Ana içeriğe geç
Sözlük

protein ile cümle

protein kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kodlamayan RNA, proteine çevirisi yapılmayan işlevsel bir RNA molekülüdür.Um RNA não-codificante (ncRNA, em inglês) é qualquer molécula de ARN que não é traduzida em proteína.
Proteinin doğal olarak katlanıp oluşturduğu şekle onun doğal hali denir.A forma para a qual uma proteína se enovela naturalmente é denominada conformação nativa.
Karbohidratlar ve proteinlerin iki katı enerji taşırlar (9 kalori/g).Os carboidratos e as proteínas possuem 4 kcal/g de energia.
Soya fasulyesi protein bakımından zengindir.A beterraba é rica em açúcares.
Bu, anormal bir proteinin üretilmesine neden olur.O resultado é uma proteína anfipática.
Böylece proteinler izoelektrik noktalarına göre ayrıştırılabilirler.As proteínas podem ainda ser isoladas de acordo com a sua carga através de focalização isoelétrica.
3 bileşeni şunlardır: SC protein-1 (SYCP1), SC protein-2 (SYCP2), SC protein-3 (SYCP3).Há três títulos de schutzhund: Schutzhund 1 (SchH1), Schutzhund 2 (SchH2), e Schutzhund 3 (SchH3).
Proto-onkogenler, hücre büyümesi ve farklılaşmasını düzenleyen proteinleri kodlar.Os proto-oncogenes codificam proteínas que ajudam a regular o crescimento e a diferenciação celular.
Gelişmekte olan mine %30 proteinden oluşur ve bu proteinlerin % 90'ı amelogenindir.A composição química desses vírus é de 30% de ácido nucléico e 70% de proteína.
Elastin fibroblast hücreleri tarafından üretilen yapısal bir proteindir.A elastina é uma proteína de função estrutural que forma fibras elásticas.
GLUT2 proteini bu işlem için daha sıklıkla kullanılır.MoS2 é mais vulgarmente usado em tais aplicações.
Arrestinler sinyal iletiminde rol alan bir protein ailesidir.Constitui parte importante das proteínas que intervêm em processos de transdução de sinais na célula.
Kuru zehrin %90'ından fazlası proteinlerden oluşur.Contém aproximadamente 90% de proteínas em base seca.
Protein tiplerinin kategorizasyonu hakkında daha fazla bilgi için lütfen protein türleri listesine göz atın.Para obter uma lista de espécies individuais, consulte a lista de espécies de vírus.
1978'de membran proteinleri için protein kimyasal metotlar denemeye karar verdi.In 1978 besloot hij chemische methodes voor proteïnes toe te passen op membraanproteïnes.
CD14, LPS'yi sadece lipopolisakkarit bağlayıcı protein (LBP) varlığında bağlayabilir.CD14 kan alleen LPS binden in de aanwezigheid van het lipopolysaccharide-bindend-proteïne (LBP).
B12, hücre içinde bir kez daha ayrışır ve başka bir proteine (transcobalamin II) bağlanır.In de cel dissocieert vitamine B12 nogmaals en bindt aan een ander eiwit, namelijk transcobalamine II (TCN2).
Bunlardan protein oluşur.Hiermee worden eiwitten aangemaakt.
Belli bir hücre veya hücre tipinde bulunan proteinlerin tamamı onun proteomu olarak adlandırılır.De verzameling van alle eiwitten van een organisme of van een cel noemt men het proteoom.
Çapı RNA'da 6 nm dir ve protein kaplı hücresel enzimler tarafından korunur.Het RNA heeft een diameter van zo'n 6 nm en wordt beschermd tegen enzymen in de cel door de manteleiwitten.
Proteinin doğal olarak katlanıp oluşturduğu şekle onun doğal hali denir.De vorm waarin een proteïne zich normaal vouwt noemt men zijn natieve conformatie.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dit experiment toonde aan dat DNA, en niet proteïne, drager van het genetische materiaal was.
Canlılarda bulunan proteinler, L-amino asitlerden oluşur.Natuurlijke eiwitten bestaan uit L-aminozuren.
İlk olarak hemoglobin proteini ile çalışmalarına başladı.Daarna begon hij met onderzoek naar hemoglobine.
Her bir protein monomerinde üç RNA nükleotidi bulunur.Er zijn 3 RNA-nucleotiden per eiwitmonomeer.
Her bir halka yedi farklı özelleşmiş proteine uyum sağlamak üzere bulunmaktadır.Iedere ring is opgebouwd uit zeven aparte eiwitten.
Splisozomal intronlar genelde ökaryotların protein kodlayıcı genlerinde bulunurlar.Spliceosomale introns worden vaak aangetroffen in eukaryotische, proteïnecoderende genen.
G proteinleri GTPazlar denen geniş bir enzim ailesinin üyeleridirler.G-proteïne maakt onderdeel uit van de grotere groep enzymen GTPase.
Bu bağlamda söz konusu proteinlerin bir protein kompleksinin altbirimleri olduğu söylenir.Zoals eerder genoemd hebben eiwitten in oplossing een lading.
Proteinler her organizmada bulunan önemli bir makromolekül sınıfıdır.Eiwitten zijn een belangrijke klasse bio-macromoleculen.
Ayrıca ribozomların oluşumunda birkaç proteinlerde yer alır.Bovendien worden in de nierbuisjes enkele eiwitten uitgescheiden.
Androjen Bağlayıcı Protein (ABP) sentezler.Een voorbeeld is het androgeenbindend proteïne (ABP).
Lösin doğada hayvansal ve bitkisel proteinlerin yapısında bulunmaktadır.Het heeft als doel de handel in beschermde dier- en plantensoorten in kaart te brengen.
Proteinler hep N-terminus'tan C-terminus'a doğru uzarlar.Andere ontvangen hun transit-sequentie juist aan de C-terminus.
Lansoprazol %97 oranında plazma proteinlerine bağlanır.In bloed is het voor ca 70% gebonden aan plasma-eiwitten.
Doğada amonyum proteinlerde bulunur.Oxidatie van aminozuren in proteïnen.
Bazı hastalıklar elastin proteinin bozulması veya yokluğu ile ilişkilidir.Bepaalde ziektes worden veroorzaakt wanneer het eiwitdegradatieproces faalt of defect is.
Preparatif saflaştırmada, nispeten büyük miktarda saflaştırılmış protein üretimi amaçlanır.Voor het toepassen van deze techniek zijn grote hoeveelheden zuiver proteïne nodig.
Bu proteinler alerjik reaksiyon başlatabilen veya bir reaksiyonu daha ciddi hale getirebilen maddelerdir.Een co-factor is een factor die een allergische reactie kan faciliteren of doen escaleren.
Otuz milyon baz çiftinde oluşmakta olup, yaklaşık 9500 proteinkodlayıcı genden oluştuğu tahmin edilmektedir.Hun genoom van 97 miljoen basen zou bestaan uit zo'n 19.000 proteïnecoderende genen.
Sistein (Cys, C) proteinleri oluşturan 20 aminoasitten biridir.Cysteïne (afgekort tot Cys of C) is een van de twintig natuurlijk voorkomende aminozuren.
Örneğin, C-Reaktif Protein.Proteïne C is een antistollingsfactor.
Protein yapılı enzimler görevlidir.Ook enzymen zijn eiwitten.
Serin, ilk olarak ipek proteinlerinden 1865 yılında izole edilmiştir.Het aminozuur werd voor het eerst geïsoleerd in 1865 uit proteïnen in zijde.
Protein kristalleri hemen hemen daima solüsyonda büyütülür.Stamcellen worden tegenwoordig vrijwel altijd rechtstreeks uit het bloed gehaald.
Normal civanperçemi, A vitamini ve protein açısından zengindir.Gewoon duizendblad zit vol met vitamine A en eiwitten.
İnsanlarda demirin yaklaşık %70'i kırmızı kan hücrelerinde ve özellikle hemoglobin proteininde bulunmaktadır.Ongeveer 70% van het ijzer in de mens zit in rode bloedcellen en in het bijzonder in het hemoglobine eiwit.
H. pylori 5 major dış membran proteini (OMP) ailesine sahiptir.Bakteria posiada pięć głównych rodzin białek błony zewnętrznej (OMP).
Antikora bağlı protein ise daha sonradan pH veya tuzluluk değişikliği ile reçine yüzeyinden akıtılabilir.Pożądane białka są następnie wymywane przez dodatek nadmiaru ligandu bądź przez zmianę stężenia soli lub pH.
İnek sütü, insan sütünden 3 kat daha fazla protein içerir.Mleko wielbłądzie posiada o 3 razy więcej witaminy C od mleka krowiego.
Linezolid protein sentezini başlangıç aşamasında bloke ederek bakteriyostatik etki gösterir.Linezolid działa w początkowym etapie syntezy bakteryjnych białek.
Bu protein ihtiyacı soyadan sağlanabilir.W tych sytuacjach należy uwzględniać podaż białka w diecie.
İnsandan virüse proteinlerin oluşumunda en çok kullanılan 20 çeşit amino asit vardır.Jest ponad 20 białkowych alergenów w jajku.
Bu sebeple, kanser araştırmalarında üzerinde durulan proteinlerdendir.Z tego powodu, wciąż pozostaje w centrum zainteresowania w badaniach nad rakiem.
Gelişmekte olan mine %30 proteinden oluşur ve bu proteinlerin % 90'ı amelogenindir.Rozwijające się ludzkie szkliwo zawiera 30% białka, z czego 90% stanowią amelogeniny.
Suda çözünebilir protein gruplarıdır.Ze skóry zostają usunięte białka rozpuszczalne w wodzie.
Vejetaryenler için mükemmel bir protein kaynağıdır.Jest świetnym źródłem białka.
Bu proteinlerin biyolojik olaylarda önemli görevleri vardır.Białka odgrywają zasadniczą rolę we wszystkich procesach biologicznych.
Protein yapısının dört düzeyi vardır.W pionowej konstrukcji znajdują się 4 poziomy.
Buldukları oranlar tüm proteinler arasında aynı değildi.Wyniki otrzymane dla różnych białek były podobne.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod