prova ile cümle

prova kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Provalarda bu tür sorunlar yaşanır.연구개에도 이러한 일이 생긴다.
Ben Los Angeles'a dans provasına gitmek için hazırlandığımda haberi aldım ve sadece ağladım."הייתי בדירה שלי בלוס אנג'לס מתכוננת ללכת לחזרות ריקודים כאשר הם התקשרו וסיפרו לי, ואני רק בכיתי".
Bir haftadan fazla süren provalardan sonra çekimler 44 gün sürdü ve 2 Mayıs 2008'de tamamlandı.הצילומים ארכו 44 ימים והסתיימו ב-2 במאי 2008.
İlk başlarda ofiste çalışan grup yoğun provalara Mart sonunda başladı.בסוף הקיץ נפתחה לראשונה סוכנות דואר במושבה.
Çok uzun süreli provalar yapılarak ezberlenir.הדבר מקשה על ביצוע מחקרים ארוכי טווח.
Kızıl Ordu yönünden ise Budapeşte Kuşatması, Berlin Muharebesi'nden önceki son prova gibiydi.עבור הצבא האדום, המצור על בודפשט היה מעין חזרה כללית לפני הקרב על ברלין.
Marina Abramoviç aralarındaki farkı şu cümleleriyle açıklar: “ Tiyatroda bir rolü prova eder ve oynarsın.התערוכה כולה תועדה בסרט התיעודי "Marina Abramović: The Artist is Present", העוסק בחייה ובמיצג.
Prova okuması terimi (İng.Reading the New Testament (מהדורה Revised).
Bu ikinci provamız oldu, ekibimiz bu tür sorunlar ile baş eder.עם הניסיון שעברנו אנו צריכים להיות מסוגלים לפתור את הבעיות הללו.
Bu provanın görüntüleri internete sızdı.אוספי החתימות הורידו את הטפסים מהאינטרנט.
Buna rağmen Harris, bir sonraki prova olmadan oyunu New York'a taşıdı.Въпреки това, Харис премества пиесата в Ню Йорк без повторна репетиция.
Bu denemede ayrıca ABD ve Sovyet yer kontrol ekiplerinin birlikte çalışmasının provası da yapıldı.По време на полета се проверяват и възможностите за взаимодействието на наземните служби на СССР и САЩ.
Bu provalardan sonra da, Ellefson'un gruba geri döndüğü duyuruldu.Nakon toga poziva objavljeno je da se Ellefson vraća u sastav.
Provalar yaklaşık olarak 320 saat sürdü.Probe za izvedbu na poluvremenu su sveukupno trajale oko 320 sati.
Sahne provaları ise 1 Mayıs 2012 tarihinde Nassau Veterans Memorial Coliseum'da başladı.Probe za koncerte su započele 1. svibnja 2012. u Nassau Veterans Memorial Coliseumu.
Genel provadan önce görevden alınınca, istifa etti ve Weimar'dan gelen teklifi kabul etti.Nakon osvajanja tog naslova, sam je odstupio s te dužnosti i prihvatio je ponudu Valencije.
Bir gün provalara palyaço maskesiyle geldi ve olaylar değişti.Na svečanosti se odjednom pojavi netko odjeven u kostim majmuna i počne se svlačiti.
Provalar esnasında Fripp yeni kadronun Discipline değil King Crimson olduğunu düşünmeye başladı.On sám uviedol, že pôvodne nikdy nezamýšľal stať sa vedúcim King Crimson.
Provaları bitiremeden tiyatrodan kovuldu.Reaktor bol po skončení experimentu jednoducho odstavený.
Buldukları her fırsatta oyunun provasını yapmaktadırlar.Izrabijo vsako priložnost za zabavo, ki se jim ponudi.
Provalar, Temmuz 2012 sonunda Long Beach, Kaliforniya'daki Long Beach Arena'da başladı.Eaglesi so se uradno razšli 31. julija 1980 po koncertu v Long Beachu, Kalifornija.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Nina atsibunda ryte ir suvokia, kad labai vėluoja į repeticiją.
Genç besteci sahneye gelir; son bir orkestra provası yapmak isteğindedir.Teatras buvo uždarytas žiūrovams, vyko intensyvios naujųjų spektaklių repeticijos.
Sonra da görüntü ve müzik ekipleri oyuncular ile prova yapar.Pagal tradiciją No teatro aktoriai ir muzikantai nedaro repeticijų.
Kasımda provalara başladılar.Gruodį prasideda techninės repeticijos.
13 Ocak 1969 da grup ilk provasını yapar.1.septembril 1969 saadi esimene proovivõrk tööle.
Provalar, Temmuz 2012 sonunda Long Beach, Kaliforniya'daki Long Beach Arena'da başladı.2012. aastal esines ta TED konverentsil Long Beachis Californias.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Az egyik táncpróba során ráesett a kinyújtott karjára és kificamitotta a csuklóját.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Během jedné taneční zkoušky upadla na ruku a poranila si zápěstí.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Dan dalam salah satu sesi latihannya dia jatuh dengan lengan terulur dan pergelangannya terkilir.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.E durante una delle sue prove di danza, è caduta sul braccio teso e si è slogata il polso.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.E, no decurso de um dos seus ensaios de dança, ela caiu em cima do seu braço ficando com uma entorse no pulso.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Eräässä tanssiharjoituksessa hän kaatui kätensä päälle ja nyrjäytti ranteensa.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.În timpul unor repetiții de dans, a căzut pe mână și și-a luxat încheietura.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.I podczas jednej z prób, upadła na rozpostarte ramię i zwichnęła sobie nadgarstek.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.그녀는 댄스 예행연습 과정 중에 뻗친 팔 위로 넘어졌고 팔목을 삐었습니다.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Och under en av hennes dansrepetitioner. så föll hon på sin arm och stukade handleden.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Tijdens een dansrepetitie viel ze op haar uitgestrekte arm en verstuikte haar pols.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Trong một lần tập dợt bài nhảy, cô bé ngã lên cánh tay mình và bị trật cổ tay.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Y durante el curso de uno de sus ensayos de baile, cayó sobre su brazo extendido y se torció la muñeca.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Και στη διάρκεια μίας πρόβας χορού έπεσε στο προτεταμένο χέρι της και στραμπούληξε τον καρπό της.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.Во время одной из своих танцевальных репетиций, она упала на вытянутую руку и растянула запястье.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.И по време на една от танцовите репетиции, тя паднала на издигната си ръка и си навехнала китката.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.На одній з репетицій вона впала на протягнуту руку і розтягнула зап'ястя.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.ובאמצע אחת מחזרות הריקוד שלה, היא נפלה על היד שלה כשהיא מתוחה ונקעה את שורש כף היד.
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.وخلال احد دروس تدريب الرقص سقطت علي ذراعها الممدودة مما ادى الي التواء معصمها
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.喺佢一次舞蹈排練嘅過程中, 佢跌親壓住咗伸出嘅手臂,跟住扭親埋手腕
Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu.手首を捻挫してしまいました。 彼女がそうしたように、あなたも
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.저는 그 예행연습에서 100명의 소년들을 위해서 사용할 50개의 스탠드를 기증 받았었습니다.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.100人の子どものリハーサルのために寄付されました リハーサルに来てみると、そこには11人しか子どもがいませんでした
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.50 kottatartót adományoztak nekünk, amit a próbán 100 fiú használt volna.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Ich hatte 50 Notenständer gespendet bekommen, die von 100 Jungen bei dieser Probe benutzt werden konnten.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Ik had een schenking van 50 muziekstaanders gekregen die 100 kinderen zouden gebruiken op de repetitie.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.J'avais reçu un don de 50 pupitres convenant pour 100 jeunes pour cette répétition.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Podarowano nam 50 pulpitów muzycznych, przeznaczonych dla 100 chłopców, którzy mieli być na próbie.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Tôi đã nhận sự tài trợ gồm 50 giá nhạc cho 100 cậu bé trong buổi tập đó.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Venovali mi 50 stojanov, ktoré na tom nácviku malo používať 100 chlapcov.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Είχα δεχτεί μια δωρεά 50 αναλογίων για να τα χρησιμοποιήσουν 100 αγόρια σ' εκείνη την πρόβα.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Я отримав пожертвування на 50 пюпітрів для 100 дітей, які мусили брати участь у тій репетиції.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.קיבלתי 50 מעמדי מוזיקה כתרומה עבור 100 ילדים שהיו אמורים להשתתף בחזרה.

İlgili Sayfalar