put ile cümle

put kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Onlara gittikleri bu puta tapılan yerin ne olduğunu sordum.› ›› Orası bugün de Bama adıyla anılıyor.ואמר אלהם מה הבמה אשר אתם הבאים שם ויקרא שמה במה עד היום הזה׃
Onlara gittikleri bu puta tapılan yerin ne olduğunu sordum.› ›› Orası bugün de Bama adıyla anılıyor.فقلت لهم ما هذه المرتفعة التي تاتون اليها. فدعي اسمها مرتفعة الى هذا اليوم.
Onlara gittikleri bu puta tapılan yerin ne olduğunu sordum.› ›› Orası bugün de Bama adıyla anılıyor.我 就 對 他 們 說 、 你 們 所 上 的 那 高 處 叫 甚 麼 呢 . 那 高 處 的 名 字 叫 巴 麻 直 到 今 日
Onlara gittikleri bu puta tapılan yerin ne olduğunu sordum.› ›› Orası bugün de Bama adıyla anılıyor.我 就對 他 們說 、 你 們所 上 的 那 高 處叫 甚麼 呢 . 那 高處 的 名字 叫 巴麻直 到 今日
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ahod pak mezi tím, když oni prodlévali, ušel, a přešed lomy, přišel do Seirat.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ehud aber war entronnen, dieweil sie verzogen, und ging an den Götzen vorüber und entrann bis gen Seira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ehud pa je ušel medtem, ko so se oni mudili, in gredoč mimo kamenoloma beži do Seire.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ehud pedig elmenekült vala, míg azok késedelmezének, és elhaladván a kõbányák mellett, Szeiráhba futott.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Eúde escapou enquanto eles se demoravam e, tendo passado pelas imagens de escultura, chegou a Seirá.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.그들의 기다리는 동안에 에훗이 피하여 돌 뜨는 곳을 지나 스이라로 도망하니라
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Lecz Aod uszedł, póki się oni bawili, a minąwszy góry kamienne, szedł do Seiratu.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Men Ehud slap bort, medens de blev opholdt, og han satte over ved Pesilim og undslap til Seira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Mens de gav sig tid, slapp Ehud bort; han var allerede kommet forbi stenbruddene og kom frem til Se'ira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Mientras ellos esperaban, Ehud se escapó. Luego pasó los ídolos y se escapó hacia Seirat
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Mutta Eehud oli paennut heidän vitkastellessaan; hän oli jo päässyt jumalankuvien ohi ja pakeni Seiraan.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ondertussen was Ehud langs de gebeeldhouwde stenen ontsnapt en veilig en wel in Seïra aangekomen.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Pendant leurs délais, Éhud prit la fuite, dépassa les carrières, et se sauva à Seïra.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Pînă să se dumirească ei, Ehud a luat -o la fugă, a trecut de pietrării, şi a scăpat în Seira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Sementara mereka masih menunggu-nunggu, Ehud sudah melarikan diri ke Seira lewat batu-batu berukir
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Trong khi chúng trì huởn , Ê - hút đã trốn qua khỏi các hầm đá , lánh đến Sê-ri - a .
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Trong khi chúng trì huởn, Ê-hút đã trốn qua khỏi các hầm đá, lánh đến Sê-ri-a.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ο δε Αωδ εξεφυγεν, εν οσω εκεινοι εβραδυνον και επερασε τα γλυπτα και διεσωθη εις Σεειρωθα.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.А докато те се бавеха, Аод избяга; и премина пограничните камъни, та се отърва в Сеирота.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Пока они недоумевали, Аод между тем ушел, прошел мимо истуканов и спасся в Сеираф.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.ואהוד נמלט עד התמהמהם והוא עבר את הפסילים וימלט השעירתה׃
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.واما اهود فنجا اذ هم مبهوتون وعبر المنحوتات ونجا الى سعيرة.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.他 們 耽 延 的 時 候 以 笏 就 逃 跑 了 . 經 過 鑿 石 之 地 、 逃 到 西 伊 拉
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.他 們耽延 的 時候 以笏 就 逃跑 了 . 經過鑿 石 之地 、 逃到 西伊拉
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.A gdy ich Paweł w Atenach czekał, poruszał się w nim duch jego, widząc ono miasto poddane bałwochwalstwu.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.A když Pavel čekal jich v Aténách, rozněcoval se v něm duch jeho, vida to město oddané býti modloslužbě.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.A kým ich Pavel čakal v Aténach, roznecoval sa v ňom jeho duch, keď videl, že je mesto plné modiel.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Athénben pedig, mikor azokat várá Pál, lelke háborog vala õ benne, látván, hogy a város bálványokkal van tele.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Da aber Paulus ihrer zu Athen wartete, ergrimmte sein Geist in ihm, da er sah die Stadt so gar abgöttisch.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Enquanto Paulo os esperava em Atenas, revoltava-se nele o seu espírito, vendo a cidade cheia de ídolos.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.바울이 아덴에서 저희를 기다리다가 온 성에 우상이 가득한 것을 보고 마음에 분하여
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Ko ju je pa Pavel čakal v Atenah, se togoti duh njegov v njem, ko vidi, da je mesto polno malikov.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Mens nu Paulus ventet på dem i Aten, harmedes hans ånd i ham, da han så at byen var full av avgudsbilleder.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Mentre Paolo li attendeva ad Atene, fremeva nel suo spirito al vedere la città piena di idoli
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Pe cînd îi aştepta Pavel în Atena, i se întărîta duhul la vederea acestei cetăţi pline de idoli.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Phao-lô đương đợi hai người tại thành A-thên , động_lòng tức_giận , vì thấy thành đều đầy những thần_tượng .
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Phao-lô đương đợi hai người tại thành A-thên, động lòng tức giận, vì thấy thành đều đầy những thần tượng.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.В ожидании их в Афинах Павел возмутился духом при виде этого города, полного идолов.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.Як же дожидав їх Павел в Атинах, кипів дух його в йому, бачивши город, одданий ідольству.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.ויהי באתינס ופולוס מהכה להם ותתחמץ רוחו בקרבו בראתו את העיר מלאה אלילים׃
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.وبينما بولس ينتظرهما في اثينا احتدت روحه فيه اذ رأى المدينة مملوءة اصناما‎.
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.保 羅 在 雅 典 等 候 他 們 的 時 候 、 看 見 滿 城 都 是 偶 像 、 就 心 裡 著 急
Onları Atinada bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.保羅 在 雅典 等候 他 們的時候 、 看見滿 城 都 是 偶像 、 就 心 裡 著急
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.Aţi văzut urîciunile şi idolii lor, lemnul şi piatra, argintul şi aurul, cari erau la ele.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.A viděli jste ohavnosti jejich i modly jejich, dřevo i kámen, stříbro i zlato, kteréž jest při nich.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.A videli ste ich ohavnosti a ich ukydané modly, drevo a kameň, striebro a zlato, čo bolo u nich.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.És láttátok az õ undokságaikat és bálványaikat: fát és követ, ezüstöt és aranyat, a melyek nálok vannak.)
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.e vistes as suas abominações, os seus ídolos de pau e de pedra, de prata e de ouro, que havia entre elas);
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.in videli ste njih ostude in njih malike, les in kamen, srebro in zlato, ki so bili med njimi.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.Ja te näitte heidän iljetyksensä, ne puu-, kivi-, hopea- ja kultajumalat, jotka heillä on.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.Kamu sudah melihat patung-patung berhala mereka yang menjijikkan dari kayu, batu, perak dan emas
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.너희가 또 그들 중에 있는 가증한 것과 목석과 은금의 우상을 보았느니라)
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.og I så deres væmmelige Guder og de Afgudsbilleder af Træ og Sten, af Sølv og Guld, som de har.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.Og I så deres vederstyggelige og motbydelige avguder, de guder av tre og sten, av sølv og gull som de hadde.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.U hebt hun heidense afgoden van hout, steen, zilver en goud gezien.
Onların arasında iğrenç suretleri, ağaçtan, taştan, altından, gümüşten yapılmış putları gördünüz.und saht ihre Greuel und ihre Götzen, Holz und Stein, Silber und Gold, die bei ihnen waren.

İlgili Sayfalar