Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Ajattelimme lähteä ajelulle yhdessä. Haluatteko lähteä mukaamme?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Arra gondoltunk, hogy keresünk valami csendesebb helyet, szeretnél velünk tartani?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Chúng tôi đang định đi với nhau. Em có muốn đi cùng không?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik. Eh? Oh, hayır...tamam우리끼리 조용히 드라이브 갈려던 참인데 같이 갈래요?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Kami berencana untuk pergi jalan-jalan bersama. Kamu mau ikut dengan kami?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Mysleli sme si, že pôjdeme niekam autom a upokojíme sa. Chcela by si ísť s nami?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Ne gandeam sa mergem sa dam o tura cu masina, vrei sa vii cu noi?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Nous pensions à aller faire un tour ensemble. Voudriez-vous venir avec nous ?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Stavamo pensando di fare un giro in macchina insieme. Vorreste venire con noi?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Vi tänkte åka på en lugn biltur tillsammans. Skulle du vilja följa med oss?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Wir wollten gerade einen beruhigenden Abstecher mit dem Auto machen. Möchtest du mitkommen?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Zrovna se jedem společně projet. Nechceš se k nám připojit?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Λέμε να πάμε μια ήσυχη βόλτα με το αμάξι μαζί. Θέλεις να έρθεις μαζί μας?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.Мы тут подумали, что было бы неплохо проехаться. Вы не хотите составить нам компанию?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.אנחנו חשבנו ללכת על משהו שקט יותר. תרצי להצטרף אלינו?
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.اننا ذاهبان بجولة في السيارة هل تريدين مرافقتنا؟؟
Bizde arabayala rahatlamak icin bir tur yapacaktik.え!? あー いや・・・
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Acest lucru este pentru mine, într-un mod ciudat, foarte, foarte încurajator.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Bagi saya, hal ini dengan caranya yang aneh, sangatlah menghibur.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Ceci me paraît, d'une manière étrange, très, très réconfortant.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Das ist für mich, auf eine eigene seltsame Art, sehr, sehr tröstlich.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Điều này đối với tôi, ở một góc độ kỳ lạ nào đó, rất rất là an ủi.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Dit is voor mij op zijn eigen vreemde manier een zeer, zeer geruststellende gedachte.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.이것은 저에게, 그 특유의 방식을 통해, 아주 아주 큰 위안을 줍니다.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Para mim, por estranho que seja, isso é muito reconfortante.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Questo, per me, nella sua stranezza, è molto, molto confortante.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Számomra ez, furcsa módon, nagyon megnyugtató.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.To je pro mě - svým vlastním zvláštním způsobem - velmi, velmi uklidňující.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.To, na swój dziwny sposób, podnosi mnie na duchu. To, na swój dziwny sposób, podnosi mnie na duchu.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Y esto para mí, extrañamente, es muy, muy reconfortante.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Αυτό για μένα, με το δικό του περίεργο τρόπο, είναι πολύ, πολύ καθησυχαστικό.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Для меня это, странным образом, очень даже утешительно.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Това за мен, по своя странен начин, е много, много успокоително.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.Ця думка для мене по-своєму дуже, дуже заспокійлива.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.זה עבורי, באופן מוזר, מאוד מאוד מנחם.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.هذا بالنسبة لي، بغرابته، هو أمر مريح للغاية.
Bu bana göre, kendi gizemli yanıyla, çok çok rahatlatıcı bir düşünce.とても安心させてくれます 再生とは現世から来世に行くことですが
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Acest lucru e încurajator pentru cei ca mine - eu sunt profesor - ca acesta să fie acolo în vârful creaţiei.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Confortante, per uno come me, un professore, ritrovarsi in cima alla piramide della creazione.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Das ist sehr tröstlich für Leute wie mich -- ich bin Professor -- hier an der Spitze der Schöpfung zu stehen.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Điều đó khá an ủi đối với những người như tôi.. Tôi là một giáo sư.. là ở chỗ kia trên đỉnh chóp của tạo hóa.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Esto es muy reconfortante para personas como yo, soy profesor, estar allí en la cima de la creación.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Ez rendkívül hízelgő rám nézve -- mivel professzor vagyok --, hogy mi vagyunk a teremtés csúcsa.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Isto é bastante reconfortante para pessoas como eu — sou professor — estar ali no topo da criação.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Je to docela potěšující pro lidi jako jsem já -- jsem profesor -- že je na samém vrcholu pyramidy.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.이것은 저같은 사람 - 교수 - 에게는 꽤 격려가 됩니다. 만물의 꼭대기에 있는 사람들 말이죠.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.On kovin lohduttavaa kaltaisilleni ihmisille -- olen professori -- olla luomakunnan huippuna.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.To je celkom upokojujúce pre ľudí ako som ja - som profesor - že sú na vrchole.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.To pocieszające dla profesorów jak ja, być na szczycie hierarchii.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Довольно отрадно для таких людей как я, а я -- профессор, находится на вершине мироздания.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.Това е доста успокоително за хора като мен -- аз съм професор -- това да бъде там на върха на създаването.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.זה מאד מנחם עבור אנשים כמוני-- אני פרופסור-- להימצא שם למעלה בפסגת הבריאה.
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.انه امرٌ مريح لبعض الاشخاص مثلي .. انا بروفسور هذا يعني أني على قمة هرم الكائنات الحية
Bu benim gibi bir insan için yaradılış piramidinin tepesinde olmak --Ben profesörüm -- rahatlatıcı bir durum.生物の頂点にいるのは とてもうれしいことです でもこれは全く間違っています
Bu beni rahatlatmıştı.Беше толкова... хубаво.
Bu bir örnekti, sanırım, dikkat etmemiz gereken ve bizi rahatlatan bir örnek.C'est pour nous un exemple, je crois, à étudier et en tirer un certain réconfort.
Bu bir örnekti, sanırım, dikkat etmemiz gereken ve bizi rahatlatan bir örnek.Cred că trebuie să luăm aminte la acest exemplu şi să ne relaxăm.
Bu bir örnekti, sanırım, dikkat etmemiz gereken ve bizi rahatlatan bir örnek.Das ist, denke ich, ein Beispiel für uns, und etwas, das uns Trost geben kann.
Bu bir örnekti, sanırım, dikkat etmemiz gereken ve bizi rahatlatan bir örnek.Dat is een voorbeeld om naar te kijken en om troost uit te putten.
Bu bir örnekti, sanırım, dikkat etmemiz gereken ve bizi rahatlatan bir örnek.Đó là một ví dụ cho chúng ta nhìn vào giúp ta cảm thấy dễ chịu.