Ana içeriğe geç
Sözlük

radikal ile cümle

radikal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.Нужно е да започнем да мислим различно и радикално.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.אנחנו צריכים להתחיל לחשוב אחרת, בצורה קיצונית.
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.و البدء في التفكير بشكلٍ مختلف جذرياً
Daha farklı ve daha radikal düşünmeye başlamalıyız.皆さんに新たな視点を持ち 新しいアイデアを生み出して頂きたいのです
- değerlerimizin evrenselliğine inanmaya ortaklık ediyoruz - radikallerle.우리 가치의 보편성의 믿음을 관련시키기 때문입니다
- değerlerimizin evrenselliğine inanmaya ortaklık ediyoruz - radikallerle.-συσχετίζουμε την πίστη στην καθολικότητα των αξιών μας-, με εξτρεμιστές.
- değerlerimizin evrenselliğine inanmaya ortaklık ediyoruz - radikallerle.אנו מקשרים את האמונה באוניברסליות של ערכינו עם הקיצוניים.
- değerlerimizin evrenselliğine inanmaya ortaklık ediyoruz - radikallerle.أننا نقترن بإعتناق عولمة قيمنا -- مع المتطرفين .
- değerlerimizin evrenselliğine inanmaya ortaklık ediyoruz - radikallerle.原理主義を想起させるからです 一方で 人権について語る時は常に
Diđer yandan radikaller ise çok agresif, çok hýzlý, pervasýz ve sorumsuz olmakla suçlandýlar.Ale na západe jeho meno pravdepodobne
Diđer yandan radikaller ise çok agresif, çok hýzlý, pervasýz ve sorumsuz olmakla suçlandýlar.Dar în Vest, majoritatea oamenilor probabil nu au auzit niciodată de el.
Diđer yandan radikaller ise çok agresif, çok hýzlý, pervasýz ve sorumsuz olmakla suçlandýlar.독립운동가로서 독립운동을 이끌었던 한 사람이죠. 그러나 서구에선 아무도 그의 이름조차 들어본 적이 없을 겁니다.
Diđer yandan radikaller ise çok agresif, çok hýzlý, pervasýz ve sorumsuz olmakla suçlandýlar.Ma in occidente, la maggior parte della gente probabilmente non ha mai sentito il suo nome.
Diđer yandan radikaller ise çok agresif, çok hýzlý, pervasýz ve sorumsuz olmakla suçlandýlar.Men i Väst, har de flesta antagligen aldrig hĂśrt hans namn.
Diđer yandan radikaller ise çok agresif, çok hýzlý, pervasýz ve sorumsuz olmakla suçlandýlar.Par contre en Occident, la plupart des gens n'ont jamais entendu parler de lui.
Diğer türlere canı istediğinde yaptığı tüm kendini beğenmişlik en radikal ırkçı teorilere örnek sunmaktaydı,Yang puas dengan mana manusia bisa melakukannya dengan spesies lain
Ekonomiyi yeniden ayağa kaldirmak için yapilmasi gerekene iliskin radikal teklif New York'tan geldi.Z New Yorku přišel radikální návrh jak zase nastartovat ekonomiku.
Ekonomiyi yeniden ayağa kaldirmak için yapilmasi gerekene iliskin radikal teklif New York'tan geldi.Απ' τη Νέα Υόρκη, ήρθε μια ριζοσπαστική πρόταση για την εκ νέου τόνωση της οικονομίας.
Eşim, Lélia Wanick Salgado. Brezilya son derece radikalleşti.Brazilië radicaliseerde zeer sterk.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Ale jít a prosazovat tento názor je spojováno buď s neokonzervativismem nebo s islámským extremismem.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Dar a ieşi să răspândiţi această viziune este asociat fie cu neoconservatorismul, fie cu extremismul islamic.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.하지만 실제로 그 관점을 선전하러 나가는 것은 신보수주의나 이슬람 극단주의와 관련되어 있습니다
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Maar dat standpunt uitdragen, wordt geassocieerd met ofwel neoconservatisme of met islamistisch extremisme.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Mais, en fait, aller propager cette vision est associé soit au néoconservatisme soit à l'extrémisme islamiste.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Mas sair para a rua para propagar essa ideia está associado ao neoconservadorismo ou ao extremismo islamita.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Nhưng thực ra tiến hành cổ động hướng nhìn đó là liên quan tới hoặc sự tân bảo thủ hoặc với Hồi giáo cực đoan.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Pero la idea de propugnar un punto de vista se asocia al neoconservadurismo o al extremismo islámico.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Но всъщност разпространението на това мнение е свързано или с неоконсерватизъм, или с ислямски екстремизъм.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.Но реально пропагандировать этот взгляд считается ассоциацией с неоконсерватизмом или исламским экстремизмом.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.אבל לעבור להפצה בפועל של השקפה זו מתקשרת לניאו-שמרנות, או לקיצוניות איסלמיסטית.
