rahat rahat ile cümle

rahat rahat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Panjurları açsam rahatsız olur musun?Would you mind if I opened the blinds?
Jaluziyi açsam rahatsız olur musun?Would you mind if I opened the blinds?
Yastık rahatsız edici.The pillow is uncomfortable.
Yabancıların arasında rahat edemez.He is ill at ease among strangers.
Onu rahatsız edecek şeyler yapmaktan vazgeçmen gerekiyor.You need to stop doing things that bother him.
Karısı rahatsız olana kadar üç hafta yüzünü tıraş etmedi.He went for three weeks without shaving before his wife complained.
Tom'u bizimle konuşmaya kendini hazır hissedene kadar rahat bırakmalıyız.We should give Tom his space until he's ready to talk to us.
Kendi fikrini hiç rahatça açıklayamazdı.He never felt comfortable expressing his own opinion.
Çok ciddi değildi ama epey rahatsız ediciydi.It wasn't very serious, but it was really uncomfortable.
Işık ve ses bile rahatsızlık veriyordu.Even light and sound bothered me.
Kusura bakmayın, sizi rahatsız ediyorum.Sorry for disturbing you.
Rahat ol biraz, hayat çok kısa.Loosen up a bit, life is too short.
Mizofonisi olan insanlar yemek yeme sesinden rahatsız olabilir.People with misophonia might be annoyed by crunching sounds.
Komşuları rahatsız ediyorsunuz.You're disturbing the neighbors.
Evimiz ulaşım açısından rahat bir mevkide.Our house is in a convenient location.
Evimizin konum olarak ulaşımı rahat.Our house is in a convenient location.
Orada kendimi rahat hissetmiyordum.I didn't feel comfortable there.
Hiç kalp rahatsızlığı tanısı aldınız mı?Have you ever been diagnosed with a heart condition?
Ailenizde kalp rahatsızlığı olan var mı?Does anyone in your close family have heart disease?
Yakınların sana dert yandığında bundan rahatsız oluyor musun?Do you get annoyed when the people close to you complain about their problems?
Sinüslerinizle ilgili sık rahatsızlık yaşıyor musunuz?Do you regularly have sinus issues?
Kendinizi rahat hissetmiyorsanız lütfen söyleyin.Please let me know if you feel uncomfortable.
Tom hayatta olduğu sürece size rahat nefes yok.You won't be at peace as long as Tom is alive.
Umarım birazdan diyeceklerim kimseyi rahatsız etmez.I hope what I'm about to say doesn't offend anyone.
Çalışırken beni rahatsız etme.Don't bother me when I'm working.
Keşke maaşı iyi, rahat bir masabaşı işim olsaydı.I wish I had a cushy office job with a nice salary.
Bobin sesi bazen rahatsız edici olabilir, ama genelde zararsızdır.Coil whine may sometimes be annoying, but it's usually harmless.
Ben en başta rahatıma bakarım.Comfort is what matters to me the most.
Beni en çok ilgilendiren rahatlığı.Comfort is what matters to me the most.
Tom insan donunda yaşamaktan rahatsız.Tom suffers from species dysphoria.
Rahatlamış görünüyordu.He looked relieved.
Rahatlamış gibiydi.He looked relieved.
Sırt masajı kasları rahatlatır.A back massage relaxes the muscles.
Robert kendini rahatsız hissetmeye başladı.Robert began to feel sick.
O gerçekten Robert'ı rahatsız etmedi.That didn't really bother Robert.
Robert rahat yatağında uyumayı sever.Robert loves to sleep on his comfortable bed.
Tom sizi tekrar rahatsız ederse polisi arayın.If Tom bothers you again, call the police.
Tüm rahatsızlıklar için özür dilerim.Sorry for all the bother.
Karl bir daha Amelia'yı rahatsız etmeyecek.Karl won't be bothering Amelia again.
Tobias onu paylaşırken kendini rahat hissetmedi.Tobias didn't feel comfortable sharing that.
"Rahatsızım galiba başarımın keyfini çıkaramıyorum"."Rahatsızım galiba başarımın keyfini çıkaramıyorum".
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).Say: that which is superfluous.
Kingman'a göre de: "Birlikte rahatlardı...Kingman says, "they were comfortable together...
Yalnızca rahatsız edildiklerinde yüzeyin altına dalarlar.They dive below the surface only when disturbed.
Ey Müslümanlar, rahatlamayın!O Muslims, don't get comfortable!
Böylece, vücudun iyileşme süreci daha az rahatsız edilir.Thus, the healing process of the body is less disturbed.
Burton, penguenlerin rahat hissettiğinden emin olmak istedi.Burton wanted to make sure that the penguins felt comfortable.
Dennis, rahatsız olan komşusundan daha fazla zaman geçirmeye başlar.Dennis starts spending more time with him than his annoyed neighbor.
Wilsdorf saat markasının isminin her dilde rahatlıkla söylenebilmesine dikkat etmişti.Wilsdorf wanted his watch brand's name to be easily pronounceable in any language.
Genel olarak rahatlık, sanitasyon veya kişisel tercih yoluyla seçilir.It is generally chosen through convenience, sanitation, or personal preference.
22. ^ Trafiği rahatlatmak için açılan yollar park yeri oldu!Trafiği rahatlatmak için açılan yollar park yeri oldu!
Buna paradoks olarak sizi rahatsız hissettiriyor.Paradoxically, this makes you feel uncomfortable.
Rahatsız mı oldun amca?Are you disturbed, 'uncle'?
Michelangelo, aşağıdan rahatlıkla görülebilecek parlak renkler kullandı.Michelangelo used bright colours, easily visible from the floor.
Bununla beraber, dos Santos bu mevkiide kendisini rahat hissettiğini söyledi.Nevertheless, Dos Santos said, "I've felt comfortable in this position."
Günde 5 bardak veya daha fazla su içmek kalp rahatsızlıklarını %50 azaltabilir.Drinking 5 or more glasses of water a day may reduce heart disease by 50%.
Orada rahat mısın?""Are You Sitting Comfortably?".
Boyutu, rahatlama, iklim ve doğal kaynaklar Brezilya'yı coğrafi olarak farklı kılar.Its size, relief, climate, and natural resources make Brazil geographically diverse.
Bunların hepsini bağlayan tartışılmaz gerçekler var ve ben bunu çok rahatlatıcı ve nazik buldum.There are indisputable truths that connect all of them, and I find that very comforting and kind.
Jacobi metotu basit bir rahatlatma metotudur..The Jacobi method is a simple relaxation method.

İlgili Sayfalar