung, Spaß und Erleichterung so vielen Menschen gebracht, als sie es am meisten brauchten.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.Hij bracht zoveel mensen amusement, vreugde en verlichting op momenten dat zij dat het meest nodig hadden.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.Il divertissait, donnait du plaisir et soulageait tant d'êtres humains quand ils en avaient le plus besoin.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.그는 많은 인류에 오락, 즐거움, 안도감을 주었습니다. 사람들이 가장 필요로 했던 순간에요.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.Ông ấy mang đến sự giải trí, niềm hân hoan và sự bình yên cho rất nhiều người khi họ cần nó nhất.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.Przynosił rozrywkę, radość, wytchnienie tak wielu ludziom, gdy tego najbardziej potrzebowali.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.Διασκέδασε κι έδωσε χαρά κι ανακούφιση σε τόσους πολλούς ανθρώπους όταν το είχαν περισσότερο ανάγκη.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.הוא סיפק בידור, הנאה, שחרור לכל כך הרבה אנשים כשהם היו צריכים את זה יותר מכל.
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.قدم امتاع...سعادة....شفاء للعديد من البشر في الوقت الذي احتاجوا إليها بشدة
Birçok insanın en çok ihtiyacı olduğu zamanda onlara eğlence, mutluluk ve rahatlama verdi.多くの人々にそれを与えました 何が可能か問うのではなく不可能に挑戦するために私たちはいるのです
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Am avut sentimentul unei relaxări temperată de anticipare.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Cítil jsem náznak uvolnění spolu s očekáváním.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Én egyfajta megnyugvást éreztem, várakozással vegyítve.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Ich fühlte eine Art Entspannung, in Kombination mit Erwartung.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Ik voelde ontspanning vermengd met anticipatie.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.J'ai ressenti une impression de détente mêlée d'anticipation.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Ja poczułem odprężenie, lekko przytłumione oczekiwaniem.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Jeg havde en afslappet følelse blandet med forventning.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.저는 기대감이 섞인 편안함을 느낍니다.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Provai una sensazione di rilassamento temperata dall'anticipazione.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Saya merasa santai dengan sedikit berantisipasi.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Senti uma espécie de relaxamento misturado com expetativa.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Sentí una mezcla de relajación y anticipación.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Tôi đã cảm nhận được sự thoải mái được hòa quyện với sự háo hức mong đợi.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Ένιωσα ένα αίσθημα ηρεμίας με μια διάθεση ανυπομονησίας.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Усетих чувство на отпускане, заедно с очакване.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Я відчув почуття розслаблення, розбавленого нетерплячкою.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.Я ощутил чувство расслабления, закалённого чувством ожидания.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.אני הרגשתי תחושה של רוגע, מלווה בציפיה.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.لقد شعرت بالارتياح وبقليل من الترقب
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.期待感と合わさったリラックスです 私が見つけたのは
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.En morgon Jag ville trösta så mycket att jag sänkte stolthet Woosters och vädjade till stipendiaten direkt.
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.Eräänä aamuna halusin lohdullista niin paljon, että upotti ylpeys Woosters ja valittaa mies suoraan.
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.Nekega jutra sem hotel tolažba toliko, da sem potopila v ponos in Woosters pritožila na kolegi neposredno.
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.어느 날 아침 나는이 Woosters의 자부심을 침몰하고 많은 위안이 원하는 사람에 직접 호소.
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.Една сутрин аз исках толкова вкусно, че съм потънал гордостта на Woosters и обжалвано пред колеги директен.
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.Однажды утром я хотел утешительные так много, что я опустился гордость и Woosters обратился к прямой парень.
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.Одного ранку я хотів втішні так багато, що я опустився гордість і Woosters звернувся до прямої хлопець.
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.في صباح أحد الأيام أردت مطمئنة كثيرا لدرجة أنني غرقت فخر وWoosters
Bir sabah, Woosters gururu battı ve o kadar çok rahatlatıcı istedi adam doğrudan başvurmuştur.直接仲間に訴えた。 "Jeevesは、"私は言った、"これは、ビットを取得しています
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod