Ana içeriğe geç
Sözlük

pratikte ile cümle

pratikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak pratikte de naif sanatçıların okulları vardır.V praxi však školy naivního umění existují.
Pratikte, rs/r oranı neredeyse her zaman çok küçüktür.V praxi je poměr rS/r často extrémně malý.
Bu, pratikte alabildiğine açılmış bir değişikliğe sebep olmuştur.Je možné, že ve skutečnosti došlo ke změnám proti tomuto zveřejněnému programu.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.Změna se však v praxi prakticky neuplatňovala.
Pratikte blok şifreleme birçok alanda değerlendirilebilir.Stavbu kosterního svalu je možné zkoumat na několika úrovních.
Fakat pratikte ismen zikredilenler 14 kadardır.Povolení však hrabě získal až 14.
Pratikte bu iki modelin karışımları kullanılmaktadır.V praxi je vhodné tyto dvě metody kombinovat.
Pratikteyse Ulusal Konseydeki (Nationalrat) çoğunluk ilişkilerinin dikkate alınması gerekir.Tím se podařilo obejít nutnost referend ve většině států EU.
Pratikte bu düşüncelerin tehlikeli olduğu kanıtlandı.Totuși în practică, s-a demonstrat că aceste concepte erau periculoase.
Ancak bunun ne kadar pratikte önemli olduğu hakkında bilimsel araştırmalar yapılmamıştır.Nu s-a constatat științific eficacitatea unor asemenea obiecte.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.În practică însă, aceste criterii nu se aplică întotdeauna.
Pratikte çok popüler olarak kullanılan anlamlılık seviyesi %5 (0,05), %1 (0,01) ve %0,1 (0.001)'dir.De obicei se alege un prag de semnificație α de 1%, 5% sau 10% (α = 0,01, 0,05 sau 0,10).
Bu şekilde çarpıklık gösteren anakütleler pratikte çok nadir bulunabilirler.Situații în care asemenea pierderi de performanță apar foarte rar în practică.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.În practică, prim-ministrul este aproape întotdeauna liderul celui mai mare partid din Congres.
Pratikte bu iki modelin karışımları kullanılmaktadır.Aici se îmbină în fapt cele două genuri.
ElGamal imza algoritması pratikte nadir kullanılır.În manuscrisele antice, ἀγάπη este folosit extrem de rar.
Halbuki pratikte veriler çok defa kusursuzca simetrik değildirler.A legtöbb hókristály nem tökéletesen szimmetrikus.
Pratikte en fazla bir defa damıtılmış su kullanılır.Legtöbbször öntözésre használják az így nyert vizet.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.Gyakorlatilag azonban semmi sem változott.
Pratikte hiç yağmur yağmaz.Eső sohasem esik.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.Käytännössä muutos ei juuri näkynyt.
Memlik Mahallesi de pratikte bu semte bağlıdır.Itse asiassa Puoluekeskus huolehtii tästä...
Pratikte blok şifreleme birçok alanda değerlendirilebilir.Mahdolliset korjaukset ohjelmakoodiin pitäisi tehdä useaan paikkaan.
Bu nedenle alt meclis olarak kabul edilse de pratikte Federal Konsey'den kesinlikle daha güçlüdür.Στην πραγματικότητα, ωστόσο, το ομοσπονδιακό συμβούλιο είναι πολύ λιγότερο ισχυρό από το εθνικό συμβούλιο.
Kuramda işler iyi gidiyor da bunu pratikte uygulamak kolay değil.Τι να κάνουμε, δεν πειράζει, φτάνει που πήγαμε καλά.
Pratikte, bir düşünce, öğretim veya liderlik biçimi olarak görülebilirler.I praksis kan de betragtes som en måde at tænke på og undervise på.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.Men i virkeligheden var det kun lidt, som ændrede sig.
Pratikte uzay boşluğunda uygulanan yapay yerçekimi, insanoğlu için henüz inşa edilmedi.Den felsiske jordskorpe, som findes nu, eksisterede endnu ikke.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.Men i virkeligheten var det lite som endret seg.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.I praksis ble ikke alltid dette respektert.
Pratikte en fazla bir defa damıtılmış su kullanılır.I praksis ble det mest brukt av infanteriet i sistnevnte utførelse.
Pratikte, rs/r oranı neredeyse her zaman çok küçüktür.Dalam prakteknya, rasio rsr adalah hampir selalu sangat kecil.
Pratikte, Genç Avrupa, maddî sıkıntılar yaşadı ve kısa süreli varlığı süresince geniş çaplı destek görmedi.Pada praktiknya, Eropa Muda tidak memiliki uang dan dukungan rakyat selama masa berdirinya yang singkat.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.Biasanya yang menjadi perdana menteri adalah ketua Partai terbesar.
Ataerkilliğin pratikte tam olarak nasıl uygulandığını ayırt etmek zordur.Do đó khó phân biệt cụ thể sự tổn thương diễn ra chính xác ở đâu.
Pratikte rS/r oranı son derece küçüktür.ほとんどの場合、rs/r は極端に小さい。
Resmi olarak her ikisi de gücü eşit olarak paylaşıyordu ancak pratikte lider Marcus Aurelius'tu.2人の皇帝は同等な権利を持っていたが、実際の政務においてはマルクス・アウレリウスが指導的な立場を握っていた。
TV4 olarak izleyicilerin pratikte aynı numaraları vardı.歌手別視聴率では4位を記録した。
Pratikte renk olarak kabul edilir.本来の色にて撮影されている。
Pratikte ise tüm organlardaki yetkililer merkezi olarak belirlenir.他方、検事は全ての種類の庁に置かれる。
Dikkat edin g'nin büyük olmasına gerek yoktur, ve pratikte genelde 2, 3 veya 5 kullanılır.注意g则不需要很大, 并且在一般的实践中通常是2或者5。
Teori ve Pratikte Halkla İlişkiler.國語運動的理論與實際。
Halbuki pratikte veriler çok defa kusursuzca simetrik değildirler.很多靈恩運動的醫病神蹟也常常難以辨識真偽。
Sıfır frekansı için verilmişlerdir; pratikte geçirgenlik genel olarak frekansın bir bir fonksiyonudur.并且,它们的设定频率为0;实际中,磁导率通常是一个频率的函数。
Pratikte ise muhtemelen kesmiyorlar.若不常則應斷。
Pratikte hiç yağmur yağmaz.다만 비가 오면 효과는 없다.
Ayrıca genellikle hükümet partisinin başı olarak pratikte önemli bir etkiye sahiptir.또한, 대개 정부의 영향권 아래 있다.
Kuramda işler iyi gidiyor da bunu pratikte uygulamak kolay değil.그런데 현실은 오히려, 그런 일일수록 제대로 하기가 어렵다.
Bu üretim pratikte çok öneme sahip değildi.최용건은 이 준비에서 거의 역할을 하지 않았다.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.בתאוריה זה היה שוויון מושלם, ואפילו בפועל זה לא היה רחוק מכך.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.במציאות, למעשה, לא הרבה השתנה.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.ראש הממשלה הוא בדרך כלל מנהיג הסיעה הגדולה ביותר בבית הנבחרים.
Pratikte, yukarıdaki doğrusal yaklaşım yalnızca belirli sıcaklık aralıklarında çalışır.צורה זאת, המסתמכת על משקל רב בלבד, פועלת רק בעוגן קבוע.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.Обикновено това е лидерът на най-голямата от избраните партии.
Genelde pratikte üç tip verici kullanılır.В практиката обикновено се защитават трите фази.
Pratikte en yetkin özyönetim deneyimi İspanya Devrimi (1936-1939) sırasında yaşandı.Jedan važan eksperiment s radničkim samoupravljem dogodio se tijekom španjolske revolucije (1936.-1939.).
Pratikte bu iki modelin karışımları kullanılmaktadır.U praksi se uvijek koristi mješavina ova dva navedena.
Pratikte doçe ve diğer asillerin katılmasıyla bileşim sayısı 17’yi buluyordu.Kerry i ja htjeli smo nadodati još 70."
Pratikte en güçlü Alman politikacıdır.Bio je najodlikovaniji njemački borac.
Resmi olarak her ikisi de gücü eşit olarak paylaşıyordu ancak pratikte lider Marcus Aurelius'tu.Oba cesarja sta bila uradno enakopravna, de facto pa je imel večjo oblast Mark Avrelij.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod