rahat rahat ile cümle
rahat rahat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu onu rahatsız etti ve annesi gibi, Illus'a suikast girişiminde bulundu.This irritated her and she, like her mother, attempted to assassinate Illus.
Bazı durumlarda, doktor rahatsızlığı azaltmak için gözün arkasındaki alanı da uyuşturabilir.In some cases, the doctor also may numb the area behind the eye to reduce discomfort.
Rahatsız olan Beckmann ona gitmesini söyler.Annoyed, Beckmann tells him to leave.
İkisi de "çok rahatsız edici şekilde bulanıklaşmaya başladı" ve kitap fikrini oluşturdu.The two "began to blur in this very unsettling way" and the idea for the book was formed.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.Avoid harm to others.
"Anlaşma" Berlin ve Vichy hükümetinde rahatsızlık yarattı.The "deal" was even more upsetting to Berlin and to the Vichy government.
Çocuklarla durum özellikle rahatsız edicidir.The situation with children is especially troubling.
Allah’tan ki gelini kaçıran nikâhlı eşiymiş de rahat bir nefes aldık.Yet we esteemed him a leper smitten by god.
Hafif disleksi rahatsızlığı olmasına rağmen, Ford literatüre karşı ciddi bir ilgi geliştirdi.Despite mild dyslexia, Ford developed a serious interest in literature.
Benzetilmek beni rahatsız etmez.Similarities do not bother me.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.When Claudius' disability became evident, the relationship with his family turned sour.
Rahatsız oluyorlar.They disturb.
Karışıklığı önlemek için, terminolojide bu rahatsız edici belirsizlik burada işaret edilmektedir.To avoid confusion, this distracting ambiguity in terminologies is pointed out here.
Sarı fırtına lakabı onun hızını ve oyun içindeki etkisini çok rahat anlatmaya yeterlidir.The yellow storm name is enough to tell her the speed and the effect in the game very easily.
Cihazın turda daha rahat olmasını sağlamak için yeni 55 derece açı eklendi.The new 55 degrees angle was added to make the device more comfortable on the lap.
Bu kehanet Macbeth'i çok rahatsız etmektedir.This act frustrates Macbeth.
Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum.I know that I am spoiling your life, that without me you could work.
Kategori adında da belirtildiği gibi sarmal galaksiler rahatsız edici görünümdedirler.As noted in the category name, the spiral galaxies look perturbed.
Kızılötesi flaşlı kameralar düşük rahatsızlık ve görüş açısına sahiptir.Infrared flash cameras have low disturbance and visibility.
Hüsrev, Herakleios'u Albanya'da rahatça dinlenmesinden memnun değildi.Khosrow was not content to let Heraclius quietly rest in Albania.
Bobby eşini rahatlatmaya çalışır ve ardından ona "Family Guy ne ki?" diye sorar.Bobby comforts her, pauses, then asks, "What's Family Guy?"
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.At the prom, Carrie is nervous and shy, but Tommy kindly puts her at ease.
Claudius'un kendisi rahatsızlığını hayatını kurtarmak için abarttığını iddia etmiştir.Claudius himself claimed that he had exaggerated his ailments to save his life.
Çok rahat, hiç de gergin değildi.So comfortable, not nervous at all.
Bu flaşlar sıklıkla hasta için rahatsız edici bir acı hissi yaratır.These flashes often create an uncomfortable stinging sensation for the patient.
Doğru takılmışsa, fincan sızmamalı veya herhangi bir rahatsızlığa neden olmamalıdır.If correctly inserted, the cup shouldn't leak or cause any discomfort.
Brian, şirketin bu yeni fikirlerinden rahatsızdır ve bunun üzerine sigarayı bırakır.Brian, annoyed with the company's ideas, quits smoking.
Ek olarak bazı agnozi türleri, gelişimsel rahatsızlıklardan da kaynaklanabilir.Additionally, some forms of agnosia may be the result of developmental disorders.
