rahat rahat ile cümle

rahat rahat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Daha önce hiç kendinizi rahatsız hissedene kadar çok yediniz mi?Have you ever felt like harming someone else?
Uzak durulan bu unsurlarla vücut rahat olmayan bir duruma girer ama hala hayattadır.By refraining from these activities, the body is uncomfortable but can still survive.
Rahatsız edildiğinde tıkırtıya benzer bir ses çıkarır.When disturbed, they may emit noise.
Eserlerinde tasavvufi etki rahatlıkla görülebilir.Suddenly catching Kiplagat looked possible.
Bu sayede öğrenciler daha rahat ve kaliteli eğitim alabilmektedir.Students learn more quickly and easily by this medium.
Böylece, elbise üstüne rahatça giyilebilirdi.You ought to have seen her in uniform.
Shelley'nin birtakım fiziksel rahatsızlıklıkları vardır.Klijnsma has a physical handicap.
Herhangi biri Draupadi ile birlikteyken diğerleri onları rahatsız etmeyecekti.While others encouraged Parrado, none would volunteer to go with him.
Nolan, İki-Yüz'ün yüzünün rahatsız edici olmasını istedi.A nervous tic disturbed his face.
Beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak kargaşaya neden oluyordu.I thought I was going to be fired for getting him upset.
Bu rahatsızlık için bilinen mevcut bir tıbbi tedavi yöntemi yoktur.There is no presently known curative treatment for this condition.
Rahatsızlanan Gyula Gömbös'ün yerine vekâlet etti.He substituted the ailing Gyula Gömbös.
Bu da onu çok rahatsız ediyordu.This troubled him greatly.
Böylece her yöne rahatlıkla ateş edebiliyordu.He could shoot from any angle and from any direction.
Sinemayı bıraktıktan 20 yıl sonra, Bebek'teki gece rahatsızlandı.And... for an hour after the show, she was still Baby Snooks.
Mısır'da sağladığı bu barış, onun başka yerlere rahatça sefer düzenlemesine olanak verdi.This financial base allowed him to turn his interests elsewhere.
Başkomutan Fairfax rahatsız olduğu için toplantıya katılamaz, onun yerini Cromwell alır.Commander-in-chief Fairfax was unwell and could not be present, so Cromwell sat in the chair.
Bunun yapılma sebebi gayet rahat üs olarak kullanılabilinmesidir.This is done as an implementation convenience.
Rahat bulunabilecek patlayıcılar değil.No explosives are used.
Bunun sayesinde dil rahatça ileri uzanıp çekilebilir.This allows the tongue to slide out smoothly.
Hatta bazı durumlarda avukatlar, sanıklarını daha rahat savunabiliyordu.And some of them reported, through their lawyers, the very harshest treatment.
"Spaces"de otomatik geçiş özelliği bazı kullanıcıları rahatsız etmiştir.The auto-switching feature in Spaces has annoyed some of its users.
Uygulamasındaki karmaşıklığı nedeniyle rahat sıralama çok nadiren kullanılır.Due to its complexity, smoothsort is rarely used.
Fakat sonuçlar açıklanınca çok rahatlar.When they finally figure out the truth, they are quite surprised.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.That motivated me to keep going until it seemed right.
Üzerinde çalışılarak sosyaleştirildiğinde ise bu özellikleri rahatsız edici boyutlara varmaz.When you associate with people on a day-to-day basis, there's nothing exciting about it.
Bunda sindirim yolu rahatsızlığı ve yukarı abdomende sürekli acı görülür.It is a constant, boring pain in the upper abdomen.
Psikiyatrik rahatsızlıklar.JAMA Psychiatry.
Dikkat edilirse farklı oldukları rahatca gözlemlenebilir.In appearance, they are quite easily distinguished if seen well.
Gardiner elektromanyetik hipersensitivite'den dolayı rahatsızlık çektiğini açıklamıştır.Chuck refuses to open the door because of his electromagnetic hypersensitivity.
