röportaj ile cümle

röportaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer, pouco antes de morrer, na sua última entrevista, disse;
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer, prima di morire, nell'ultima intervista disse:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer sa alldeles före sin död:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer sagde, umiddelbart før sin død, i det sidste interview:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer sagte kurz vor seinem Tod in seinem letzten Interview:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer sanoi viimeisessä haastattelussaan, juuri ennen kuolemaansa
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer, tesne pred smrťou, v poslednom rozhovore povedal:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaNorman Mailer w ostatnim przed śmiercią wywiadzie powiedział,
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaΟ Νόρμαν Μέιλερ, μόλις πριν πεθάνει, στην τελευταία του συνέντευξη, είπε:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaНорман Мейлер, перед своєю смертю в останньому інтерв'ю, зізнався:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaНорман Мейлер перед смертью сказал:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaНорман Мейлър, точно преди да почине, в последното си интервю, е казал:
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaבראיון האחרון שלפני מותו אמר נורמן מילר
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajındaقبل أن يموت نورمان ميلر، في اللقاء الأخير، قال
Norman Mailer, ölmeden hemen önce yapılan son röportajında"作品が ジワジワと私を殺す"
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Am intervievat o femeie de afaceri sus-pusă - ea mi-a zis că n-are timp.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Entrevisté a una poderosa mujer de negocios, me dijo que no tenía tiempo.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Entrevistei uma poderosa mulher de negócios; ela disse-me que não tinha tempo.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Ich habe eine hochdotierte Geschäftsfrau interviewt, sie sagte mir, sie habe keine Zeit.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Ik interviewde een machtige zakenvrouw. Ze zei me dat ze geen tijd had.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.J'ai interviewé une grande femme d'affaires, qui m'a dit qu'elle n'avait pas le temps.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.한 권위있는 여성 사업가에게 물었더니 그럴 시간이 없다더군요.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Pewna bizneswoman powiedziała mi, że nie ma na to czasu.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Una potente donna d'affari che ho intervistato mi ha detto che non aveva tempo.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Πήρα συνέντευξη από μια δυναμική επιχειρηματία. Μου είπε πως δεν είχε το χρόνο.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Интервюирах една успяла бизнесдама, която ми каза, че нямала време.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.Я брала интервью у одной высокопоставленной бизнес-леди. Она заявила, что у нее нет времени и пояснила:
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.ראיינתי אשת עסקים רבת עוצמה. היא אמרה לי שאין לה זמן.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.لقد اجريت مقابلة مع سيدة اعمال ذوات نفوذ, لقد اخبرتني انه لم يكن لديها الوقت.
Nüfuzlu bir işkadınıyla röportaj yapmıştım, bunun için zamanının olmadığını söyledi.ヴァギナを見る時間はないと言いました 彼女曰く "ヴァギナを見るのは一日がかり"
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Elmentünk az otthonába, és leültünk vele egy interjúra.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var. - Evet, güzel.We gingen naar dit centra en we zetten hem klaar voor een interview.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Fuimos a esta casa, y lo preparó para la entrevista.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Fuimos a esta casa, y lo preparó para la entrevista.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Menimme hänen kotiinsa, ja istuuduimme haastattelua varten.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Poszliśmy do tego domu i chcieliśmy przeprowadzić z nim wywiad.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Šli jsme dolů do toho domu, a posadili jsme ho k rozhovoru.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Vi gick ner till detta hem, och vi satte ner honom för en intervju.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Wir haben uns in dieser Wohnung eingerichtet und wir bereiteten ihn auf ein Interview vor.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Πήγαμε σ'αυτό το σπίτι, και τον καθίσαμε για συνέντευξη.
O eve gitmiş ve onu röportaj için oturtmuştuk. - Üstünde çok baskı var.Отишли смо у ову кућу и припремили смо га за интервју.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Ale w jednym wywiadzie przyznał, że zmusiło go to do ulepszeń.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.De egy interjúban, amit olvastam, azt mondta, ez arra kényszerítette, hogy többet hozzon ki magából.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.하지만 제가 읽은 한 인터뷰에 따르면, 그는 이런 사람들이 자기를 더 열심히 하게 만들었다고 해요.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Maar ik las in een interview met hem dat het hem wel op scherp zette.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Ma in un'intervista che ho letto, spiegava che ciò lo ha veramente spinto a far meglio.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Mais dans une interview que j'ai lue, il a dit que ça l'a vraiment forcé à améliorer sa production.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Nhưng trong một buổi phóng vấn tôi đọc được, anh ta nói, bạn biết đấy, nó đẩy anh ta vào cuộc chơi của anh ấy.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Pero en una entrevista que leí, dijo que eso le ha obligado a superarse.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Tetapi dalam sebuah wawancara yang saya baca, dia berkata, tahukah anda, hal ini sesungguhnya memacu kreasinya
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Αλλά σε μια συνέντευξη διαβάζω πως είπε, ότι η αντιγραφή τον ανάγκασε να στοχεύσει ψηλότερα.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Но в едно интервю, което четох, той казва, че това наистина го е пришпорило в играта.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.Но в одном из интервью я прочла о том, что такое положение дел, по его словам, заставляет совершенствоваться.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.אבל באחד הראיונות שקראתי, הוא אמר שזה דווקא אילץ אותו להעביר הילוך.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.لكن في إحدى مقابلته التي قرأتها، قال، أتعلمون، لقد أجبرته حقيقة لبلوغ غايته.
Okuduğum bir röportajında, bu durumun kendisini daha iyisini yapmaya yönelttiğini söylediğini okumuştum.やり方を考え直すことになったと言っていました 真似するのが難しい
Önceden röportaj soruları hazırlamak işinize yarayacaktır.C'est une bonne pratique que de préparer des questions pour une interview à l'avance.
Önceden röportaj soruları hazırlamak işinize yarayacaktır.Una buena práctica es preparar preguntas para entrevistas por adelantado.
Önceden röportaj soruları hazırlamak işinize yarayacaktır.Заранее подготовьте вопросы для интервью.
Onunla röportaj yapıyorlardı.Interjút készítettek vele.

İlgili Sayfalar