Ana içeriğe geç
Sözlük

rüzgar ile cümle

rüzgar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Rüzgâr tulumuΡιπαίος άνεμος
Kış aylarında ise rüzgar genellikle güneybatıdan hafif esmektedir.Στις νότιες περιοχές ο χειμώνας είναι συνήθως ηπιότερος.
İşkur (tanrı): Rüzgarların tanrısı.Αίολος : Θεός των ανέμων.
Rüzgarlı Bayır.Ζωντανό τείχος.
Yılın büyük çoğunluğuna hakim olan hızlı rüzgarlar ve büyük dalgalar.Δροσερός ξηρός αέρας επικρατεί για μεγάλο μέρος του έτους.
Kırmızı rüzgar gücü kullanır.Βγαίνει ο ήλιος κόκκινος.
Bu rüzgarlardan etkilenen gelgit düzlüğü Almanca Windwatts denir.Στην αγγλική ορολογία οι ανεμοστρόβιλοι ονομάζονται whirlwinds.
Şiddetli rüzgarlara pek rastlanmaz.Παρ'όλα αυτά, δεν συμβαίνουν εύκολα καταιγίδες.
Hakim olan rüzgarın yönü Güneybatı olup, yıllık ortalama hızı ise 2.2 m/sec.dir.Οι επικρατούντες άνεμοι είναι βορειοδυτικοί και η μέση ταχύτητα του ανέμου είναι 5 μέτρα το δευτερόλεπτο.
Rüzgâr alır.Για τον άνεμο.
Dün rüzgarlıydı.Χθες είχε αέρα.
Dün rüzgarlıydı.Χτες είχε αέρα.
Ayrıca Semavilerin İlahi Rüzgar adında özel bir saldırısı vardır.Kami kendes også fra kamikaze, der betyder guddommelig vind.
Yelkenli teknelerin tam rüzgara karşı gitmeleri mümkün değildir.En sejlbåd kan ikke sejle direkte op mod vinden.
Amacı Rüzgâr Gibi Geçti filminde Scarlett O'Hara rolünü oynamaktı(1939).Han spillede også faderen Scarlett O´Hara i Borte med Blæsten i 1939.
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Enhver stjerne frembringer en solvind af partikler der er årsag til en kontinuerlig strøm af gas ud i rummet.
Su baskını ve rüzgar altı gün altı gece sürdü.Storm og oversvømmelse varede i seks dage og syv nætter, før de havde raset ud.
İspanya, Danimarka ve Almanya Avrupa'nın önde gelen rüzgâr enerji üreticileridir.I Danmark, Tyskland og Spanien var den politiske vilje afgørende for vindenergiens udvikling.
Yangın, hızını kesmeyen rüzgâr nedeniyle hâlâ yayılıyordu.Branden fortsatte, men spredtes nu langsomt på grund af iltmanglen.
Dongfeng Çincede "doğunun rüzgarı" anlamına gelmektedir."Sao Feng" (啸风) betyder "Hylende Vind" på kinesisk.
Flok, yelkenli teknenin rüzgar üstüne doğru seyrini kolaylaştırır.Sværdet hjælper altså med at få båden til at sejle lige ud.
Arazi düz de denebilir ve her tarafı rüzgarlara açıktır.Klar bevidsthed og kan bevæge sig gennem vægge.
Bu başlangıç işlemlerini çok kolaylaştırıyordu çünkü adı geçen tesis rüzgara göre ayarlanabiliyordu.Dette havde til formål at starte lette-proceduren, da halen let kunne rettes ind efter vinden.
Rüzgarüstü Adalarında yaz mevsiminde kasırgalar görülebilir.Sporadiske regnfald kan forekomme om sommeren.
Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir.Hans hår blæser i vinden, og han stirrer ud over et landskab, der er dækket af en tyk tåge.
Rüzgâr tarlası, elektrik üretimi için kullanılan ve aynı yerde bulunan rüzgâr türbinleri grubudur.En vindmøllepark er en gruppe forbundne vindmøller opstillet på samme sted til produktion af elektricitet.
Begonvilleri rüzgardan korumak gerekir.Vindrosen styres op mod vinden af en vindfane.
Bölgede oluşan güçlü rüzgar makasından dolayı kasırga zayıf kaldı ve daha fazla şiddetli duruma gelmedi.På grund af kraftige regnskyl i denne udendørskamp forblev niveauet ret beskedent.
Bu ilk rüzgar türbinleri 20-30 kW gücündeydiler.De første møller havde en effekt på 22 til 55 kW.
Halihazırda 25.000 den fazla rüzgâr tarlası Avrupa içinde çalışmaktadır.Der er mere end 25.000 indbyggere indenfor parkens område.
Rüzgar gece boyu dağdan vadilere doğru eser.Den trækker månen over himlen om natten.
1700 metrede rüzgâr yeterli değilse, 1900 metreye çıkılır.Hvis sigtbarheden kommer under 1.000 m, er det tåge.
Asetilen alevi parlak ve rüzgara oldukça dayanıklıdır.Slåen er lyskrævende og tåler vind.
Kontra değişimi rüzgara doğru değil, tam tersi yönde gerçekleşir.Afgørende er ikke selve omvendelsesoplevelsen, men derimod det at være blevet omvendt.
Rüzgâr altına doğru dönmek kafayı açmak anlamına gelir.Ved lavtryk drejer vinden mod uret.
Ancak bu rüzgar kısa sürdü ve sezon sonunda takımlar ayrıldı.Desværre gik holdet ikke videre og sæsonen sluttede her.
Milyonlarca yıl boyunca rüzgarın Gobi Çölü'nden getirmiş olduğu alüvyonlar yumuşak lös balçıklar oluşturmuştu.Den bløde lössmasse var skabt gennem millioner af års storme, som havde ført ler ud fra Gobi ørkenen.
Fakat tekneleri rüzgârda mahvoldu.Kystbådene var ude da vinden slog om.
Rüzgar açısında bölgede hakim rüzgar Poyrazdır.I Vind Sogn ligger Vind Kirke.
Daniel, Julián Carax tarafından yazılmış olan Rüzgarın Gölgesi adlı kitabı seçer.Daniel velger en bok kalt Vindens skygge, skrevet av Julian Carax.
30 jeneratörlü rüzgar değirmeni tesisleri Scroby Sands'den görülür durumdadır.En vindfarm med 30 generatorer er innenfor sikten til byen ved Scroby Sands.
Kadınlar slalom yarışı şiddetli rüzgar nedeniyle 14 Şubat'tan 16 Şubat tarihine ertelendi.Slalåm kvinner ble utsatt grunnet vind fra 14. februar til 16. februar.
Sert esen rüzgar bazı Venedik gemilerine hasar vermiş ve onları çıpada kalmaya zorlamıştır.Kraftig vind gjorde skade på noen av de venetianske skipene, så de ankret opp igjen.
Kuvvetli bir kuzey rüzgarı Venedik gemilerinin sahil surlarına yakın gelmelerine yardım ediyordu.En sterk nordlig vind støttet de venetianske skipene til å komme nærmere bymurene.
Sabah rüzgarı ateş kesilir, gülistanımızdan geçse.)«Vinden løyer i formiddag».
Rüzgarların çoğu Neptün'ün dönüş yönünün tersine esmektedir.De fleste vindene på Neptun beveger seg i motsatt retning av planetens rotasjon.
Rüzgar sahilden esiyor ve gemilerin pek çoğunun bir saldırı için surlara yeterince yanaşmasını engelliyordu.Vind blåste fra kysten og forhindret de fleste skipene fra å komme nær nok bymurene til å angripe.
Rüzgarlar ve fırtınalar onun emrindedir.Vindene og luften er hans tjenere.
Fakat güneş rüzgarlarının çalıştıramayacağı günümüzde ispatlanmıştır.Imidlertid viste det seg at solen ikke eksploderte.
Çöküntü örtüleri genellikle yoğun yıldız rüzgarlarının veya mevcut yıldız oluşumunun öncesinde oluşur.Vanligvis dannes sirkumstellare kapper fra den tette stjernevinden, eller de finnes før dannelsen av stjernen.
Rossby dalgaları bizim alt troposferde gözlemlediğimiz rüzgâr hız farkıdır.Rossbybølger er storskala bølger i vindmønsteret i den øvre delen av troposfæren.
Kuzeybatıdan esen güçlü rüzgârlarla beslenerek büyüdü.Da blåste det opp med kraftig vind fra sør.
Notlar Erkekler iniş yarışı şiddetli rüzgar nedeniyle 11 Şubat'tan 15 Şubat tarihine ertelendi.Noter Utfor menn ble utsatt grunnet vind fra 11. februar til 15. februar.
Ayrıca, Sümerliler için güneybatı rüzgarını, fırtınaları taşımayı, temsil ederdi.Han representerte sørvestvinden, stormens bærer.
Aynı zamanda uygun sabah rüzgarının çıkışına kadar zaman kazanmayı amaçlıyordu.Hertugen hadde også hadde forsøkt å beregne den nøyaktige tid for soloppgang.
2009 yılında Almanya'nın toplam eletrik tüketiminin % 6.5'i rüzgâr gücünden elde edildi.I 2008 utgjorde euro 26,5% av verdens totale valutareserver.
Frizbilerin uçuşu rüzgar tünellerinde incelendi.Tatras nye karosseri ble testet i vindtuneller.
Öyle bir rüzgar ki İngiltere'de böylesi esmedi.Et slikt monopol eksisterer ikke i Danmark.
Yumurtaları rüzgârla da taşınabilir.Puter kan også være fylt med luft.
Bunun nedeni etkili olan gönderme rüzgarıdır.Denne er i hovedsak årsaken til at vind oppstår.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod