ElGamal imza algoritması pratikte nadir kullanılır.Zgoraj omenjena testa se v praksi redko uporabljata.
Pratikte yavaşlama ivmesi 5 – 6 m / sn2’dir.Merilna negotovost njunih meritev je bila ±3 · 10-5 m/s2.
F-dağılımı çok sık olarak bir test istatistiğinin sıfır hipotezi olarak pratikte kullanılır.Najbolj pogosto se porazdelitev hi-kvadrat v uporablja pri testu hi-kvadrat.
Pratikte çok popüler olarak kullanılan anlamlılık seviyesi %5 (0,05), %1 (0,01) ve %0,1 (0.001)'dir.Kartais literatūroje pasitaiko ir atvirkštinis žymėjimas (0,05; 0,01; 0,001).
Pratikteyse bu işlerle Devlet Bakanları ilgileniyordu.Vastavate küsimustega tegeles põhiliselt Riigidepartemang.
Bu dokümanları birçoğunun pratikte kullanılıp kullanılmaması hususu kargaşaya yol açmaktadır.Selle probleemi sisulist käsitlemist väldivad oma graafiõpikutes paljud.
Bu şekilde çarpıklık gösteren anakütleler pratikte çok nadir bulunabilirler.Smart arvab, et niisugune lahkarvamus saab tegelikult tekkida vähestel juhtudel.
Afrikalı liderler büyük konuşmacılar haline geldi, ancak pratikte neredeyse hiçbirşey yok."Ahora, deberíamos poder financiar nuestras necesidades básicas".
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Aber wie macht man das in der Praxis?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Ale jak tego dokonać w praktyce?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Ale v skutočnosti, ako to urobíte?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Dar în practică, cum faci asta?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?그러나 실제로 어떻게 해야할까요?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Maar in de praktijk, hoe doe je dat?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Ma in pratica come si può realizzare?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Mais en pratique, comment faire?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Mas na prática, como você faz isso?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Men hur gör man i praktiken?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Namun dalam prakteknya, bagaimana kita melakukannya?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Nhưng trên thực tế, bạn làm điều đó như thế nào?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Pero en la práctica, ¿cómo se hace?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Но как да го постигнем на практика?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?Однак, як це зробити на практиці?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?אך בפועל, איך עושים זאת?
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?لكن في الممارسة العملية , كيف تفعلوا ذلك ؟
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?どのように 人格を基に判断できるのでしょうか
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Amerikanen ontdekken zelf dat grenzeloze keuze in theorie aantrekkelijker lijkt dan in praktijk.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Amerikanere opdager selv at ubegrænsede valg lader til at være mere attraktive i teorien end i praksis.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Chiar şi americanii descoperă că opţiunile nelimitate par atractive mai degrabă în teorie decât în practică.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.I USA upptäcker man också att obegränsade valmöjligheter verkar mer attraktivt i teorin än i verkligheten.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.미국인은 스스로 '무한정된 선택'이 좀 더 매력적으로 보인다는 걸 관습적인 입장에서가 아니라 이론적인 부분에서
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Sami Američané objevují, že neomezený výběr je atraktivnější v teorii než v praxi.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Sami Amerykanie odkrywają że nieograniczony wybór jest bardziej atrakcyjny w teorii niż w praktyce.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Samotní Američania zisťujú, že neobmedzené možnosti vyzerajú krajšie v teórii ako v praxi.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Сами американцы признают, что безграничный выбор кажется более привлекательным в теории, чем на практике.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Самите американци откриват, че неограничения избор изглежда по-атрактивен на теория, отколкото на практика.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.Самі американці переконуються, що необмежений вибір привабливий радше теоретично, аніж у повсякденному житті.
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.האמריקאים בעצמם מגלים שבחירה בלתי מוגבלת נראית יותר אטרקטיבית בתיאוריה
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar.فالامريكيون نفسهم الذين يتعرضون لعدد لا متناه من الخيارات والتي تبدو اكثر جمالية نظريا
Amerikalılar limitsiz seçim sayısının teoride pratikteki halinden daha ilgi çekici olduğunu keşfediyorlar."無数の選択"という理論を 語るほうが魅力的- そう 気づき始めています
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američané mají tendenci věřit, že dosáhli jakéhosi vrcholu co do způsobu rozhodování.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američania sú náchylní veriť, že dosiahli určitý vrchol v spôsobe, ako uplatňujú možnosť voľby.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Americanii cred că au atins un soi de culme în felul în care îşi exercită libertatea de a alege.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerikanen geloven meestal dat ze een soort toppunt hebben bereikt in de manier waarop zij de keuze beoefenen.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerykanie wierzą, że osiągnęli szczyt w sztuce wyboru.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Az Amerikaiak szentül hiszik, hogy az életöröm tetőfokára értek azzal, hogy szabadon választhatnak.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Gli statunitensi tendono a credere di aver raggiunto una sorta di apice nel modo in cui esercitano la scelta.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.I USA verkar man tro att man på något sätt är bäst på hur man gör bra val.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.미국인은 그들이 선택하는 방법으로 목표에 도달했다고 믿는 경향이 있습니다.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Los estadounidenses tienden a creer que han alcanzado cierto tipo de cumbre en la forma en la que eligen.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Người Mỹ thường tin rằng họ đã đạt đến một số thứ như đỉnh cao trong cách họ chọn lựa.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Orang Amerika cenderung meyakini bahwa mereka telah mencapai puncak tertinggi dalam mengamalkan pilihan.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Os americanos tendem a acreditar que chegaram a uma espécie de auge na forma como fazem escolhas.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американците обичайно мислят, че са достигнали просветление по отношение на избора.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американці вважають, що вони досягли вершини у процесі здійснення вибору.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американцы предпочитают верить в то, что они достигли своеобразного апогея в том, как они подходят к выбору.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.האמריקאים נוטים להאמין שהם הגיעו לפסגה כלשהי באופן בו הם בוחרים.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.ان الامريكيون يعتقدون انهم وصلوا الى ذروة حرية الاختيار
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.反して 米国人は 選択術の頂点を 極めていると考えがち
Bayes Kuralı budur, ve pratikte, baktığımızda buradaki terimi hesaplamak daha kolaydır.Ez itt a Bayes szabály, és a gyakorlatban ezt itt relatív egyszerű kiszámítani.