Amerika savaşa katıldıktan sonra Braun tutuklandı ama rahat bir şekilde Brooklyn'a gitti.After the US entered the war, Braun was detained, but could move freely within Brooklyn, New York.
Cildinizle daha rahat olursunuz.You become more comfortable in your own skin.
Spiritüel anlam ve duygusal rahatlık sembolizm ve renk ile ifade edilmiştir.Spiritual meaning and emotional comfort were expressed through symbolism and color.
Eğer bir akışkanın serbest yüzeyi rahatsız edilirse, yüzeyde dalgalar oluşur.If the free surface of a liquid is disturbed, waves are produced on the surface.
Kolaylıkla rahatsız olurum.I get upset easily.
86 günlük kısa yönetimi çok rahatsız ediciydi.His short reign (86 days) was an uneasy one.
Maddi kazanım ve rahat bir yaşam şekli bu gruptaki katillerin temel dürtülerindendir.Material gain and a comfortable lifestyle are the primary motives of comfort killers.
Parkinson hastalığı ve diğer birçok rahatsızlığın tedavisinde de kullanılır.They are also used in the treatment of Parkinson's disease and several other disorders.
Başından itibaren, BfV işlerinin bir dizisinden rahatsız oldu.From the beginning, the BfV was troubled by a number of affairs.
Bu rahatsızlıklar nedeniyle eser veremez oldu.We apologize for any inconvenience.
Becker en rahat oyunlarını topun hızlı oynandığı yüzeylerde oynamaktadır.Edberg was most comfortable playing tennis on fast-playing surfaces.
Rahat esprili ve modern.Fun, Ancient and Modern.
Danny DeVito kostümünden rahatsız oluyordu ama o karakteri anlayabilmesi için kolaylık sunuyordu.DeVito was uncomfortable with his costume, but this made it easy for him to get into character.
Heyecanlı bir kitap okumakta olan Poppy, diğerleri tarafından aralıklarla rahatsız edilir.Poppy reads aloud from a titillating book, interrupted at intervals by the others.
Harry ve Ron'a göre gayet rahatsızdır.It is also highly uncomfortable, according to Ron and Harry.
Herkes rahatlar.Everyone calm down.
Tığ daha rahattır.To be more concise.
Onun bu mental rahatsızlığı ile olan mücadelesi ölümüne dek sürdü.His struggles with mental illness continued until his death.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.When angered or stressed, his symptoms became worse.
Rahatlama hissi yoğunluğun en çok olduğu yerde en çarpıcıdır .’Nowhere is the passion for them more intense."
Öte yandan bu yazılımlar sonradan rahatlıkla diğerine yüklenebilmektedir.Then they will assign a relative weight to the other candidate.
Ekonomi daha da rahatlamıştır.Economy as well was re-developed.
Zaman geçtikçe iklimlendirme ev ve araçlarda rahatlığı arttırmak için kullanılır hale geldi.Over time, air conditioning came to be used to improve comfort in homes and automobiles as well.
Son zamanlarda ise rahatsızlandı.He was always somewhat ill.
1900 yılında, Hesse gözlerindeki rahatsızlık yüzünden askerlik görevinden muaf tutulmuştur.In 1900, Hesse was exempted from compulsory military service due to an eye condition.
Rahatsız edici ayak kokusu yapar.He also has a foot odor problem.
Rahat okunur.Uneasy Lies.
Eşi onu anlayışla karşıladı bunun üzerine O'da biraz rahatladı.She seduces him, and he in turn is impressed with her.
Sonra onun rahatlığıyla topa vurdum.I fucking hit him hard.
Kuru Sabka etrafında yürümek ya da 4x4 arazi araçlarıyla gezmek rahattır.It is easy to walk or drive 4x4 vehicles across the dry sabkha.
23-25 yaş arası: Hayattan mutsuzluk ve rahatsızlık hissediliyor.Stanzas 36–55 The sense of despair and hopelessness continues.
St. John’dan gelen parayla birlikte Oliphant’ın rahat bir geliri olmuştur.With the money from St John's, this gave him a comfortable income.