Erkek kardeşim ofisine gitmeden önce gazeteye bakmayı prensip edinir.My brother makes it a rule to look over the newspaper before going to his office.
Ben prensip olarak yasağa katılıyorum fakat uygulamada oldukça zor olacak.I agree with the ban in principle, but in practice it will be extremely difficult.
Öğünler arasında asla yememeyi prensip edinirim.I make it a rule never to eat between meals.
Asla borç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Asla ödünç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Sabahleyin bir saat yürüyüş yapmayı prensip ediniyorum.I make it a rule to take a walk for an hour in the morning.
Sabah kahvaltısından önce yürümeyi prensip haline getiriyorum.I make it a rule to take a walk before breakfast.
Kahvaltıdan önce biraz egzersiz yapmayı prensip edinirim.I make it a rule to do some exercise before breakfast.
Sabah erken kalkmayı prensip edinirim.I make it a rule to get up early in the morning.
Pazar günleri onunla tenis oynamayı prensip ediniyorum.I make it a rule to play tennis with him Sundays.
Her sabah altıda kalkmayı prensip edinirim.I make it a rule to get up at six every morning.
Sabah altıda kalkmayı prensip ediniyorum.I make it a rule to get up at six in the morning.
Her gün matematik çalışmayı prensip edinirim.I make it a rule to study math every day.
Gazete okurken gözlük takmayı prensip edinmiştir.He makes it a rule to wear glasses when he reads a newspaper.
Başkan prensiplerinden vazgeçmedi.The President took a hard line.
Herkes o fikri prensip olarak kabul edecektir.Everyone will accept that idea in principle.
Ben cumartesi günü kütüphanede kitaplar okumayı prensip ediniyorum.I make it a rule to read books in the library on Saturday.
O saat on birde yatmayı prensip edinmektedir.He makes it a rule to go to bed at eleven o'clock.
O prensiplerine sadık kaldı.He remained steadfast to his principles.
O, prensiplerine sadık kalıyor.He remains loyal to his principles.
Çok fazla yemek yememeyi prensip edinir.He makes it a rule not to eat too much.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
O kahvaltıdan önce bir bardak su içmeyi prensip edinir.He makes it a rule to drink a glass of water before breakfast.
O her gün yüksek sesle okumayı bir prensip edinir.He makes it a rule to read aloud every day.
Tom Mary ile prensipte anlaştı.Tom agreed with Mary in principle.
O her gün günlüğünü yazmayı prensip edinir.He makes it a rule to write in his diary every day.
Geç saatlere kadar ayakta kalmamayı prensip edindim.I make it a rule not to stay up late.
O, bir prensip sorusu.It's a question of principle.
Bu bir prensip meselesi.It's a matter of principle.
Prensip olarak katılıyorum.I agree in principle.
Şekil değişir, ancak prensipte yalnız kalır.The form varies, but in principle you remain alone.
İnsanın prensipleri olmalı.A man must have a code.
Bu prensiplerime aykırı.That goes against my principles.
Burada tartışılan iş/enerji prensipleri elektrik iş/enerji prensiplerine benzerdir.The work/energy principles discussed here are identical to Electric work/energy principles.
Evren de, en azından prensipte, bu tip benzer bir topolojiye sahip olabilir.The universe, at least in principle, might have a similar topology.
PACS'ın çalışma prensipleri ilk olarak 1982 yılındaki radyologlar toplantısında tartışılmıştır.The principles of PACS were first discussed at meetings of radiologists in 1982.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Marco van Basten and Uwe Seeler refused to take part in the project on a point of principle.
Kısa ömürlü bir modeldir, ancak temel tasarım prensipleri başarılı 908/3 modelinde temel alınmıştır.It was a short lived model, but its basic design went on to become the successful 908/3.
1890 - William James Principles of Psychology (Psikolojinin Prensipleri) adlı yapıtını yayınladı.1890 – William James published The Principles of Psychology.
Aynı prensibe göre Yota, Rostelecom ile aynı prensipte işbirliği yapmaktadır.By the same principle Yota cooperates with Rostelecom under the same principle.
Prensipte Berkefeld filtresi ile benzerlik taşır.It is similar to the Berkefeld filter in principle.
Bu altı prensip, İslâm Peygamberi'nin arkadaşlarının hayatlarından elde edilmiştir.All these people took from the companions of the Prophet.
Bu prensip aynı zamanda bazı kimyacılar tarafından da desteklenmişti; William Hyde Wollaston.The principle was also championed by some chemists such as William Hyde Wollaston.
1947'de Tiffeneau ve Pinelli hava akışının prensiplerini açıkladı.Tiffeneau and Pinelli in 1947 described the principles of measuring airflow.
Prensip olarak ise ulaşılacak uzunluğun sınırı yoktur.In principle, there is no limit in the length it can reach.
1747 yılında Pierre Louis Maupertus mekanik dalına küçük prensipler getirmiştir.In 1747, Pierre Louis Maupertuis applied minimum principles to mechanics.
Georgios ideal ve prensiplerini giriş kısmında anlatır.George describes his ideal and principles in the preface.
Summerhill'in en önemli temel prensipler: demokrasi, eşitlik ve özgürlüktür.Summerhill School operates upon the major principles of democracy, equality and freedom.
Ayrıca İslam prensiplerinin saçma olduğunu açıkça söylemesi olayı şüphelidir.It may also be doubted that he openly declared the principles of Islam to be absurd."
Resmi olarak "Birleşik Devletler ile Japonya arasından teklif edilen ana prensiplerin taslağı"dır."OUTLINE OF PROPOSED BASIS FOR AGREEMENT BETWEEN THE UNITED STATES AND JAPAN".
Politik yeni başlangıçlar demokratik prensiplerden oluşmuştur.The administrative system is founded on democratic principles.
"Avrupa Birliği tavrını prensip bildirisiyle geçen Aralık'ta sunmuştur.The European Union set out its position in a statement of principles last December.
Kıyamet inancı İslam inancının (Akide) bir parçası ve inancın temel prensiplerinden biridir.The Security, the Security the Security from the vanishment of the faith.
Giderek artan sayıda araştırma grup dinamiği prensiplerine evrimsel psikolojiyi uygulamıştır.Increasingly, research has applied evolutionary psychology principles to group dynamics.
Bu prensip iki açıdan önemlidir.This principle is crucial in two respects.
1720-1890 yılları arasında Osmanlı mimarisi klasik dönem prensiplerinden saptı.During the years 1720–1890, Ottoman architecture deviated from the principles of classical times.
Çevre Bakanlığı tarafından belirlenmektedirler ve prensip olarak yönetilmektedirler.National Parks are designated and in principle managed by the Ministry of the Environment.
Prensipte yalnız bağımsız devletler BM üyesi olabilir.In principle, only sovereign states can become UN members.
Bu prensip elektronun birçok özelliğini açıklar.This principle explains many of the properties of electrons.
Nesne yönelimli, imperatif ve fonksiyonel programlama prensiplerine sahiptir.It supports imperative and functional programming methods.