prova ile cümle
prova kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Balo kraliçesi görüntünüzü prova etmeyi unutmayın.Balo kraliçesi görüntünüzü prova etmeyi unutmayın.
Hadi, patron geri gelmeden önce provaları tekrar edelim.Let's rehearse again before the boss comes back.
Orada, provalarının sonucunu gösterecek buradaki gibi bir izleci kitlesi yoktur.There's no audience like this to justify their rehearsal time.
Onlar sadece prova yapıyorlar.They're just practicing.
Korkunç bir şekilde yalnız olan Gabrielle Chanel, sonuna kadar provalarını kendi idare etti.Gabrielle Chanel, terribly alone conducted her fittings until the end.
Oyalanmıyoruz, prova yapmıyoruz -- elimizde ne varsa onu çekiyoruz!We don't fool around, we don't rehearse -- we shoot what we get!
Prenses... ...basın konferansı için kıyafetler provası yapıyor.The princess is fitting attires to wear to the press conference.
Koroyla provaya gitti.- Não! - Sim...!
Dün gece prova yaparken, filleri izleyerek eğlendi.When we were rehearsing last night, he had fun watching the elephants.
Bir kez daha prova yapmaya başladığımızdan beri mükemmel ilişkiler kuruyoruz zaten.And once again, we've been building great relationships among them just since we've been rehearsing.
Dünya genelinde provalara, tatbikatlara.Exercises, drills, all over the world.
Neyin çok hakaret içeren, neyin provakatif olduğuna onlar karar veriyor.They decide what is too offensive or too provocative for you to see.
Boru ProvalarıBolted fittings
51. Eurovision Şarkı Yarışması'nın provaları bu hafta Atina'da tamamlandı.Rehearsals for the 51st Eurovision Song Contest wrapped up this week in Athens.
Tijaniç, "Bunun başka bir şeyin son provası olduğundan korkuyorum." dedi."I fear that this may be a final rehearsal for something else," he said.
Olimpiyat Provalarında Nerede Hata YaptıkWhat Went Wrong in the Olympic Test Events
Ağustos, Atina 2004 Organizasyon Komitesi (ATHOC) için prova ayıydı.August was the test month for the Athens 2004 Organising Committee (ATHOC).
Tüm bu sorunlara rağmen provalar pek çok açıdan başarılı geçti.Despite the problems, the test events were successful in many respects.
Pek çok gönüllü provalara katılma şansı bulamasa da, onların boşluğunu başkaları doldurdu.And even though many volunteers were unable to attend, the others pulled through.
Yunan Gazeteleri Olimpiyat Provalarıni EleştiriyorGreek Newspapers Criticise Pre-Olympic Tests
Atina, Bir Ay Sürecek Olimpiyat Provalarına BaşladıAthens Begins Month-Long Pre-Olympic Tests
Manevralar EUFOR'un bu yıl düzenlediği ikinci provaydı.The manoeuvres were the second rehearsal that EUFOR conducted this year.
Bu aydınlanmayı yaşadığımda 10. sınıfta tiyatro provalarının ortasındaydım.I was in the middle of rehearsal in 10th grade when I had this epiphany.
Açık prova katılımcıların prova örüntülerini test etmek için kullanılan bir teknikti.Overt rehearsal was a technique that was meant to test participants' rehearsal patterns.
Bu ses altı provanın çok önemli olduğunu göstermektedir.[5]This suggests that it is the subvocal rehearsing that is crucial.[14]
Rahmaninov, 1910'da konçertonun provasını yapıyorRachmaninoff proofing copies of the concerto in 1910
Esas olarak Var bölümünde bulunan Provans şarap bölgesi ve Provans'ın isimleri.The Provence wine region, located primarily in the Var department, and the appellations of Provence.
Provans Alpler'in hemen güneyinde İtalya dışındaki ilk Roma eyaletiydi.Just south of the Alps, it was the first Roman province outside Italy.
Provans, güney sınırını oluşturan deniziyle klasik Akdeniz iklimine sahiptir.Provence has a classic Mediterranean climate, with the sea forming its southern border.
Provansın genelinde toprak tekdüzelik ve genellemeden yoksun çeşitlidir.The soil across Provence is varied, lacking uniformity and generalization.
Provansın AOC statülü dokuz şarap unvanı vardır.Provence has nine wine appellations with AOC status.
Provans'ta bağcılığın tam olarak ne zaman başladığını hesaplamak zordur.The exact time when viticulture began in Provence is difficult to calculate.
Marco Ricci, 1709: Londra Haymarket Tiyatrosu'nda Barok opera provası.Marco Ricci, 1709: Baroque opera rehearsal in the Haymarket Theatre, London
Diğerleri sadece provalara asıl kayıtları yaptığımız günlerde stüdyoya geldiler.The other guys showed up only for rehearsals and the days we made the actual recordings.
Dayana Kirillova 2013 Eurovision Çocuk Şarkı Yarışması'nın kostümlü provasındaDayana Kirillova at the dress rehearsal for the Junior Eurovision Song Contest 2013
Grut, St. Moritz'i aynı yıl yapılacak Yaz Olimpiyatları için "prova" olarak gördü.[1]Grut saw St. Moritz as a "rehearsal" for the Summer Olympiads to be held the same year.[1]
Tek Aktarım Mekanizması Olarak ProvaRehearsal as the sole transfer mechanism
Grup, Wuppertal'e arabayla sadece 15 dakika uzaklıktaki yakındaki Solingen kasabasında prova yaptı.The band practiced in the nearby town of Solingen, only a 15-minute drive from Wuppertal.
Genellikle sadece birkaç prova sürecek olan gruplarda yer aldı.There were the occasional bands that would usually last only a few rehearsals.
Provalar çoğunlukla takılmak ve eğlenmek içindi.Rehearsals were mostly for hanging out and having fun.
Aile, Evie'nin gelin ve damatla tanışmayı umduğu bir düğün öncesi prova yemeği düzenler.The family hosts a rehearsal dinner, where Evie expects to finally meet the bride and groom.
2012'de Pyongyang'da savaşın bitişini kutlayan Zafer Bayramı provası2012 rehearsal in Pyongyang for Victory Day, marking the end of the war
Provalar, Temmuz 2012 sonunda Long Beach, Kaliforniya'daki Long Beach Arena'da başladı.Die Proben begannen im Juli 2012 in der Long Beach Arena in Long Beach, Kalifornien.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Am nächsten Morgen verschläft Nina, erwacht allein und eilt zur Ballettprobe.
Bir sonraki provada, gruba boşuna bir isim bulmaya çalışırlar.Während eines gemeinsamen Tanzes versucht er vergeblich ihren Namen zu erfahren.
Johnson provadan birkaç gün sonra kadroya dahil edildi.Drei Tage später wurde Johnson des Dopings überführt.
İkili provalar yapar.Zwei Versuche.
Prova yapma şansımız yoktu.Eine Rückkehr mit Proben war nicht vorgesehen.
Callies, canlandırdığı karakterin ölümünü Riggs ile birlikte prova etmedi.Callies ne répéta pas la mort de son personnage avec Riggs.
Hammer ve Chalamet ilk provada öpüşme sahnesine gittiler.Hammer et Chalamet jouent une scène de baiser dès leur première répétition.
Bu provalardan sonra da, Ellefson'un gruba geri döndüğü duyuruldu.Plus étonnant, il sait que Carlson est revenu du futur.
İkili provalar yapar.Faire deux essais.
Bir sonraki provada, gruba boşuna bir isim bulmaya çalışırlar.La formation étant au complet, ils essayent de trouver un nom pour le groupe.
Sonraki sabah, Nina yalnız uyanır ve provaya geç kalır.Le lendemain matin, Nora réveille Duck qui va être en retard à son travail.
Oyun öğleden sonra prova edilecek, ertesi sabah da sahnelenecekti.Répétition un après-midi et tournage le lendemain matin.
Arka planda ise Jean Genet'in "Balkon" adlı oyununun provaları devam etmektedir.Il est inspiré de la pièce Le Balcon de Jean Genet.
Arin ile prova yaptık ve becerisi, davranışları ve iş ahlakı yönlerinden etkilendik.Hemos ensayado con Arin y hemos quedado impresionados con su capacidad técnica, actitud y ética de trabajo.
"Fishing Junks at Sunset" parçası ise Jarre'ın Hong Kong konseri provalarında kaydedilmiştir.También, Fishing Junks at Sunset fue grabado en los ensayos del concierto de Hong Kong.
Donghae’nin dikkati dans provaları sırasında dağılıp duruyor.Donghae se distrae en el entrenamiento de baile.
Bu ikinci provamız oldu, ekibimiz bu tür sorunlar ile baş eder.Veamos si funciona con este otro material que tenemos.