rüşvet ile cümle

rüşvet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın, Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.Επειδη υπαρχει θυμος, προσεχε μη σε εξαφανιση δια της προσβολης αυτου τοτε ουδε μεγα λυτρον ηθελε σε λυτρωσει.
Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın, Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.Внимавай да не би жегата на страданията ти да те подигне против удара; Тогава нито голям откуп би те отървал.
Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın, Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.Да не поразит тебя гнев Божий наказанием! Большой выкуп не спасет тебя.
Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın, Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.כי חמה פן יסיתך בספק ורב כפר אל יטך׃
Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın, Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.عند غضبه لعله يقودك بصفقة. فكثرة الفدية لا تفكّك.
Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın, Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.不 可 容 忿 怒 觸 動 你 、 使 你 不 服 責 罰 . 也 不 可 因 贖 價 大 就 偏 行
Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın, Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.不可容 忿怒 觸動 你 、 使 你 不服 責罰 . 也 不 可 因 贖價 大 就 偏 行
Diyecek ki istediklerini almak için senatörlere, hükümetlere farklı kişilere rüşvet verdin.Creo que no. Y así, si tu eliminas el sistema monetario, no puede tener una venta de drogas.
Diyecek ki istediklerini almak için senatörlere, hükümetlere farklı kişilere rüşvet verdin.Você paga a senadores, paga a governadores, paga a diferentes pessoas para fazerem a sua vontade?
Diyecek ki istediklerini almak için senatörlere, hükümetlere farklı kişilere rüşvet verdin.「そんなの当たり前じゃないの?」って、違うよ
Dolayısıyla parasal sistemden kurtulursan, uyuşturucu satılmaz, senatörler rüşvet alamaz.E assim, se você acabar com o sistema monetário, você não pode vender drogas.
Dolayısıyla parasal sistemden kurtulursan, uyuşturucu satılmaz, senatörler rüşvet alamaz.Et donc, si vous vous débarrassez du système monétaire, vous ne pouvez pas vendre de drogues.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Als de agent eerlijk is, krijg je een enorme boete, een arrestatie wegens omkoperij.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Daca ofiterul e cinstit, pedeapsa e imensa, fiindca vei fi arestat pentru dare de spaga.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Elég kemény helyzet tehát.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.만약 그 경찰이 정직하다면, 당신은 뇌물혐의로 큰 처벌을 받습니다.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Nếu anh ta liêm khiết thì bạn sẽ lãnh một khoản phạt lớn vì tội hối lộ.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Przy uczciwym czeka nas aresztowanie za próbę przekupstwa.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Se invece è onesto, hai l'enorme punizione di essere arrestato per corruzione.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Si el policía es honesto, consigues un gran castigo: te arrestan por soborno.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Si le policier est honnête, vous obtenez la grosse sanction d'être arrêté pour corruption.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Wenn der Polizist ehrlich ist, bekommen Sie eine große Strafe, denn Sie werden wegen Bestechung verhaftet.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Στην περίπτωση, όμως, που ο αστυφύλακας είναι έντιμος, τιμωρείστε αυστηρά με σύλληψη για απόπειρα δωροδοκίας.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Ако полицаят е честен, получавате огромното наказание да бъдете арестуван за подкупване.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Если полицейский окажется честным, вы получите суровое наказание в виде задержания за взятку.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.Якщо офіцер порядний, ви отримаєте величезне покарання у вигляді арешту за хабар.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.אם השוטר ישר, תפסידו מחיר כבד של מעצר בגין שוחד.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.وإذا كان رجل الشرطة نزيه، فستحصل على عقوبة صارمة لكونك أُقِفت في مسألة رشوة.
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.大きな罰則を受ける これは 何とも悩ましい状況です
Eğer polise rüşvet vermezseniz bir trafic cezası alacaksınız -- ya da "Fargo"daki gibi, daha kötüsü --Colocamo-nos a nós mesmo na posição do raptor que quer subornar o polícia.
Eğer polise rüşvet vermezseniz bir trafic cezası alacaksınız -- ya da "Fargo"daki gibi, daha kötüsü --만약 경찰관에게 뇌물을 안준다면, 교통위반 딱지를 떼겠죠— 또는, 더 심한 경우는 영화"Fargo" 에서처럼,
Eğer polise rüşvet vermezseniz bir trafic cezası alacaksınız -- ya da "Fargo"daki gibi, daha kötüsü --Jeśli nie dasz łapówki, dostaniesz mandat, lub, jak w "Fargo", jeszcze gorzej.
Eğer polise rüşvet vermezseniz bir trafic cezası alacaksınız -- ya da "Fargo"daki gibi, daha kötüsü --אם לא תשחדו את השוטר תקבלו דוח תנועה או גרוע מכך, במקרה של "פארגו" -
Eğer polise rüşvet vermezseniz bir trafic cezası alacaksınız -- ya da "Fargo"daki gibi, daha kötüsü --أذا لم تقم برشوة رجل الشرطة، فستحصل على مخالفة مرور... أو، كما في حالة "فارجو،" أسواء...
Eğer polise rüşvet vermezseniz bir trafic cezası alacaksınız -- ya da "Fargo"daki gibi, daha kötüsü --警官が公正か不正かに関わらず 必ず 交通違反キップを渡されます 選択の余地はありません
"Eminim Dünya bankasında rüşvet almaları imkansız olurdu eğer Almanya'da çalışıyor olsalardı."de que seria impossível eles serem subornados "se trabalhassem na Alemanha,
"Eminim Dünya bankasında rüşvet almaları imkansız olurdu eğer Almanya'da çalışıyor olsalardı."나는 확신합니다" 라면서, "그들이 독일에서, 독일 행정부에서 일한다면
"Eminim Dünya bankasında rüşvet almaları imkansız olurdu eğer Almanya'da çalışıyor olsalardı."що вони б не змогли брати хабарі, якби працювали у Німеччині, у німецькій адміністрації.
"Eminim Dünya bankasında rüşvet almaları imkansız olurdu eğer Almanya'da çalışıyor olsalardı.בבנק העולמי, "שבגרמניה בלתי אפשרי לקבל על כך שוחד,
"Eminim Dünya bankasında rüşvet almaları imkansız olurdu eğer Almanya'da çalışıyor olsalardı.مع البنك الدولي، "أنه من المستحيل أن يرتشوا إن كانوا يعملون في ألمانيا،
"Eminim Dünya bankasında rüşvet almaları imkansız olurdu eğer Almanya'da çalışıyor olsalardı.「彼らがドイツの組織で 勤務していたなら 賄賂なんてありえないでしょう 勤務していたなら 賄賂なんてありえないでしょう
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Aún así la persona a cargo simplemente no le daba el permiso esperando un soborno.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Dar functionarul responsabil pur si simplu nu-i dadea permisul pentru a o forta sa-l mituiasca.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Der verantwortliche Beamte wollte ihr aber die Genemigung nicht ohne ein Schmiergeld geben.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.E tuttavia, l'ufficiale non le dava quei permessi perché voleva una tangente.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Jednak urzędnik nie chciał wydać pozwolenia bez łapówki.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.하지만 책임직에 있던 관료는 뇌물을 요구하면서 그 분에게 허가를 내주지 않았습니다.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Maar de bediende wou haar de vergunning niet geven zonder smeergeld.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Mais le fonctionnaire en charge ne lui a pas donné le permis juste pour toucher un pot de vin.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Mégis, a tisztviselő egyszerűen nem adta ki az engedélyt kenőpénz nélkül.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Nhưng nhân viên chức năng sẽ không cấp phép cho bà một cách đơn giản bởi họ muốn một khoản hối lộ.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Tetapi petugas tidak mau memberikannya izin karena menginginkan suap.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Κι όμως ο υπεύθυνος δεν της έδινε την άδεια γιατί ήθελε μπαχτσίσι.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.И все пак отговорният служител просто не й даваше разрешението, защото искаше подкуп.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Однако служащий-глава учреждения просто не давал ей этого разрешения, потому, что хотел получить взятку.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.אך הפקיד האחראי לא רצה לתת לה פשוט את האישור כי ציפה לשוחד.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.ولكن الموظف المسؤول رفض إعطائها الإذن بكل سهولة لأنه يريد رشوة !
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.許可を出さないのです。 良心が痛みましたが
Fakat hemen hemen bütün paramı sınır görevlilerine rüşvet vererek harcamak zorunda kalmıştım.국경 수비대들에게 주는 뇌물로 가지고 있던 거의 모든 돈을 다 써야만 했습니다.
Fakat hemen hemen bütün paramı sınır görevlilerine rüşvet vererek harcamak zorunda kalmıştım.Porabila sem skoraj ves svoj denar za podkupnino laoškim carinikom.

İlgili Sayfalar