Ana içeriğe geç
Sözlük

rüzgar ile cümle

rüzgar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece rüzgar kolay kolay içeri giremez.Bez niego wiatr byłby zbyt uciążliwy.
Rüzgâr alır.Uniesie nas wiatr.
Almanya, rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi teknolojisinin önde gelen bir üreticisidir.Hiszpania to jeden z liderów w produkcji energii słonecznej.
Nem, rüzgar yönüyle bağlantılıdır.Wiąże się on najpewniej z wiatrem słonecznym.
Meteorolojiciler hala rüzgar gülü grafiğini kullanmaktadırlar."Czy androidy śnią o elektryzującej miłości?
Bu basınç farkı sonucunda rüzgâr doğar.Zróżnicowanie ciśnienia jest przyczyną powstawania wiatru.
( Gökgürültüsü ve rüzgâr, devamlılığı simgeler. )(O poincie i dowcipie...), powst.
Bu rüzgarların getirdiği yağmur bulutları yağmura dönmesinde rol oynar.Mają nadzieję, że zbierające się tam chmury przyniosą upragniony deszcz.
Şiddetli rüzgar esti.Wieją silne wiatry.
Dokuz rüzgarın kesiştiği yerde başlar.W finałach IMŚ startował dziewięć razy.
Sabah rüzgarı ateş kesilir, gülistanımızdan geçse.)Wkrótce jutrzenka zaróżowi morze ”..
Diğer zamanlarda kayalar güneşte pişirme veya soğuk rüzgarlara maruz kalır.Poza tym skały wystawione są na działanie słońca i zimnych wiatrów.
Sis ve rüzgâr yaygındır ve yılda 300 gün yağış alır.Częstym zjawiskiem są mgły oraz wiatry, liczba dni wietrznych to średnio 360 w ciągu roku.
Çiçekleri ufaktır ve rüzgârla tozlaşır.Ma kwiaty przedsłupne, zapylane przez wiatr.
Gemisi Kuzey Denizi'nde kaybolur ve Kuzey Rüzgârı tarafından hoş karşılanır.Niestety jego statek gubi się na Morzu Północnym, a bohater staje się gościem córki Wiatru Północy.
Hanna Kasırgası, Rüzgâraltı Adaları'nın kuzeydoğusunda 28 Ağustos 2008 tarihinde oluşan kasırga.Huragan Hanna powstał 28 sierpnia 2008 ENE od Wysp Nawietrznych na Morzu Karaibskim.
Güneşli yerleri sever, soğuk ve rüzgarlara karşı dayanıklıdır.Lubi stanowiska nasłonecznione, gleby próchniczne i wilgotne.
Ayrıca Semavilerin İlahi Rüzgar adında özel bir saldırısı vardır.Słoneczni Jeźdźcy posiadają też wspólny atak o nazwie "Super Słoneczne Uderzenie".
Bu rüzgar sayesinde her iki gemi de yelken açıp barınak limandan ayrılır.Jednakże zrywa się wiatr, który sprawia, że oboje lądują w morzu.
Genellikle hakim rüzgarlar Kuzey rüzgarlarıdır.Najczęściej wiejące wiatry to wiatry zachodnie.
Almanya, dünyada önde gelen bir rüzgâr türbini üreticisidir.Dania jest światowym liderem w dziedzinie produkcji turbin wiatrowych.
Rüzgarın olmaması Doria'nın zararınaydı.Słaby wiatr nie sprzyjał Dorii.
Oluşturduğu yıldız rüzgarı, Güneş'ten 10 milyar kat daha güçlüdür.Dess stjärnvind är 10 miljarder gånger starkare än solens.
Rüzgarlar ve fırtınalar onun emrindedir.Vindens och molnens rörelser hör till deras ansvarsområde.
Her yıldız sürekli olarak gazın uzaya akmasına neden olan bir yıldız rüzgârı üretir.Alla stjärnor skapar en stjärnvind av partiklar som orsakar ett kontinuerligt utflöde av gas till rymden.
Daniel, Julián Carax tarafından yazılmış olan Rüzgarın Gölgesi adlı kitabı seçer.Daniel väljer romanen Vindens skugga av den bortglömde författaren Julián Carax.
Bu sırada rüzgar aniden yön değiştirdi.Vinden hade nu delvis börjat vända.
Sonbahar ve kış mevsimleri genellikle yağmurlu ve rüzgârlıdır ancak güneşli günlere de rastlanır.Höst och vinter är normalt sett regniga och blåsiga, även om soliga dagar också förekommer.
Rüzgar altı: Rüzgarın estiği yönün aksi.Låt 4: Let Your Spirit Fly.
Bu nedenle rüzgarla yayılabilmektedir.De sprids med vinden.
9 ay boyunca güneydoğu rüzgârları ve orta derecede yağış hâkimdir.Klimatet är varmt med sydostliga vindar under nio månader om året.
Amacı Rüzgâr Gibi Geçti filminde Scarlett O'Hara rolünü oynamaktı(1939).Samtidigt fick Vivien Leigh huvudrollen som Scarlett O'Hara i Borta med vinden (1939).
Rüzgâr hızıyla aşırı derecede ilişkilidir.Detta eftersom man når mycket hög fart i förhållande till vinden.
Var olan "sis", ne rüzgâr ne de yağmurla dağılıyordu.Varken vindarna eller regnet kunde få bort "dimman".
Ayrıca, Sümerliler için güneybatı rüzgarını, fırtınaları taşımayı, temsil ederdi.Han representerade den sydvästra vinden, stormens bärare.
Rüzgarlar genellikle doğu ve güneydoğudan eser.Vanligast blåser vindar från öst till sydöst.
Püskürmenin başlamasının ardından ilk birkaç gün içinde etkili olan rüzgârlar yönünü batıya doğru çevirdi.Därefter rör sig luften in i de sekundära luftvägarna som de passerade i början.
İlçede hakim rüzgar yönü güney batısıdır.Den huvudsakliga vindriktningen är sydväst.
Kadınlar slalom yarışı şiddetli rüzgar nedeniyle 14 Şubat'tan 16 Şubat tarihine ertelendi.Notering: Tävlingarna i Kontiolahti den 10-12 februari har ändrats om pga kraftig kyla.
Beaufort Rüzgâr Şiddeti Skalasına bakınız.För en vindskala, se Beauforts skala.
Rüzgar hafif hafif esiyormuş.Och vinden viskade så förtroligt.
Rüzgâr Gibi Geçti, 2008 müzikali.Flaskan såg likadan ut som efter förändringen år 2008.
2001 Rüzgarda Savrulan Ömür.År 2001 i Odjurens tid.
Mısırlıların ardından, Polinezyalılar kanolarında rüzgâr teknolojisini kullanmışlardır.Från egyptierna spred sig tekniken till etruskerna.
Merkür'ün önemsenmeyecek kadar az olan atmosferi Güneş rüzgârı nedeniyle yüzeyinden kopan atomlardan oluşur.Merkurius nästan obetydliga atmosfär består av atomer som blåsts dit från solen av solvinden.
Yüzen buzlar okyanus akıntıları ve rüzgarlar ile taşınır.Dessa öar rör sig med vind och ström.
Kuzeybatıdan esen güçlü rüzgârlarla beslenerek büyüdü.Det blåste en fördelaktig och kraftig nordvästlig vind.
Rüzgarlar, doğu ve güneyden eser.De kom från söder eller öster.
Bacalardan atılan kükürt ve azot oksitler, rüzgarla birlikte ortalama 2-7 gün içerisinde atmosfere ulaşırlar.Sedan får markvattnet ställa sig i jämvikt med atmosfären under något eller några dygn.
Rüzgar elementi de toprağa karşı güçlüdür.De främre extremiteterna är kraftig för att gräva i marken.
Dibi çamurlu bir yapıya sahiptir, rüzgârlı havalarda bulanıklaşır.Det är en envåningsbyggnad med inredd vind.
( Gökgürültüsü ve rüzgâr, devamlılığı simgeler. )(Se nickepinnar och lunor.)
İniş-kalkışlar genellikle rüzgâr içine (karşı rüzgâr ile) yapılır.Ibland faller de i dvala (torpor) när vädret är för kallt.
Farz edelim ki birisi yağmurda ayakta duruyor olsun ve rüzgar olmasın.Få vi mötas bortom floden, Dit ej några stormar nå?
Pampero, Arjantin'in pampalarında sıklıkla fırtına kuvvetinde esen güneybatı rüzgârıdır.På Pampas och i nordöst blåser ibland Pampero, som är kraftiga stormar.
Bir Destan Rüzgârı Fotoğraflarla Yaşar Kemal.En kall dödsvind blåser mellan bladen.
Hükümet rüzgâr ve güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları üzerine yatırım yapmaya çalışmaktadır.Man har utvecklat och satsar mycket på alternativa energikällor som solenergi och vindenergi.
Rüzgar yüksek basınç alanından , alçak basınça doğru eser.Luften vill röra sig från det högre till det lägre trycket.
Rüzgâr tarlalarının yeri ile ilgili anlaşmazlık çok büyük sorundur.Terrängen runt Bendungan Krangkengan är mycket platt.
Rüzgâr, elektrik üretiminin yanı sıra hidrojen üretiminde de söz sahibi olabilir.En fördel med dessa är att de samtidigt kan producera elström.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod