Ana içeriğe geç
Sözlük

radikal ile cümle

radikal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.Vielleicht können wir die Sache etwas radikaler betrachten.
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.Vì thế có lẽ vẫn có 1 cách tiếp cận triệt để hơn về vấn đề này.
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.Ίσως λοιπόν και να υπάρχει ένας πιο ριζοσπαστικός τρόπος για να δούμε τα πράγματα.
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.Може би има по-радикален начин, по който да разгледаме това.
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.Проте, можливо, існує радикальніший спосіб використання цього.
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.Так, может, есть более радикальный взгляд на всё это?
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.אז אולי יש דרך יותר מרחיקת-לכת שבה אנו יכולים להסתכל על זה.
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.ولذلك ربما يكون هناك طريقة أكثر فعالية لهذا الموضوع.
Bu yüzden belki de bunun bizim bakalabileceğimiz daha radikal bir yolu vardır.大統領や王や女王の
Çeviri: bloodflower İyi Seyirler... New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.El gobierno de New South Wales ha presentado una solución radical a la crisis del agua.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.A lényeg tehát az, hogy az autókat szuperhatékonyra fogják csinálni. A kérdés, hogy ki fogja ezeket készíteni?
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.China tiene una política energética basada en una eficiencia energética radical y tecnología avanzada.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.Chiny mają politykę energetyczną opartą na wysokiej wydajności i skokach technologicznych.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.Cina mempunyai kebijakan energi. berdasarkan efisiensi energi radikal dan lompatan teknologi.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.E depois disso vem a Índia. A conclusão aqui é que estes carros vão ser supereficientes.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.Idea aici este, aceste maşini vor fi super eficiente. Întrebarea este, cine le va produce?
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.중국은 극단적 에너지 효율성과 비약적으로 발전하는 기술에 기반한 에너지 정책을 추진하고 있습니다.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.La Cina ha una politica energetica fondata su efficienza radicale nell'uso delle risorse e balzi tecnologici.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.Може би десетилетие, според приятелите ми в Детройт.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.Энергетическая политика Китая рассчитана на резкий рост эффективности и техники потребления.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.לסין יש מדיניות אנרגיה המבוססת על יעילות אנרגיה רדיקאלית וקפיצה טכנולוגית.
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.لدى الصين سياسة للطاقة مستندة على إستخدام للطاقة بشكل جوهري و سرعة في بناء التكنولوجية
Çin'in bir enerji politikası var ve bu radikal enerji verimliliği ve teknolojinin sıçramasına dayanıyor.急激に発展する技術を元にしたエネルギー政策を取っています あなた方のおじさんが乗っているビュイックのような車は輸出しないでしょう
Çünkü bu fikir uç solculuk ve serveti yeniden dağıtmakla ilgili radikal şemalarla ilişkilendirilir.그 아이디어가 극단적 좌파와 연관이 있고 부의 재분배를 위한 꽤 급진적 제도니까요.
Çünkü bu fikir uç solculuk ve serveti yeniden dağıtmakla ilgili radikal şemalarla ilişkilendirilir.בגלל שהרעיון הזה משתייך לזרוע השמאל הקיצונית ועם תוכניות דיי קיצוניות לחלוקת העושר.
Çünkü bu fikir uç solculuk ve serveti yeniden dağıtmakla ilgili radikal şemalarla ilişkilendirilir.لأنّ هذه الفكرة مقترنة مع اليسار المتطرف ومع مخططات جذريّة إلى حدّ ما لإعادة توزيع الثروات.
Çünkü bu fikir uç solculuk ve serveti yeniden dağıtmakla ilgili radikal şemalarla ilişkilendirilir.富の再分配をかなり過激に行う政策を 意味するからです 少しこの考えを調査しました
Daha da radikal bir örnek vereyim.Annan teille vielä radikaalimman esimerkin.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Déjenme darles un ejemplo más extremo aún.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Để tôi đưa ra một ví dụ triệt để hơn nữa.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Dovolte mi uvést ještě radikálnější příklad.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Dovoľte mi uviesť ešte radikálnejší príklad.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Hadd mondjak egy még radikálisabb példát.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Ijinkan saya memberi contoh yang lebih radikal lagi.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Ik geef jullie een nog radicaler voorbeeld.
Daha da radikal bir örnek vereyim.이보다 더 급진적인 예가 있습니다.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Laissez-moi vous montrer un exemple encore plus radical.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Lassen Sie mich Ihnen ein sogar noch drastischeres Beispiel geben.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Oto jeszcze bardziej radykalny przykład:
Daha da radikal bir örnek vereyim.Să vă dau un exemplu şi mai radical.
Daha da radikal bir örnek vereyim. Sonuç Odaklı İş Ortamı denen bir şey.Lad mig give jer et lidt mere omfattende eksempel på det: noget der hedder Results Only Work Environment,
Daha da radikal bir örnek vereyim.Voglio farvi un esempio ancora più estremo.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Vou dar um exemplo ainda mais radical.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Θα σας δώσω ακόμη πιο ριζοσπαστικό παράδειγμα.
Daha da radikal bir örnek vereyim.В мене є іще радикальніший приклад такого підходу.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Приведу еще более радикальный пример той же идеи.
Daha da radikal bir örnek vereyim.Ще ви дам един дори още по-радикален пример за това.
Daha da radikal bir örnek vereyim.ואציג בפניכם דוגמא עוד יותר קיצונית לכך.
Daha da radikal bir örnek vereyim.دعوني أعطيكم مثالاً أكثر راديكالية.
Daha da radikal bir örnek vereyim.「完全結果志向の職場環境」と呼ばれるものがあります
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Il faut commencer à réfléchitr différemment et radicalement.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.우리는 근본적으로 다르게 생각할 필요가 있습니다.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Meg kell tanulnunk másképp és radikálisan gondolkodni.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Musimy zacząć myśleć odmiennie i radykalnie.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Necesitamos empezar a pensar diferente y radicalmente.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Necessitamos de começar a pensar de maneira diferente e radical.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Trebuie să începem să gândim diferit şi radical.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.We moeten radicaal anders gaan denken.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Wir müssen anfangen, anders und radikal zu denken.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Мы должны начать думать по-другому и радикально.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod