Ana içeriğe geç
Sözlük

ra ile cümle

ra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu gece yazacak bir raporum var.I have a report to write tonight.
Tom ofisinde yalnız, bir rapor yazıyor.Tom is alone in his office, writing a report.
Bu raporu yazan kişinin Tom olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is the one who wrote this report.
O, rahmetli babamın bir portresidir.It's a portrait of my deceased father.
Raigad Maratha İmparatorluğu'nun ilk başkenti idi.Raigad was the first capital of the Maratha Empire.
Sih İmparatorluğu Ranjit Singh tarafından 1799 yılında kurulmuştur.The Sikh Empire was established in 1799 by Ranjit Singh.
Radyoda "Apologize" adlı bir şarkının çaldığını duydum.I heard a song called "Apologize" on the radio.
Radyoda "Apologize" denilen bir şarkı duydum.I heard a song called "Apologize" on the radio.
Tom yarışı kazanmamasına rağmen, çok hayal kırıklığına uğramış görünmüyor.Even though Tom didn't win the race, he doesn't seem too disappointed.
Tom yarışı kazanmamasına rağmen Mary'ye yarışı kazandığını söyledi.Tom told Mary that he won the race, even though he didn't.
Sigara dumanı beni çok rahatsız eder.Cigarette smoke bothers me a lot.
Bu beni çok rahatsız eder.It bothers me a lot.
Bu beni çok rahatsız ediyor.It bothers me a lot.
Sizi rahatsız ediyor muyuz?Are we disturbing you?
İzak Rabin 1994 yılı Nobel Barış Ödülü sahibiydi.Itzhak Rabin was the Nobel Peace Prize laureate for the year 1994.
Otobüs beklerken arkadaşıma rastladım.When I was waiting for the bus, I ran into my friend.
Geçen ay kaldığım Efes Oteli rahattı.The Efes Hotel, at which I stayed last month, was comfortable.
Ailesi çok fakirdi; bu sebepten, parayı rastgele harcayamıyorlardı.His family was very poor; consequently, they couldn't afford to spend money carelessly.
Tom Meryem'i rahat ettirmek istedi.Tom wanted to comfort Mary.
Bir kitap raporu yazmam gerekiyor.I need to write a book report.
O, fırtınaya rağmen araba ile işe gitti.He drove to work despite the storm.
Saat 2 buçukta bir randevum var.I have an appointment at 2:30.
Radyoyu kıs. Söylediğin tek kelimeyi anlamıyorum.Turn down the radio. I can't hear a word you're saying.
Raporunu okumayı iple çekiyorum.I look forward to reading your report.
Tom, yakın kişisel ilişkilerden rahatsız.Tom's uncomfortable with close personal relationships.
Ben kendimi rahatsız hissediyorum.I'm feeling uncomfortable.
Burada güneşte oturuyor olmama rağmen, hâlâ üşüdüğümü hissediyorum.Even though I'm sitting here in the sun, I still feel cold.
Sanırım onlardan birini alırsam bu sizi rahatsız etmez.I assume it won't bother you if I take one of them.
Onların büyük zenginliklerine rağmen, onlar mutlu değil.Despite their great wealth, they are not happy.
Bu gerçekten beni rahatsız ediyor.That really bothers me.
O onu rastgele aldı.He picked her at random.
Onun soğukkanlı havasına rağmen, söylediğin her şeyle yakından ilgileniyor.Despite her nonchalant air, she is paying close attention to everything you say.
Mağdur ve mazlum edebiyatı yapmada Mary'nin eline su dökebilecek birine rastlamadım.Mary is by far the best drama queen I have ever seen.
Çok rahatsın.You're too laid back.
Serviks rahmin daha alt, daha dar parçasıdır.The cervix is the lower, narrower part of the uterus.
Tom'un ofisi onun rahatsız olduğunu söyledi.Tom's office said he was indisposed.
Rapor abartılmış olabilir.The report may be exaggerated.
Tom rahatsız edilmişti.Tom was irritated.
Sen derinden rahatlamış olmalısın.You must be deeply relieved.
Hayatım boyunca bu kadar rahatsız olmamıştım.I've never been so uncomfortable in my entire life.
Tom kendini rahatlatmaya çalıştı.Tom tried to make himself comfortable.
Ben sadece seni rahat ettirmek istedim.I only wanted to make you comfortable.
Bu beni rahatsız etti.It made me uncomfortable.
O oldukça rahatsız ediciydi.It was rather uncomfortable.
Hepimizin biraz rahatlamaya ihtiyacı var.We all need to lighten up a little.
Bir şey beni rahatsız ediyor.One thing's bothering me.
Beni rahatsız eden bu.That's what troubles me.
Ben rahatsız eden bu.That's what bothers me.
Tom bir kadeh şarap içerken rahatlıyordu.Tom was relaxing, drinking a glass of wine.
Burada bunu tartışırken rahat değilim.I'm not comfortable discussing this here.
Bir randevuya ihtiyacım yok.I don't need a date.
Tom bana bir tanışma randevun olduğunu söyledi.Tom told me you had a blind date.
Tom'un yüzü onun rahatlamasını gösterdi.Tom's face showed his relief.
Bu çok rahatsız edici.This is very disturbing.
Tom her şey hakkında kendini çok rahatsız hissetti.Tom felt very uncomfortable about the whole thing.
Tom bir şey hakkında çok rahatsız görünüyor.Tom seems very uncomfortable about something.
Tom açıkça bir şey tarafından rahatsız edildi.Tom is clearly troubled by something.
Tom Jackson adında hiç kimse kayıp olarak rapor edilmemiştir.No one named Tom Jackson has been reported missing.
Tom ve benim bir akşam yemeği randevumuz var.Tom and I have a dinner meeting.
Bu, beni çok rahatsız etmiyor.It doesn't bother me much.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod