rahat rahat ile cümle
rahat rahat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O Bayan Medlock hakkında rahatsız değildi.She was not troubled about Mrs. Medlock.
Bayan Medlock hep onun gibi görünüyordu , rahat bir kapıcı oturma odası alt katta.Mrs. Medlock seemed always to be in her comfortable housekeeper's sitting-room downstairs.
Rahatlamış sayılmam.I'm not reassured.
İnsanı rahatlatan şey, burada sorunlu dişlerimle oturup... ...duvara bakmak.What is really reassuring is to sit here with my poor old teeth and look at that on the wall.
2 kilometrelik Chitral yolunu en rahat aşmanın yolu bu.This is the painless way of making the 7,000-foot climb from Chitral to the pass.
Tahmin edebileceğiniz gibi, dediklerimden kimse birşey anlayamaz, ve bu da beni çok rahatsız ediyor.Nobody can understand nothing I'm saying, which is very frustrating for me, as you can imagine.
Aslında 34 yaşıma kadar, hep insanları ıslık çalarak rahatsız ettim.And actually, until I was 34,
Çok rahatsız edici.So annoying!
Kontrol de güzel bir yerdir çünkü orada kendinizi rahat hissedersiniz, ancak çok heyecanlı değil.Control is also a good place to be, because there you feel comfortable, but not very excited.
Rahatlama iyidir - hala iyi hissedersiniz.Relaxation is fine -- you still feel OK.
Ve aynı zamanda bunlar, bağımlılık gibi rahatsızlıklarda bozulan sinyallerdir.And also these are signals that go awry in disorders such as addiction.
Ekonomik krizin mimarlarý, baţkanla rahat rahat akţam yemeđi yiyorlar.Architects of the financial meltdown have dinner with the president, regularly.
Kang Hwi bu konuda rahatsız olma.Don't bother about it, Kang Hwi.
Bizim varlığımızın onu rahatsız etmediği ortada.It's clearly undisturbed by us.
Orada bir şeylerin olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz.You can tell that something is happening there.
Rüyalarında onu görerek kendini rahatlatıyor.He comforts himself by seeing her in his dreams
Sadece 10 dakika, rahatsız edilmeden?Just 10 minutes, undisturbed?
Böyle gergin ve stresli olduğunuz zaman yaşamak çok rahatsız edici.It's a very uncomfortable way to live life, when you get this tight and stressed.
Başlangıçta Pete'le olmaktan biraz rahatsızdım.Well, I was a little uncomfortable with having Pete there to start with.
Trevor, rahatsızlık hissettiğin anda bana hemen haber ver.Trevor, if you don't feel comfortable with anything you let me know at any time.
Rahat mısın?You comfortable?
Ve bunu yapmasam rahat edemezdim.You know, if I didn't do it, he would've done it.
(Daha rahat anlaşılabilmeleri için bir önceki videoya göre rakamları birazcık değiştiriyorum)75 times 8 is -- it's 600.
Entalpi düşüşün rahatlıkla görebilirsiniz.So if a reaction releases energy, exothermic.
Onların da müşterilerini daha rahat bulabilecekleri alanları tercih ettikleri ortaya çıktı.It turns out they've got to fish where the fish are.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.And it was a very, very uncomfortable, unpleasant feeling.
Hareket rahatsızlığı olanlardan özür diliyorum.So now I'm going to take you on a tour of the building.
Rahatladın mı?Do you feel refreshed?
Rahatlamaya ihtiyacım var.I need comfort.
Neden beni rahatsız etmeyi bırakmıyorsunuz?Don't make me get angrier.
Yetmiyormuş gibi, tek başına rahatça öldüğü gerçeği mi?Or if that isn't enough, the truth that he died peacefully, without a care?!
Ekselansları ve Prenses rahat etmek için... ...mutlaka saraya dönmeli.I want to live the rest of my life serving you and the princess.
Söylediğin şey, beni rahatlatacak şey değil.The thing you just said... It wasn't something you said for my benefit.
Başkan rahatsız, şey...Chairman is not feeling well, so...
Böylesi daha rahat.This is more comfortable for me.
Ablamı çok rahatsız ederlerse, patlayacaktır.If you poke at her personal life, my sister turns into an exploding bomb.
Rahat olun.- Sit comfortably. - Yes. You just sit.
Rahatına bak.Be comfortable.
Kendi evinmiş gibi rahatça dinlen.Think of it like your home and rest peacefully.
Rahatla, tamam mı?Relax... Okay?
Lütfen rahatça dinlenin.Rest peacefully.
Öyleyse... İçini rahatlat ve mektubu okumaya devam et.Then, calm yourself and keep reading.
Bu program rahatsız edecek kadar basit, ama bizim de göreceğimiz gibi, son derece güçlü.So that is the program, embarrassingly simple, but as we're going to see, extremely powerful.
Yani cevabımızı gönül rahatlığıyla sunabiliriz.So we get three plus square root of seventy-five plus six is eighty-one it's equal to twelve.
Aradım, çünkü son zamanlarda, rahatsız edici rüyalar gördüm.I called because I have had disturbing dreams for the past few days.
Ama rahatlamak için elimdeki herşeyi çalmak zorunda mıydın?But, do you have to take the bread out of somebody's mouth to feel relieved?
Ben harikayım, çok rahatım.I'm great, very peaceful.
Rahat mı?Peace?
Sen ne rahatlığından bahsediyorsun?What's the peace that you're talking about?
Ben de muhtelemen rahatsız hissederdim.I'd probably get sick of it too.
Peki, bu durum beni cidden rahatsız etmeye başladıAlright, this is really starting to freak me out
Rahat uyuyun siz.I know Ali brother.
*...biz rahat uyuyoruz zaten.*Eren is right too.
Oldu mu? Rahatladýn mý?Are you happy now?
- Hoţ geldin kardeţ, yolculuk rahat mýydý?Welcome brother, was the trip okay?
Çok rahat değildi.It was not very comfortable. (Laughter)
Bu topuklular oldukça rahatsız edici. neyse ki onları giymeyeceğim.These heels are very uncomfortable, so good thing I wasn't going to wear them.
Eğer bu konuşma için paket servis varsa, umarım öyledir kabullenmek konusunda daha rahat hissederizIf there's a takeaway to this talk,
Şimdi rahat çemberimizin dışına çıkmamız gerekiyor Batılı dostlarımızın dışına.Now we have to reach beyond the cozy circle of our Western friends.
Işimden rahatsız edilmek istemiyorum.I do not wish to be disturbed in my work.