Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.Už to síce neplatí, ale našiel som profesora geológie na dôchodku, ktorý ma zobral dole.
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.Ya no lo es. Pero encontré un profesor de geología jubilado que me llevó allí.
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.Вече не е, но аз открих пенсиониран професор по геология, който ме заведе долу.
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.Зараз все змінилось, та я знайшов професора геології, який вже на пенсії. Він спустив мене вниз та сказав:
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.Сейчас уже нет, но я нашел вышедшего на пенсию профессора геологии, и он спустил меня вниз.
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.הוא כבר לא. אבל איתרתי פרופסור לגאולוגיה שפרש שיירד איתי למכרה.
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.ولكنه لم يعد كذلك ولكني وجد بروفيسور جيولوجي متقاعد وافق على أخذي إلى هناك
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.私を鉱山の中へ案内してくれる 引退した地質学教授を見つけました 「鉱山の水をいくらか持ち帰ってもいいよ」と言ってくれました
Babam bir profesördü. Annem bir idareciydi.Apám professzor volt, anyám pedig adminisztrátor.
Babam bir profesördü.Ayah saya adalah seorang profesor.
Babam bir profesördü.Bố tôi là một giáo sư.
Babam bir profesördü.Isäni oli professori.
Babam bir profesördü.아버지께서는 교수이셨고
Babam bir profesördü.Mein Vater war Hochschullehrer.
Babam bir profesördü.Mijn vader was professor.
Babam bir profesördü.Min far var professor.
Babam bir profesördü.Mio padre era un professore.
Babam bir profesördü.Moj oče je bil profesor.
Babam bir profesördü.Môj otec bol profesor.
Babam bir profesördü.Mon père était enseignant.
Babam bir profesördü.Můj otec byl profesor.
Babam bir profesördü.O meu pai era professor.
Babam bir profesördü.Tata był profesorem.
Babam bir profesördü.Tatăl meu a fost profesor.
Babam bir profesördü.Ο πατέρας μου ήταν καθηγητής.
Babam bir profesördü.Баща ми беше професор.
Babam bir profesördü.Мій батько був викладачем.
Babam bir profesördü.Мой отец был профессором.
Babam bir profesördü.אבי היה פרופסור.
Babam bir profesördü.كان والدي أستاذاً.
Babam bir profesördü.会社の理事をしていました
Bacaklarım uyuştu. Ölüyorum sandım, Profesör.Professzor, azt hittem, majd meghalok, úgy elzsibbadt a lábam.
Bacaklarım uyuştu. Ölüyorum sandım, Profesör.Νόμιζα ότι θα πεθάνω από την έλλειψη αίματος στα πόδια μου!
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Ayah saya seorang profesor di universitas dwibahasa.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Cha tôi là một tiến sĩ song ngữ ở cao đẳng.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Édesapám egy két nyelven beszélő egyetemi tanár.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Era un professore universitario bilingue.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Er war ein zweisprachiger College-Professor.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Mijn vader was een tweetalig universiteitsprofessor.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Mi padre era profesor bilingüe de Instituto.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Mon père était bilingue, c'était un professeur de faculté.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.O meu pai era um professor universitário bilingue.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Otec bol vysokoškolský učiteľ.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü. Satranç, briç ve makaleler yazmak onun hobileriydi.제 아버지는 2개 언어가 가능한 대학교수였습니다. 아버지의 취미는 체스, 브리지 카드놀이, 그리고 논평쓰기였습니다.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü. Satranç, briç ve makaleler yazmak onun hobileriydi.Min pappa var tvåspråkig högskoleprofessor, på fritiden spelade han schack, bridge och skrev debattartiklar.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü. Satranç, briç ve makaleler yazmak onun hobileriydi.Tata był dwujęzycznym profesorem akademickim.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü. Satranç, briç ve makaleler yazmak onun hobileriydi.אבי היה פרופסור דו לשוני בקולג'. התחביבים שלו היו שח, ברידג' וכתיבת טור אישי.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü. Satranç, briç ve makaleler yazmak onun hobileriydi.والدي كان أستاذا جامعيا ثنائي اللغة. هواياته كانت الشطرنج والبريدج وكتابة مقالات الرأي.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü. Satranç, briç ve makaleler yazmak onun hobileriydi.(笑)
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Táta byl vysokoškolský profesor.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Tata era profesor bilingv la universitate.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Ο μπαμπάς μου ήταν δίγλωσσος καθηγητής κολεγίου.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Баща ми бе двуезичен колежански професор.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Мій батько був професором-білінгвістом в університеті.
Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Мой отец был профессором в двуязычном университете.
Babamın başına gelen bu. Babam iki yabancı dili olan bir üniversite profesörü.Niin kävi isälleni, kaksikieliselle professorille.
Bacaklarım uyuştu. Ölüyorum sandım, Profesör.الا ادري ما التعبير باللغة العربية لكن هي عندما نشعر كأن النمل يسير في ارجلنا
Bana gelip, CNN, dedi ki, "Profesör Seligman, bize psikolojinin bugünkü durumu hakkında bilgi verir misiniz?CNN이 방문해, 제게 물었습니다. "셀리그먼 교수님, 오늘날의 심리학 상황에 대해 이야기해 주시겠습니까?
Bana gelip, CNN, dedi ki, "Profesör Seligman, bize psikolojinin bugünkü durumu hakkında bilgi verir misiniz?CNN tuli luokseni, ja he sanoivat: "Professori Seligman," "kertoisitteko meille psykologian nykytilasta?"
Bana gelip, CNN, dedi ki, "Profesör Seligman, bize psikolojinin bugünkü durumu hakkında bilgi verir misiniz?De kom till mig - CNN - och de sa, "Professor Seligman, skulle du vilja berätta om läget för psykologin idag?