Bu eylemlere “eylemli propaganda” denmiştir.Οι ίδιοι έκαναν λόγο για "πολιτικές διώξεις".
Temmuz 1932 seçimleri için propaganda posteri asılıyor.Νέες εκλογές διεξάγονται τον Ιούλιο του 1932.
Propaganda Yayınları.Είναι έργα προπαγάνδας.
Gösterinin propagandası Radio Free Europe ve Voice of America ile yapıldı.Επίσης συμμετείχε τακτικά στη ρουμανική υπηρεσία του BBC, το Radio Free Europe, και τη Φωνή της Αμερικής.
Bu farklı yönler агитация (ajitatsiya) veya ajitasyon ve пропаганда veya propaganda olarak adlandırılmıştır.Ο όρος προήλθε από τη σύντμηση των λέξεων агитация и пропаганда, δηλαδή αγκιτάτσια και προπαγάνδα.
1933 - Almanya'da Joseph Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı oldu.1933 - Joseph Goebbels bliver tysk minister for information og propaganda.
Ama anlatılanlar o kadar inanılmazdı ki, birçok insan bunları savaş propagandası olarak algıladı.Jeg syntes bare det en skam at så mange har følt de måtte imitere det.
Az sayıda üst rütbeli subay Moskova'ya götürüldü ve propaganda amaçları yönünde kullanıldı.En liten gruppe toppoffiserer ble tatt til Moskva og brukt i propagandaformål.
On sekizinci kitap, Justinianus'un saltanatıyla ilgilenir; resmi propaganda ile tanınır ve renklendirilmiştir.Den åttende boken som handler om Justinians styre, er godt kjent med og farget av offisiell propaganda.
Aktivizm Sivil itaatsizlik Açlık grevi Grev Boykot Lobicilik PropagandaSivil ulydighet Boikott Hacking Politisk aktivisme Lobbyisme Propaganda Demonstrasjon Studentopprør
2002 ve 2012 yılları arasında Çin Komünist Partisi Propaganda Bölümü'nün başkanlığını yapmıştır.Han var fra 1992 til 2002 leder for Det kinesiske kommunistiske partis sentralkomites propagandaavdeling.
Gösterinin propagandası Radio Free Europe ve Voice of America ile yapıldı.Tekstene ble også lest opp av Vatikanradioen, Voice of America og Radio Liberty.
Bu, nasyonal sosyalizm propagandasıyla birleştirilerek halka sunuluyordu.Dette førte til beskyldninger om nasjonalsosialisme fra pressen.
Dedesi Franco döneminde Falangçı propagandacı ve tanınmış bir gazeteciydi.Drummond-Hay var i sin tid en kjent og respektert journalist.
Gorki'nin Faşist İtalya'dan geri dönüşü Sovyet zaferinin büyük bir propagandası olur.Kembalinya Gorky dari Italia yang fasis adalah suatu kemenangan besar propaganda bagi Uni Soviet.
Ama anlatılanlar o kadar inanılmazdı ki, birçok insan bunları savaş propagandası olarak algıladı.Namun, kabar itu tidak dipercaya dan banyak yang mengira kalau kabar itu hanyalah propaganda perang.
Seçimler için resmi propaganda dönemi 23 Mart günü başladı.Kampanye secara resmi dimulai pada tanggal 22 Maret.
Kore yapımı filmler Japon işgal hükümeti için bir propaganda malzemesi haline geldi.Pada masa ini, produksi film di Indonesia dijadikan sebagai alat propaganda politik Jepang.
Agitprop (Rusça:агитпроп) agitation (ajitasyon) ve propaganda cümlesinin kısaltılmış halidir.Agitprop (Rusia: агитпроп) adalah akronim dari "agitasi dan propaganda".
Kadın firavun Hatşepsut da taht üzerindeki iddiasını yasallaştırmak için bu tür propagandayı kullandı. .Firaun perempuan Hatshepsut menggunakan propaganda semacam itu untuk mengesahkan kekuasaannya.
Film propaganda unsuru taşımaz.Namun, film militer tidak memberikan pendapatan.
Bu savaşa karşı olduğunu söyleyerek propaganda yapmaya başladı.Dia memulai masa jabatannya dengan mendeklarasikan perang terhadap korupsi.
Propaganda, reklam vasıtası yaptılar.Bagaimana Biro Iklan Memproduksi Iklan.
Gösterinin propagandası Radio Free Europe ve Voice of America ile yapıldı.Pelaksana penyiarannya adalah Voice of America (VOA) dan Radio and TV Martí.
Burada yine savaş karşıtı propaganda yapmaktan tutuklanır ve altı ay hapse mahkûm edilir.Ở đó, anh tiếp tục tuyên truyền chống chiến tranh và lại bị giam trong 6 tháng.
Gorki'nin Faşist İtalya'dan geri dönüşü Sovyet zaferinin büyük bir propagandası olur.Việc Gorky quay trở lại từ nước Italia Phát xít là một chiến thắng tuyên truyền lớn cho những người Xô viết.
O, propagandanın sanatsallığına dayanmaktadır.Di tích mang đậm nghệ thuật kiến trúc tôn giáo.
Gorki'nin Faşist İtalya'dan geri dönüşü Sovyet zaferinin büyük bir propagandası olur.ファシスト政権のイタリアからゴーリキーが戻ったのは、ソビエト政府にとっては格好の宣伝材料となった。
Naziler 1936'da Berlin'de yapılan Olimpiyat Oyunlarını da propaganda için kullandı.ナチスは1933年以降、ベルリンでオリンピックが開催されることをプロパガンダとして利用した。
Propaganda, 1999 yapımı Türk sinema filmi.Propaganda - 1999年のトルコ映画。
1933 yılında Nazi'ler iktidara gelince coşkulu bir şekilde devlet propaganda çarkının içinde yer aldı.1933年ナチスが政権を握ると、彼はそのプロパガンダの一翼を担った。
1933 - Almanya'da Joseph Goebbels, Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı oldu.1933年 - ドイツで国民啓蒙・宣伝省が発足、ヨーゼフ・ゲッベルスが大臣に就任。
Topyekûn savaşta siviller de propaganda ile savaşa katılır.戦士の社会において、男たちは戦いの準備をしなければならない。
Ancak 1939 yılında Goebbels'in eşi Magda Goebbels ile aşk yaşadığı için Propaganda Bakanlığından kovuldu.1939年、ハンケは上司であるゲッベルスの夫人マクダ・ゲッベルスと恋愛関係におちいった。
Ağustos 1921'de toplam 14 "Uluslararası Propaganda Komitesi" kurulmuştur.到1921年8月,已有14个国际宣传委员会建立起来。
Ama anlatılanlar o kadar inanılmazdı ki, birçok insan bunları savaş propagandası olarak algıladı.但是,这些新闻让人感到太过不可思议,以至于许多人认为这仅仅是在为战争做宣传。
Her iki taraf da kriz dönemlerinde kara propaganda da yapmıştır.两方在危机时期也曾进行黑色宣传节目的广播。
Naziler amaçlarına ulaşmak için propagandayı hayati bir araç olarak görmüşlerdir.纳粹认为,政治宣传是实现其目标的重要工具。
"We Can Do It!" 1980'lerden itibaren feminizm propagandası gibi birçok farklı politik alanda kullanılmıştır.从80年代开始,“我们能做到!”的图像经常用做宣传女性主义和其它政治议题的工具。
Hâkimse, bunu hükümetin "propaganda mekanizmasına" bağladığını dile getirdi.該法官表示這項判決是由政府的“宣傳機器”造成的。
ABD ve Sovyetler Birliği Soğuk Savaş sırasında propagandayı yoğun olarak kullanmıştır.미국과 소련은 당시 심각한 냉전 상태에 있었다.
Az sayıda üst rütbeli subay Moskova'ya götürüldü ve propaganda amaçları yönünde kullanıldı.כמה קצינים בכירים הוחזקו במוסקבה, ונוצלו לצורכי תעמולה.
Gorki'nin Faşist İtalya'dan geri dönüşü Sovyet zaferinin büyük bir propagandası olur.חזרתו מאיטליה הפשיסטית היוותה ניצחון תעמולתי עבור הסובייטים.
Propaganda reklamla birçok benzer tekniği kullanır.הטענה היא כי פרסומות רבות פועלות בצורה דומה.
Bu haber Alman Propaganda Bakanlığı tarafından hemen yayıldı.המברק יורט על ידי שירותי המודיעין הגרמנים.
Naziler 1936'da Berlin'de yapılan Olimpiyat Oyunlarını da propaganda için kullandı.הנאצים השתמשו באולימפיאדה שנערכה ב-1936 בברלין לצורכי תעמולה.
Propaganda savaşta çok güçlü bir silahtır.הטלוויזיה יכולה להיות נשק יעיל בקרב זה.
Propaganda, reklam vasıtası yaptılar.הביא קוצבו את פרסומו כסיבה.
Beyaz propagandanın kaynağı bellidir.והופתע מתגובת הלבן 2.
Daha sonra propaganda yaptıkları hacıların isteyenlerinin çıkmalarına izin verdiler.מידע על היצירה Who Let the Dogs Out?
Bunu da dışarıdaki vasallar ver yabanci devletlere karşı propaganda aracı olarak kullanılmaktaydı.אותם נתונים מזויפים יכלו להימכר לארגוני ביון של מדינות זרות.
Her iki taraf da kriz dönemlerinde kara propaganda da yapmıştır.Двете страни също така разпространяват програми с черна пропаганда, в периоди на кризи.
Naziler amaçlarına ulaşmak için propagandayı hayati bir araç olarak görmüşlerdir.Нацистите вярват в пропагандата като важен инструмент за постигането на своите цели.
Kadın firavun Hatşepsut da taht üzerindeki iddiasını yasallaştırmak için bu tür propagandayı kullandı. .Жената фараон Хатшепсут използва подобни пропагандни средства, за да легитимира своите претенции към трона.
Ekonomik sorunlar, nüfusun yoksulluğu da bir çoklarının dini propagandalara uymaya mecbur ediyordu.Нищетата и мизерията принуждават много жени да се занимават с проституция.
Büyük ihtimalle propaganda için uydurulmuş bir Alman Binbaşı.Смятан е за създател на немскоезичния афоризъм.
Aktivizm Sivil itaatsizlik Açlık grevi Grev Boykot Lobicilik PropagandaНасилие Ненасилие Ахимса Пропагандиране Протестиране Демонстриране Стачкуване Разобличаване
Bu dükkanda propaganda faaliyetleri yürüttü; birçok genci cemiyetin yeminli üyesi yaptı."Очевидно е, че имам опит и има много млади играчи в този състав.
Rus devrimcileri propaganda sözcüğünün iki farklı yönünü birbirinden ayırmışlardır.Руските революционери от 19 и 20 век разграничават два различни аспекта на пропагандата.
Onu Anti-Sovyet propagandasını yaymakla suçlamışlardı.Развива активна дейност срещу униатската пропаганда.