Bu durumdan rahatsız olan Volkan (Ata Demirer) ve Aslı (Gülse Birsel), bir plân yaparlar.Dhaqan-akhris Oo La'aantiisu Waxyeello U Leh Horumarka Dal Iyo Ummad.
Rahat ve sportif birisi olarak tanıtılmıştır.He was noted as friendly and sportsmanlike.
Kendisine yolu tarif etmiş ve sorularına rahat tavırlarla cevap vermişti.He refused to reply to their messages and stayed cool toward them.
1955 yılında Hodgkin rahatsızlığından öldü.Hamid died of Hodgkin's Disease in 1936.
Sonra Elfman, filmin bestesinin ses miksajından rahatsız oldu.Elfman was later displeased with the audio mixing of his film score.
Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler.So, we should be open to loving each other, accepting each other.
Sonuçta ortaya rahatsız edici, umutsuzluk aşılayan ve acıtıcı bir sinema çıkmıştır.I think it could be a really touching, haunting and terrifying film.
Wimbledon'da ise ilk turu rahat geçti.This was his earliest exit at Wimbledon.
Paroksetin, birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde kullanılır.Many archetypes have been used in treatment of psychological illnesses.
1963'te Harold Macmillan rahatsızlandı ve başbakanlıktan istifa etti.In October 1963, Harold Macmillan resigned as Prime Minister and Home was chosen to succeed him.
İstanbul Türkçesini de rahat konuşmaktadır.The Kurbet have traditionally also spoken Turkish.
Ne var ki başkent hiçbir zaman rahat nefes alamaz.The king never relented.
Rahat bir hayata kavuşmak istiyor."Want an Easy Life?
Uruklar, güneş ışığından rahatsız olmazlar.The irregulars are significantly perturbed by the Sun.
Çekici ve rahatına düşkün yaşam tarzı olan başarılı bir reklam yöneticisidir.He is a successful and attractive publisher.
Bu rahatsız edici ses uzun süre sürebilir.These descriptive surnames can become very long.
Karabağ'da yaşanan olaylar onu çok rahatsız ediyordu.At this time, the incidents in Nagorno Karabakh were deeply disturbed him.
Genellikle ağrı kesiciler ve sıvı pansumanlar hastayı rahatlatmak amacıyla kullanılır.Often, relaxation tapes are used to calm down the patient.
Bunun olumlu yönü ise çocukların anadillerini rahatlıkla önceki kuşaklar gibi konuşmalarıdır.The others are only as the fairy tales which old wives tell to their children.
Ancak bu nedenle rahatsızlanmaya başlar ve giderek her gün daha fazla acı çekmeye başlar.The sickness is getting worse, and more and more people are becoming afflicted every day.
Orduda özellikle bu dönemdeki rahatsızlıklar ise bir askeri darbe denemesine evrilecektir.Notably during the election campaign there was an attempted coup d’etat by the military.
Ülkede ölümlerin %40'ı sıtma rahatsızlığı nedeniyle yaşanmaktadır.Four percent of all deaths worldwide are caused by alcohol.
En ince sesleri ise diğerlerinde olduğu gibi sert ve rahatsız edicidir.In the larger and more ornate caves they are, of course, as important here as elsewhere.
Şorca anlamı rahatlık, huzur demektir."Sabr" "صبر" means patience.
Onun bu çalışmaları Çinli yetkilileri rahatsız etti.However, this art show alarmed the Chinese authorities.
Olay örgüsü rahat ilerliyor.The transaction thus proceeds smoothly.
Bu yüzden onun iki sene daha rahat futbol oynayabileceğini düşünüyorum." dedi."Braber: 'Ik wil nog lekker twee jaar voetballen'".
London bir tür kaygısız romantizm ve komedi rahatlığı içindeydi," diye anlatır.London's had comedy relief in it and a sort of easy-going romance."
Fakat bundan rahatsız olur ve oradan derhal ayrılır.He apologizes and leaves immediately.
İnsanlar arasında kendimi rahat hissederim.I feel comfortable around people.

İlgili Sayfalar