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.لكن في الحقيقة للخروج لنشر هذه الرؤية فالأمر مقترن ب سواء مع المحافظون الجدد أو مع المتطرفين الإسلاميين .
Fakat aslında bu görüşü yaymaya gelince bu ya ılımlı muhafazakarlıkla ya da radikal İslamla bir tutuluyor.新保守主義 または イスラム原理主義を想起させます 民主的な文化は私たちが到達した
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Bagaimana sebuah perusahaan bisa sangat berani melakukan sesuatu yang luar biasa.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Ciekawe, że korporacja odważyła się zainwestować w coś tak niesamowitego.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Comment cette société a-t-elle pu oser créer quelque chose d'aussi extraordinaire ?
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Jak je možné, že ta společnost byla odvážná natolik, aby udělala něco tak mimořádného?
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?어떻게 이 회사는 이렇게 특이한 일을 할 정도로 용감하였을까요.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Spoločnosť bola veľmi odvážna, aby urobila niečo tak úžasné.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Wie kommt es, dass ein Unternehmen so mutig war, etwas so Außergewöhnliches zu tun?
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Πώς γίνεται μια εταιρεία να είχε το θάρρος να κάνει κάτι τόσο προοδευτικό;
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Да не говорим за "Скидмор, Оуингс и Мерил". Има го влиянието на инвеститора.
Firma bu kadar radikal, bu kadar olağanüstü bir tasarıma onay verecek cesareti nasıl göstermiş?Невероятно какой же смелой была организация, чтобы сделать что-то настолько необычное.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.A vnímali ho ako kolaboranta a niekoho, s kým Briti mohli spolupracovať.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.De tyckte att han medarbetade och var nĂĽgon som Britterna kunde arbeta med.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.E pensavano che fosse un collaboratore, qualcuno con cui il governo Britannico potesse lavorare.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.Ils le perçoivent comme un collaborateur et quelqu'un avec qui les Britanniques pouvaient négocier.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.Ingleses podían trabajar bien.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.게다가 간디는 대영제국을 위해 일한 친영 협력자일 뿐이었다고 여기고 있었죠.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.Sie waren der Meinung er sein ein Kollaborateur und jemand, mit dem die Briten arbeiten konnten.
Gandhi ile Hindistan Ulusal kongresinde, ýlýmlýlar ve radikaller vardý.Și simțeau că este un colaborator și cineva cu care britanicii ar putea lucra.
Gelişmenin toplumun çoğunluğunun zararına olmaması fikri halen ABD'de radikal bir fikir olarak algılanıyor.그 개발은 대다수 인구를 희생시키며 진행되어서는 안됩니다. 이것은 여기 미국에서는 아직도 급진적인 생각으로 간주됩니다.
Gelişmenin toplumun çoğunluğunun zararına olmaması fikri halen ABD'de radikal bir fikir olarak algılanıyor.To, že by rozvoj nemal ísť na úkor väčšiny populácie USA, sa stále považuje za radikálnu myšlienku.
Gelişmenin toplumun çoğunluğunun zararına olmaması fikri halen ABD'de radikal bir fikir olarak algılanıyor.To, že by rozvoj neměl jít na úkor většiny populace je v USA, je stále považováno za radikální myšlenku.
Gelişmenin toplumun çoğunluğunun zararına olmaması fikri halen ABD'de radikal bir fikir olarak algılanıyor.להשתתף בהתעוררות העיר. הרעיון שפיתוח לא צריך לבוא על חשבון רוב האוכלוסייה עדיין נחשב לקיצוני כאן בארצות הברית.
Gelişmenin toplumun çoğunluğunun zararına olmaması fikri halen ABD'de radikal bir fikir olarak algılanıyor.米国ではいまだに 過激な考えだとみなされています でも ボゴタの例には それを変える力があります
Gerçekten arabada bana teorisinin çok radikal olmasından korktuğunu fısıldadı.Vlastně mi i pošeptal, svou obavu, že jeho teorie může být vzata jako příliš radikální.
Gerçekten radikalliğe hitap ediyor,Vypovídá to cosi o tom, jak radikálně abstraktní tato socha je.
Gerçekten radikalliğe hitap ediyor,Това показва радикалността
Görüşleri oldukça radikalmiş.--protože byl skutečně poměrně radikální
Günümüzde bize son derece olağan gelen bir düşünce bu, . ancak dönemi için son derece radikal.אנחנו ניצור תערוכה משלנו " כמה נורמלי זה נראה לנו היום אבל זה היה צעד קיצוני
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod