Bu yılbaşı kartını bir kaç yıl önce bizim programlarımızdan birinin iki hastasından aldım.Πριν από μερικά χρόνια έλαβα αυτό ως Χριστουγεννιάτικη κάρτα από δύο ασθενείς σε ένα από τα προγράμματά μας.
Bu yılbaşı kartını bir kaç yıl önce bizim programlarımızdan birinin iki hastasından aldım.Преди няколко години получих следната Коледна картичка от двама пациенти участвали в една от нашите програми.
Bu yılbaşı kartını bir kaç yıl önce bizim programlarımızdan birinin iki hastasından aldım.Я получил это как Рождественскую открытку несколько лет назад от двух пациентов нашей программы.
Bu yılbaşı kartını bir kaç yıl önce bizim programlarımızdan birinin iki hastasından aldım.קיבלתי את כרטיס הברכה הזה לחג המולד לפני מספר שנים משני חולים באחת מהתוכניות שלנו.
Bu yılbaşı kartını bir kaç yıl önce bizim programlarımızdan birinin iki hastasından aldım.لقد حصلت على هذه البطاقة في عيد الكرسماس قبل عدة سنوات من مريضين كانا ضمن أحد برامجنا.
Bu yılbaşı kartını bir kaç yıl önce bizim programlarımızdan birinin iki hastasından aldım.数年前 プログラムに参加していた 患者二人からクリスマスカードをもらいました 弟は86歳 兄は95歳です
Büyük şehirlerdeki bisiklet paylaşım programları,Fahrrad-Sharing in Grossstädten.
Büyük şehirlerdeki bisiklet paylaşım programları,Programe de schimburi de biciclete în marile orașe.
Büyük şehirlerdeki bisiklet paylaşım programları,Sok nagyvárosban közbringa rendszer működik.
Büyük şehirlerdeki bisiklet paylaşım programları,Πως μοιάζει;
Büyük şehirlerdeki bisiklet paylaşım programları,إنه المشاريع من مثل مشاركة الدراجات الهوائية في المدن الكبرى
Çalışanlarımız için eğitim programlarını düzeltmek.Befestigung unserer Schulungsprogramme für unsere Mitarbeiter.
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.As entregas controladas de droga e as operações destinadas a desmantelar ou eliminar pontos de venda de
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.De flesta medlemsstater uppger att de har program på detta område.
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.Diese Maßnahmen sind den Berichten zufolge in allen Ländern mit Ausnahme der Türkei verfügbar.
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.Programy w tym zakresie zostały zgłoszone przez wszystkie państwa członkowskie.
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.Sem patří zpracovávání žádostí o dovoz a vývoz i identifikace a vyšetřování podezřelých transakcí.
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.Tämän alan ohjelmia on ilmoitettu useimmista jäsenvaltioista.
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.Väčšina členských štátov uvádza programy v tejto oblasti.
Çoğu Üye Devlet bu alanda programları bulunduğunu rapor etmektedir.Večina držav članic poroča o programih na tem področju.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.David Milch, a "Deadwood" és más nagyszerű sorozatok írója talált egy remek magyarázatot erre.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.David Milch, autor "Deadwood" a jiných skvělých televizních show, má pro tyto věci opravdu dobrý popis.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.David Milch, créateur de "Deadwood" et d'autres très bonnes séries, a une très bonne description du phénomène.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.David Milch, creatore di "Deadwood" e altri fantastici telefilm, ha un'ottima maniera per descrivere questo.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.David Milch, twórca m.in. "Deadwood" dobrze to opisuje.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.유명 방송 프로그램 "데드우드(Deadwood)"의 제작자인 데이비드 밀치(David Milch)는 이에 대해서 명쾌한 의견을 갖고 있습니다.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.לדיוויד מילץ', היוצר של "דדווד" וסדרות מדהימות אחרות, יש תיאור ממש טוב למצב הזה.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.ديفيد ميلش مؤسس "ديدوود" وبرامج تلفزيونية أخرى شيقة لديه توصيف جيد لهذا.
"Deadwood" ve benzeri TV programlarının yaratıcısı, David Milch'in bu konuda güzel bir açıklaması var.これを上手く説明します 彼は
Denetim planlama bildirimi ve denetim programları, sorumlu denetim grubunun onayına sunulur.Az ellenőrzési tervet és az ellenőrzési programot az illetékes ellenőrzési csoport vezetője hagyja jóvá.
Denetim planlama bildirimi ve denetim programları, sorumlu denetim grubunun onayına sunulur.Granskningsplaner och granskningsprogram överlämnas för godkännandetill den ansvariga revisionsgruppen.
Denetim planlama bildirimi ve denetim programları, sorumlu denetim grubunun onayına sunulur.Les plans d'enquête et les programmes d'audit sont soumis à l'approbationdu groupe d'audit responsable.
Denetim planlama bildirimi ve denetim programları, sorumlu denetim grubunun onayına sunulur.Planurile ルi programele de audit sunt prezentate spre aprobare grupului de audit responsabil.
Denetim planlama bildirimi ve denetim programları, sorumlu denetim grubunun onayına sunulur.Revisionsplanerne og -programmerne forelægges den ansvarlige revisionsgruppe i Retten til godkendelse.
Denetim planlama bildirimi ve denetim programları, sorumlu denetim grubunun onayına sunulur.Revizijskenačrtein revizijske programe se pošlje v odobritevodgovorni revizijski skupini.
Denetim planlama bildirimi ve denetim programları, sorumlu denetim grubunun onayına sunulur.∆ιενέργεια των ελέγων
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.A un certo livello, i benefici di questi programmi di cooperazione transfrontaliera appaiono ovvi.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Dès lors, les avantages des programmes de coopération transfrontalière semblent simples, du moins à ce niveau.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Fördelarna med dessa program för gränsöverskridande samarbete tycks därför på ett plan uppenbara.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Na jednej úrovni sa preto výhody týchto cezhraničných programov spolupráce zdajú evidentné.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Na jedné úrovni se tedy výhody z programů přeshraniční spolupráce jeví velmi zřetelně.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.På den ene side synes fordelene ved disse grænseoverskridende programmer derfor åbenbar.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Por esa causa, son evidentes los beneficios de esos programas de cooperación transfronteriza.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Por isso mesmo, torna-se mais fácil a percepção das vantagens desses programas de cooperação transfronteiriça.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Prin urmare, la un nivel, beneficiile acestor programe de cooperare transfrontalieră par evidente.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Rajatylittävien yhteistyöohjelmien paikalliset hyödyt ovat siten ilmeiset.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Tot op zekere hoogte lijken de voordelen van deze grensoverschrijdende samenwerking dus duidelijk.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Zatem na tej płaszczyźnie korzyści związane z programami współpracy transgranicznej wydają się oczywiste.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Zato se zdijo po eni strani koristi programov čezmejnega sodelovanja očitni.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Κατά συνέpiεια, τα οφέλη αυτών των piρογραάτων διασυνοριακή συνεργασία είναι piροφανή.
Dolayısıyla, belirli bir düzeyde, bu sınır ötesi işbirliği programlarının faydaları açıktır.Следователно на едно ниво ползите от тези програми за трансгранично сътрудничество изглеждат очевидни.
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.Alcune modifiche, come l' anti-aliasing, avranno effetto solo sui programmi avviati da questo momento in poi.
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.Certains changements, comme le PPP, n'affecteront que les applications démarrées à partir de maintenant.
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.DPI와 같은 일부 설정은 새로 시작한 프로그램에만 적용됩니다.
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.DPI などの一部の設定変更は、これ以降に起動されるアプリケーションにのみ反映されます。no subpixel rendering
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.Một số thay đổi như khả năng làm trơn chỉ có hiệu lực đối với các chương trình sẽ chạy.
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.Nekatere spremembe, npr. ločljivost, bodo vplivale le na novo zagnane programe.
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.Některé změny, jako např. v nastavení DPI, se projeví až po novém spuštění aplikace. no subpixel rendering
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.Niektoré zmeny ako napr. zmena DPI sa prejavia iba pre novo spustené aplikácie. no subpixel rendering
DPI gibi bazı değişiklikler sadece yeni başlayan programları etkileyecektir.Vissa ändringar såsom punkter per tum kommer endast att påverka nystartade program. no subpixel rendering