Mike bu raketi dün aldı.It was yesterday that Mike bought this racket.
Ona en küçük bir rahatsızlık bile vermek istemiyorum.I don't want to put her to even a small inconvenience.
Dr Beyaz'la sadece randevu ile görüşebilirsiniz.You can meet Dr. White only by appointment.
Rahatladık, o, kazasız belasız döndü.To our relief, he came back safe and sound.
Dün Yamada'ya rastladım, ki onu yıllardır görmemiştim.Yesterday I ran into Yamada, whom I hadn't seen in years.
Yıllarca tenis raketine dokunmadım.I haven't touched a tennis racket in years.
Ben bu kitaba ikinci el kitap dükkanında rastladım.I came across this book in a secondhand bookstore.
Paul randevusuna geç kalmamayı bir kural olarak benimsiyor.Paul makes it a rule not to be late for his appointments.
Paul zengin olmasına rağmen kibirli olmadı.Paul didn't become arrogant even though he was rich.
Yatağı oldukça rahat buldum.I found the bed quite comfortable.
Frank keyifle akşamki randevuyu bekliyordu.Frank was waiting with pleasure for the date in the evening.
Başkan Bush dün televizyon ve radyoda önemli bir konuşma yaptı.President Bush gave an important address on TV and the radio yesterday.
Hiromi korkmasına rağmen, bungee-jumpingi göze almaya karar verdi.Hiromi decided to risk bungee-jumping, even though he was scared.
Sağanak yağmura rağmen başladılar.They started in spite of the heavy rain.
Paris'te kalırken, ona rastladım.I met him while I was staying in Paris.
Otobüste bir arkadaşıma rastladım.I came upon a friend of mine in the bus.
Otobüste Bay Lynch'e rastladım.I ran into Mr Lynch on the bus.
Otobüste eski bir arkadaşa rastladım.I bumped into an old friend on the bus.
İşte, randevu kartınız.Here is your appointment card.
Partiye gitmeye karar vermeme rağmen, bunu dört gözle beklemiyorum.Though I have decided to go to the party, I'm not looking forward to it.
Bir sürü eski arkadaşıma rastladım.I met my old friends by the dozens.
Hertz ve Avis, araç kiralama işinde başa baş rakiptirler.Hertz and Avis are head to head competitors in the car rental business.
Sizi bir süre rahatsız edebilir miyim?May I bother you for a moment?
Bir an için sizi rahatsız edebilir miyim?May I bother you for a moment?
Ben bir an için sizi rahatsız edebilir miyim?May I bother you for a moment?
Nancy dün eski bir arkadaşına rastladı.Nancy ran across an old friend of hers yesterday.
Rastgele üç kitap seç.Choose three books at random.
Tom'dan başka hiç kimse raporu teslim etmedi.No one but Tom handed in the report.
Tom rakamlarda hatasızdır.Tom is accurate at figures.
Tom okula giderken Mary'ye rastladı.Tom met Mary on his way to school.
Her neyse, test bitti rahatladım.Anyhow, I'm relieved the test is over.
Tony Amerikalı olmasına rağmen, o İngilizce konuşamıyor.Though Tony is American, he can't speak English.
Meşkul olmasına rağmen beni uğurlamaya geldi.Though very busy, she came to see me off.
Çocuğun çok soğuk olmasına rağmen üstünde paltosu yoktu.The child had no overcoat on although it was very cold.
Hangisinin benim raket olduğunu hatırlayamıyorum.I can't remember which is my racket.
Sizi ne rahatsız ediyor?What ails you?
Lütfen rahatına bak.Please help yourself.
Lütfen rahat olun.Please make yourself comfortable.
Rahatına bak.Make yourself comfortable.
Nancy ile bir randevu almada nasıl başarılı olabilirim?How can I succeed in getting a date with Nancy?
Lütfen beni rahatsız etme.Please don't bother about me.
Tenis raketini sıkıca kavradı.He gripped the tennis racket tightly.
Mümkün olan kısa sürede bir randevu almaya çalışın.Try to make an appointment as soon as possible.
Masanın üstünde bir radyo var.There is a radio on the table.
Küçük şeylerle onu rahatsız etmeyin.Don't trouble him with trifles.
Takımımız şampiyonluğu kazandığında kafam rahatladı.It took a load off my mind when our team won the championship.
Yağmur yağmasına rağmen, o golf oynayacak.Even though it is raining, he will play golf.
Fakat yarın müvekkilim ile bir randevum var.But I have an appointment with my client tomorrow.
Çok zor bir görev omasına rağmen, ben elimden geleni yapacağım.Although it is a very difficult task, I will do my best.
Seni çok fazla rahatsız ettiğim için üzgünüm.I am sorry that I have troubled you so much.
İnsanlar en çok evde oldukları zaman rahat eder.People feel most at ease when they are at home.
Anne babanı böyle saçma bir şeyle rahatsız etme.Don't bother your parents with such a trivial thing.
Ufak tefek şeylerle beni rahatsız etmeyin.Don't bother me with such trifles.
Onu bildiğim için çok rahatladım.I am very much relieved to know that.
Onunla ilgili herhangi bir rahatsızlığın var mı?Do you have any complaint about it?
Divana otur ve kendini rahat hisset.Sit on the sofa and feel at ease.
Bebek, radyoaktif ışınlara maruz kalmıştır.The infant has been exposed to radioactive rays.
İlaç anında rahatlattı.The medicine gave instant relief.
Akşam geç saatlerde ona rastladım.I met her late in the evening.
O problem şimdilik rafa kaldırıldı.That problem has been shelved for the time being.