Razı olmaktan mutlu olacağım.I'll be happy to comply.
Rachel Corrie, Gazze'de öldürülen Amerikalıydı.Rachel Corrie was an American who was killed in Gaza.
Tom ragbi oynamaz.Tom doesn't play rugby.
Raketbol oynamayı tercih eder misin?Would you rather play racquetball?
Lütfen demiryolu rayları yakınında oynamayın.Please don't play near the railroad tracks.
Radyoda çalan ellilerin bir müziği vardı.There was some fifties music playing on the radio.
Odaya girdiğimde radyoda çalan Mozart'ı duyabiliyordum.When I entered the room, I could hear Mozart playing on the radio.
Geçenlerde eski bir arkadaşa rastladım.I recently met an old friend.
Çalışırken radyo dinledim.I listened to the radio while I worked.
Raftaki kitapların hepsi okundu.All of the books on the bookshelf have been read.
Bütün bunlara rağmen, ben son derece gurur duyuyorum.Nevertheless, I'm immensely proud.
Sokaktan aşağıya doğru yürürken, eski bir arkadaşa rastladım.Walking down the street, I ran into an old friend.
Bu sana diğer insanları rahatsız etmemeyi öğretecek.This will teach you not to annoy other people.
Bir şey Tom'u rahatsız ediyor.Something's bothering Tom.
Bir şey seni rahatsız ediyor mu, Tom?Is something bothering you, Tom?
Bir şey Tom'u rahatsız ediyor gibi görünüyor.Something seems to be bothering Tom.
Bir şey hâlâ Tom'u rahatsız ediyor gibi görünüyor.Something still seems to be bothering Tom.
Medya bu hikayeleri rapor etmiyor.The media are not reporting these stories.
Kimse rakipsiz değil.No one is unbeatable.
Ne krizi? Kendimi rahat hissediyorum.What crisis? I feel comfortable.
Tom rahat.Tom's comfortable.
Tom rahatsız.Tom's uncomfortable.
Rahatça oturun.Sit comfortably.
Ben rahatladım.I'm relaxed.
Tom'u rahatlat.Comfort Tom.
Bu rahat.It's comfortable.
Masada bir radyo var.There's a radio on the table.
Seni bir istekle rahatsız edebilir miyim?May I bother you with a request?
Gemi batmadan önce radyo operatörü son bir mesaj yayınladı -SOS!Before the ship sank, the radio operator broadcast one final message - SOS!
Senin raporunu inceleyeceğim.I will examine your report.
Eğer ki senin yanında saçma sapan davranıyorsam, bu rahat olduğum anlamına gelir.If I act weird around you, it means I'm comfortable with you.
Kendini rahatsız etme!Don't inconvenience yourself!
Toplantı ile ilgili rapor hazır.The report on the meeting is ready.
Bina yıkılmasına rağmen, onlar hayatta kaldılar.They survived, even though the building was destroyed.
Ben herhangi bir rahatsızlığa neden olmak istemiyorum.I don't want to cause any inconveniences.
Aktinyum radyoaktif bir elementtir.Actinium is a radioactive element.
Rakibimiz dürüst ve aynı zamanda rekabetçi bir kişiydi.Our rival was an honest, competitive person as well.
Odamda bir radyo var.There's a radio in my room.
Nerede rahat konuşabiliriz?Where we can talk undisturbed?
Meşgul olmasına rağmen beni görmeye geldi.She came to see me in spite of being busy.
Sen rahatlamışsın.You're relaxed.
Tom rahatlamış.Tom is relaxed.
Biz rahatlamışız.We're relaxed.
Tom rahatladı.Tom relaxed.
Neden Tom'u rahat bırakmıyorsun?Why don't you cut Tom a little slack?
Neden onları rahat bırakmıyorsun?Why don't you leave them alone?
Henry'nin mektubu beni gerçekten rahatsız etti.Henry's letter really bothered me.
Değersiz olmasına rağmen, onu seviyorum.I like it even though it's worthless.
Seni ne rahatsız ediyor?What's bothering you?
Tom'un rahatlamasına izin ver.Let Tom relax.
Hiçbir şey Tom'u rahatsız etmez.Nothing bothers Tom.
Tom'u rahatsız etmeyi bırak.Stop harassing Tom.
Tom rahatsız oldu.Tom became uncomfortable.
Biz otobüs terminalinde onlara rastladık.We hit on them at the bus terminal.
Tom radikal.Tom is radical.
Tom rahatsız görünüyor.Tom looks disturbed.
Tom rahatsız bir şekilde durakladı.Tom paused uncomfortably.
Tom rahatsız edilmiş görünüyordu.Tom seemed troubled.
Tom rahatsız edilmiş görünüyor.Tom seems disturbed.
Tom rahatsızca değiştirdi.Tom shifted uncomfortably.